• 6 Temmuz 2018, Cuma

KRİZ: TİCARET SAVAŞLARI

Dünyada çok ilginç gelişmeler oluyor. Kartlar yeniden karılıyor gibi gözüküyor. Gelişmiş ekonomiler ve finansal yapılar arasında ticaret savaşları yoluyla yeni bir döneme giriliyor.

Dünyadaki fazla para miktarı azalmakta, gümrük duvarlarındaki artış korumacı ekonomik yapıların öne alınmasına neden oluyor. Bu yapısal değişimler tüm ittifakları yıkarak yeni gruplaşmalara neden olacak gibi. Eski dostlar düşman, eski düşmanlar dost durumuna geçebilir.

Finansal piyasalar bu ticaret savaşları nedeniyle güvenli limanlara doğru süratle konum almaya başlamakta. Bu da gelişen ekonomilerin para bulmasının zorlaşmasına neden oluyor. Devler arasındaki bu kavga yani ticaret savaşları, bizim gibi finansal kırılganlığı yüksek olan ülkelerde büyük risklere neden olacaktır. Dünyada meydana gelen bu gerçekler üzerine yeni bir stratejiye, buna uygun dış politikalara ve planlamalara ihtiyaç var. Eski bildiklerimizle üreteceğimiz politikalar, tahribatın artmasından başka bir işe yaramaz.

2001 krizinde Türkiye’nin siyasi yönlendirilmesinde kullanılan silahlar, bu kez işe yaramayabilir. Türkiye 2001 krizden kurtulabilmek için faizleri astronomik arttırmış, parasal ihtiyacını karşılamaya çalışmıştı. Ayrıca batının bizden istediği tüm politik istekler yerine getirilmişti. Özellikle ABD’nin bölgemizde oluşturmaya çalıştığı BOP ile ilgili istekler, Türkiye tarafından yerine getirilerek bu krizden çıkılmış, ancak geleceğimiz üzerinde belirleyici olma rolümüzden vazgeçilmişti.

Bugün Türkiye krizin hafif atlatılabilmesi ve de kriz sonrası çıkış için ihtiyaç duyacağı araçları kullanabilmek adına, geleceğine ipotek koydurabilir. Ancak bunlar dahi Dünyadaki koşullardan kaynaklı işe yaramayacaktır. Batının tüm isteklerini yerine getirsek bile günü kurtaramayabiliriz. Uzun vadede problemlerimizin çözümünün korkmadan gerçekçi politikalar üretmek olacağını düşünüyorum. Değişen bu dünya düzeninde çıkarlarımıza uygun müttefiklik ilişkileri içinde olmalıyız.

Önümüzde iki yol var: Ekonomiyi batının insafına bırakırız ya da krizi göze alır dik dururuz. Bu dik duruş zordur ancak orta ve uzun vadede getirileri farklı olur. Krizse kriz! Geleceğimizi ipotek altına almak adına kaçmak, uzun vadede beka problemimizi arttıracaktır. Kendi kaderimiz adına belirleyici mi olacağız ya da finansal yapıların inisiyatifinde mi yaşayacağız. İşte bu önümüzdeki süreçte en önemli soru olarak önümüzde duruyor. Türk siyasi elitinin vereceği bu kararın halkımıza iyi anlatılması ve çocuklarımızın geleceğinin ipotek altına alınmasının önünde duvar gibi durulması gerekiyor. Dünyada her şeyin değiştiği bu dönemi iyi okumak, gücümüzü arttırmanın tek yoludur. Bunun için yeni bir strateji ve vizyonla kurgulanmış siyasi elitin devreye girmesi, bu sert iniş sonrasında gerçekleşecektir. Çıkışa inancım yüce Türk milletinin zor zamanların milleti olmasından kaynaklanmaktadır. Ne mutlu Türküm diyene. 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
35 / 12 Güneşli
Yarın: 28/12 Parçalı bulutlu