• 9 Şubat 2018, Cuma

AFRİN VE POLEMİK

Türkiye’nin Afrin’de başlattığı hareket sınırlarını güven altına alınması açısından meşruiyeti olan bir harekettir. Sınırlarının başucunda ülkemizin bekasına ve bölünmesine yönelik amaçları olan bir örgütün olmasını kabul edemeyiz. Hiçbir aklı başında bir devlet bunu kabul edemez. 2015 öncesi ele geçirilmiş bürokratik yapı ABD ile hareket ederek eski Türkiye yeni Türkiye söylemleri altında bu örgütlerin sınırımıza konuşlanmasının önü açılmıştı. Türkiye vesayetten kurtulduğu anda başına örülmek üzere olan bu ağlardan kurtulma yollarını arayarak ve bularak bugün doğru politikalara yön vermiştir.

 

Bu hareketler başka bir ülkenin topraklarında olması asabiyle meşruiyet kazanma adına bölgede yerel unsurlar ile hareket ediyor görüntüsü vermesi reel politik bir anlayıştır. Bakınız bölgede fiilen bulunan tüm ülkeler yerel güçleri yapılandırarak vesayet savaşları vermekte. Bölgedeki hiçbir gurubun bir devlet bağlantısı olmadan hareket edemeyeceği bir gerçektir. Bu gurupların demokrasi insan haklarından ne anladıklarının bir önemi olduğuna bakılmaksızın kullanılan birer aygıttan başka bir işlevi olduğu düşünülemez. Hepsi birer çete hareketi olabilir ancak tüm bu gurupların arkasındaki devletler kendi adına hareket eden bu örgütlere böyle bir şey atfetmezler her zaman karşı gurupları bu yönde suçlarlar. Türkiye de kendi tarafından desteklenerek kurulmuş ÖSO SYESİNDE Suriye’de gerçekleştireceği askeri harekâtlara uluslararası bir meşruiyet kazandırmak amacı gütmektedir. Bu gurupların esas amacı savaşın içinde güç yaratmaktan çok buranın yurttaşlarının da bu harekât içinde kullanılarak dünya kamuoyuna verilecek resimdir.

 

Burada Türkiye’nin yaptığı bu harekâtı zaafa uğratmanın en kolay yolu ÖSO’nun üzerinden yapılan yorumlar ve dünya kamuoyunda haksız ve zalimce yapılmış bir operasyon olduğunun vurgulanmasıdır. Tüm siyasi tarafların Türkiye’nin milli politikaları altında tam bir oydaşma içinde bulunması ve kutuplaştırıcı dilin bırakılması çok önemli gözüküyor. Bu operasyon ile başlayan kutuplaşma ile Türkiye’nin milli birliğinin zedelenmesi siyasi partiler üzerinden kutuplaşmanın arttırılarak ileri vadede çatışmaların arttırılması istenmekte gibi duruyor. Halkımızın siyasi parti liderlerinin yaptığı çatışmacı üslubun Türkiye’nin yararına olmadığını, savaştan ve kaostan esas zararı geniş halk kitlelerini göreceğini bilerek hareket etmeleridir. Kimseyi hain ve ötekileştirmemek üzerimizde oynanmak istenen oyunun bozulmasını sağlayacak en önemli harekettir. Halkın büyük bir kesiminin bunun bilincine varması radikalleştirilmeye çalışılan fikirlerin, zihin oyunlarının ve algı operasyonlarının halkımızı birbirine düşürmeye çalışılmasının önüne geçebilecektir. Bu polemik ve söylemlerin Suriye ‘de yapılan operasyondan yararlanılarak daha büyük hedeflere yol alınmasının basamakları olduğu akıldan çıkarılmamalıdır.

 

ALLAH vatana millete zeval vermesin. 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
39 / 20 Açık
Yarın: 39/23 Parçalı bulutlu