• 10 Kasım 2016, Perşembe

MUSTAFA KEMAL

Bugün 10 kasım.Çağını aşan büyük lider Mustafa Kemal Atatürk’ün ölüm yıl dönümü.Ruhu şad olsun.

Bugün yazımda Atatürk’ün bir çok özelliğinden,çağını aşmış ve Türk milletine çizdiği bir yol olan anayasayla bağlı yurttaşlardan oluşan mili bir devlet sistemi üzerine bir yazı kaleme almak istedim.

Öncelikle vatandaş ve millet olma kavramları üzerinde durmak isterim.Yüzyıllar boyunca devam eden heterojen yapılar üzerine oturmuş bir devlet anlayışından,bireylerin güç yaratabildiği,kimlikleriyle kendilerine alan açabilen toplulukların oluştuğu bir yüzyılın yaşandığı zamanlara geçiş ile devlet düzenleri yıkılmaya başlamıştır.Osmanlı devleti bu Saikler altında yıkılma sürecine girmiş ancak bu yıkılış batı medeniyetindeki gibi toplumda meydana gelen değişimler ile değil daha çok dışsal şoklar ile gerçekleşmeye başlamıştır.Avrupa’da meydana gelen bu büyük medeniyet tüm yapıları yıkan bir durum meydana getirmekteydi.Bireyin ön plana çıktığı ve vatandaş bilincine sahip olmaya başladığı bir sistem oluşmaktaydı.Oluşan bu yeni düzen yurttaşların devleti yönetecek bir yapıya kavuştuğu bir sistemi doğurmuştur.Artık devlet teritoryal ve homojen bir yapıya kavuşarak milli bir yapıya devinmiştir.Devlet ile toplum arasında meydana gelen bu değişimler sonucunda Anayasal sözleşmeler düzeni oluşmuştur.Güçler dengesi Avrupa’da  Aristokratlar,kral,kilise üçleminden çıkarak,burjuvazi tarafından desteklenen yurttaşlar tarafına geçmiştir.

Osmanlı ve diğer batı dışı devletlerdeki durumda ise bu gelişimsel olaylara toplumun gelememesi nedeniyle içsel bir değişimin oluşamaması ile sonuçlanmaktadır.Daha çok dışsal etmenler ile yani batı medeniyetinin oluşturduğu metafor nedeniyle oluşan değişimler gözlenmekteydi.Osmanlı devlet erklerinin yani saltanat,ulema gibi sınıfların bu yıkılışın önünde durmaya çalışmaları hiç bir şey sağlayamamış olmalarının yanında toplumun daha da geriye gitmesine neden olmaktadır.Osmanlını son dönemlerinde az sayıda da olsa oluşmuş olan modern kurumlarda yetişmiş bir siyasi elit oluşmuştur.Bu siyasi elit o dönemde Jön Türkler olarak adlandırılmaktadır.Bu ekip halkın talebi olmamasına rağmen Devletin yeniden şekillendirilmesi ve milletin kendini yönetmesi adına çalışmalar yapmaktadırlar.Tolum ile Devlet arasında yapılması gereken sözleme yerine,bu siyasi elit ile devlet arasında meydana gelen bir mücadeleye dönüşen olaylar silsilesi oluşmuştur.Özelde Abdülhamit  yapıda saltanat ve ulemayla yapılan bir mücadeledir bu.Türkiye cumhuriyetini kuran bu siyasi elit halka rağmen,halk için çağın gerektirdiği milletleşme sürecini oluşturmaya çalışmıştır.Bugün bile yaşadığımız bu demokratik problemlerin ana yapısını bu olgunluğa erişemeyen nitelikli toplumsal yapıların oluşturduğunu söyleyebiliriz.Atatürk’ün çağını aşan bir lider olmasının temelinde,toplumun hala gelemediği sonuçları onun için yapmaya çalışmasında ve Milletin bekası için gerekli yapıların hayata geçirilmesinde aramak gerekir.Oluşan bu milli devlet anayasal bir düzen üzerine oturmuş,etnik ve dini Saiklerle oluşan heterojen bir yapıdan,homojen bir devlet yapısına geçişin önünü açmıştır.Vatandaş bilinciyle devlet ile toplum arasında yapılacak olan bu toplumsal sözleşme,devletin bir bütün halinde sınırları belirgin bir yapıya kavuşmasının ve devamının sağlanmasın için gerekli ve zorunlu bir şart gibi gözüküyor.

Maalesef günümüzde bölgemizde meydana gelen olayların ana temelinin milletleşme sürecinin tamamlanmamasından doğduğunu düşünmekteyim.Bu problemlerden uzak kalabilmemizin yegane yolunun milli devlet yapımızın ve anayasal çerçevemizin güçlendirilmesinden geçtiği aşikardır.

Ölümünün 78 yılında Atatürk’ü anlamak bugün için problemlerimizin çözümünde önemli gözüküyor.Ruhun şad olsun yüce atam

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
13 / 7 Açık
Yarın: 15/7 Çok bulutlu