• 5 Ekim 2018, Cuma

DEĞİŞMEYEN DEĞİŞİM FAKİRLİK

Uzun dönemdir siyasi ve ekonomik problemlerimiz aynı tartışma ekseninde gidip geliyor. Problemlerimizin teşhisleri belli ancak kimse çözüme dönük radikal başlangıçları yapamadığı için sorunlarımız hakkında konuşmaktan başka bir şey yapmıyoruz. Yapısal dönüşüm altında toplumun dönüştürülmesi gerekli ki bu tüm problemlerimizin çözümünü gerçekleştirebilsin. Ancak bu dönüşüm toplumsal sancılarla gerçekleştirilebilir. Herkes bu problemleri teşhis etmekte istekli ancak sorunun çözümüne dönük adımlara gelince tereddütler başlıyor. 1981’de yapılmış bir röportajda Rahmi Koç neler demişti:

’’Borçların geri ödenmesi bizim için en acil ve en büyük sorundur. Kendimizi daha fazla döviz kazanacak şekilde yeniden yapılandırmalıyız.’’

Sanki bugünü anlatıyor. Ancak 30 yılda konuşmaktan başka yapısal dönüşüme dair ne kadar yol alabilmişiz.

Toplumda da çözüme dönük kısa ve orta vadedeki çalkantıları göze alabilecek bir cesaret görünmüyor. O zamanda siyasi yönetimler, kısa vadede durumu idare eden politikalara yöneliyor. Topluma bu acı reçeteleri anlatacak, ikna edecek entelektüel ve liderlik sunacak kadroların iş başına gelmesi zorunluluktur. Ancak bunu olabilmesi orta ve alt seviyede yaşamaya alışmış bir toplumun refah artışını kesinlikle istemesi ve siyasete yön vermesi gerekir. Bu zorunluluk demokratik bir cumhuriyetle yönetilmemizden kaynaklanmaktadır. Bugün toplumu temsil eden tüm sivil toplum örgütleri, meslek örgütleri ve sendikalar ideolojik çıkmazlardan kurtularak, siyasetten somut yapısal problemlerin çözümüne dönük isteklerde bulunmalı ve toplumu bu yönde motive etmelidirler. Yoksa bir 30 yıl daha bu masallarla uyutulan ve para politikalarıyla oyalanan bir sistemin içinde fakir kalmaya devam ederiz. Senelerdir bize daha çok sermaye birikimi sağlayacak olan üretime dönük bir ekonomik yapının en çok ihtiyaç duyduğu insan kaynağını yetiştirmekte sorunlar yaşıyoruz. Toplumun büyük bir kesimi hizmet sektörünün içinde üretimden kopartarak kendi fakirliğimizi kendimiz yaratıyoruz. Bu sarmaldan çıkışı da siyasetten bekliyoruz. Şu unutulmamalı ki siyasilerde bu toplumun birer parçasıdır. Toplum neye yönelirse siyasilerde o çemberde kalırlar. Artık bir kurtarıcı beklemek hayalinden kurtarıcının toplumun bilinci olduğu gerçeğini görelim. Toplumsal talep her şeydir. Toplum gerçekten bugününü yaşamaktan vazgeçip geleceğe dönük taleplerde bulunursa buna dönük kadrolarında önü açılacaktır. Yani en önemli vurgu hakikatleri bilip gerçek talepler yaratan bir toplumsal yapıdır. İşte gerçek yapısal çözümde budur. Daha ne kadar başka milletlerin refah seviyemizi belirlemesine göz yumacağız. 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
13 / 7 Açık
Yarın: 15/7 Çok bulutlu