• 7 Eylül 2018, Cuma

REFAH VE BATI

Bu haftayı Italya'da geçiriyorum, bu yazıyı da buradan yazıyorum. Birçok şey anlatabilirim, ancak Euro’nun gölgesinde geçirilen zamanları anlatmak en doğrusu geldi. Zaten bildiğimiz bir şey ancak yaşarken, sonuçlarını görürken etkisi daha yoğun. Paramız pul olmuş vesselam!

Peki bu kadar hamasetin içinde gerçekten paranın değerini ne belirler diye soruyor kızım? Bende düşünüyorum gerçekten nedir diye? Dış güçlerin bir etkisi muhakkak vardır ancak ne kadar? Sonra hakikat bir şamar gibi önüme geliyor. Diş hekimliğinde kullandığımız malzemelerin büyük kısmı ithal. Demek ki diyorum paranın gücünü üretim gücümüz belirler. Gerisi lafı güzaftır. Gerçek şu ki üretim yerine rant düzeni haline dönüşmemize konjonktür izin verirken, bizde bu kolaylıktan yararlandık. Sıcak parayla yaşatılan son 10 yılın Türkiye'si, reel ekonomisini boşvermiş bir halde nefsinin peşinden koşarken, dünya konjoktründe ki değişim ile küresel piyasalardaki azalan sıcak para bizi bu hale getirmiş durumda. Bu geçmişte yapılan yanlış politikalarla kırılgan hale gelmiş bir ekonomik yapı, siyasetende elimizi zayıflatıyor. İşte sıcak paranın yarattığı bu rant ekonomisi, reel ekonomiyi boğarak bugünkü çıkmazlarımızı yaratmış gibi gözüküyor. Bu durumdan kurtulmamız için yetişmiş insan kaynağımızın niteliklerinin geliştirilmesi gerekir. Şu bilinmeli ki bu eğitim sisteminden yüksek katma değer üreten, yüksek teknoloji üretecek bir beşeri sermaye çıkmaz. Ancak bu uzun vadede gerçekleşecek bir olgu. Enerjimizi tartışmalardan kurtararak gelişim için harcamanın yoluysa, isteklerimizin çatışmalarından, istemediklerimiz ortak paydasında birleşmemizdir. Fakir yaşamak istemiyoruz! Bu anlattıklarımı somut bir olayla örneklendirmek isterim! Bugün çilek köyünde bir olay beni çok etkiledi. Sergide değişik türde dağ meyveleri vardı. Bizim TÜRK kafilesi seyretmekle yetinirken, arkadan gelen Alman kafilesi hepsini satın alıverdi. İşte hangi siyasi fikre sahip olduğuna bakılmaksızın bu refah seviyesinden hepsi yararlanabildi. Bizimde bu refah seviyesine erişebilmemiz için, bilinç seviyemizi geliştirerek hakikatler üzerine kurulacak cesaretli ve radikal politikalara ihtiyacımız var. Tüm eğitim sistemimizi üretimi destekleyecek bir hale getirmeliyiz. Teorik eğitimden, pratiğe ön açıcı bakış açılarına yönelmiş bir eğitim sistemi. Yabancı dil, Matematik ve analitik bakış açısıyla yoğrulmuş bir eğitim. Sözel ve soyut bir eğitimden, somut ve analitik bir yapıya yönelmemiz refah seviyemizin artışını sağlayan en önemli etken olacaktır. Unutmayalım ki eğitim üretim içindir. Üretirsek güçleniriz. O zaman dış güç etmeni zayıflar. Hamaset sorunlarımızı çözmeyecektir. Günü kurtarmak yerine geleceğimizi kuralım ki çocuklarımız bu eksiklikleri yaşamasınlar. Herkese İtalya’dan selamlar saygılar. 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
15 / 8 Bulutlu
Yarın: 16/9 Sağanak yağışlı