• 10 Kasım 2017, Cuma

ESKİ TÜRKİYE

Türkiye son yıllarda yaşanan gelişmeler neticesinde parasını açıkça olmasa da devalüasyona uğratmış olduğunu göstermektedir. Son on yılda elde ettiği kazanımların büyük bir kısmını kaybetme derecesine girmiş durumda. On yılda oluşturduğu iç ve dış politikaların tamamından geriye dönüş yaşanmıştır. Söylemler eski Türkiye’den yeni Türkiye’ye geçiş tekrar eski Türkiye ye dönüş olarak gerçekleşmiş durumda. Bu politikalardan geriye dönüş büyük bir zaman ve para kaybına yol açmıştır. Şu an yaşadıklarımız bu dönüşümün mimarları olan tüm askeri ve sivil bürokrasinin tasfiye süreci gibi gözüküyor. Bölgemizdeki son gelişmeler gösteriyor ki Türkiye’nin yanlış politikalar seçmesinin faturasını hem bölge hem kendimiz ödüyoruz. Bu dönüşüm sırasında oluşan ekonomik faturayı paranın değer kaybetmesi sonucu geniş halk kitleleri fakirleşme ile ödemektedir. Esnafın, işçinin, çiftçinin üzerinde yük her geçen gün artmaktadır. Doların son durumu büyük bir devalüasyonu işaret etmektedir. Her şeye zam üstüne zam gelmekte, Türkiye’nin alt ve orta tabakalarında yaşanan fakirleşme kendini yavaş yavaş belli etmeye başlamaktadır.

Büyük Ortadoğu politikalarıyla Türkiye’ye verilen bölgesel bir güç olma yalanı patlamış, altında hem bölge hem halkımız kalmıştır. ABD patentli bu plan Türkiye’nin devre dışı kalmasına rağmen revizyonlarla devam etmekte ve kaosun artması yönünde ABD çabaları gözlemlenmektedir. Suudi Arabistan’da meydana gelen değişimler önümüzdeki en büyük kaos olan İran savaşına doğru hızla yol almakta olduğumuzu gösteriyor. Türkiye’yi önümüzdeki dönem çok daha zorlu süreçler beklemektedir. Milli güçlerin bu süreç zarfında çok daha güçlü bir şekilde konum almaları ve yönetimlerde söz sahibi olmaları zorunluluk arz etmektedir. Türkiye federasyondan son anda dönmüş ve üniter yapısını koruyabilmiş ve ABD patentli bir bürokrasiden kurtulmuştur. Kuruluş ilkelerini savunan bürokrasinin kazandığı bu savaşın siyaset tablosuna da yansıması önümüzdeki süreçleri sağlıklı bir şekilde idare edebilmemiz için zorunluluktur. Gördüğümüz bu zararın bununla sınırlı kalması için daha gerçekçi ve milli politikalara ihtiyacımız olduğu görünür bir gerçektir. Önümüzdeki dönemde planlanan İran savaşı çok daha güçlü bir yönetime ve toplumsal oydaşmaya ihtiyacımız olduğunu gösteriyor. Halkımızın daha çok fakirleşmek istemiyorsa duygusal kararlar vermekten çok gerçekçi kararlar vermesine ihtiyaç duymaktayız. Türk siyasetinin kurumsal yapısının debisini arttırarak daha güçlü politikalar oluşturabilmesi her zamankinden daha çok ihtiyaç duyduğumuz sağlam duruşun temelini oluşturacaktır. 2019 seçimleri Türkiye’nin vereceği en önemli karar olarak hem bölgemizin hem halkımızın durumunu belirleyen en önemli sonuç olacaktır. Kararımızı verirken terör örgütleri özellikle FETÖ hakkında politikaları, önümüzdeki süreçte dış politikalar hakkında fikirleri iyi çek edilerek İran savaşının önümüzde durduğu düşünülmeli ve milli politikaları uygulayabileceği düşünülen partilere yol alınmalıdır. 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
12 / 0 Açık
Yarın: 17/2 Güneşli