• 12 Mayıs 2016, Perşembe

Tarihin sonu

Avrupa da 1648 Vestfalya ile başlayan ulus devletler barışı, batı medeniyetinin dünya hegemonyasının öncüllerini meydana getirmişti. Başlayan Rönesanslar Avrupa’nın Roma medeniyetini başat alan aydınlanma çağını canlandırmıştı. Bizim için en parlak yüzyıllar olan ortaçağ, batı için karanlık çağı ifade etmekteydi. Rönesans; Roma Medeniyetinin meydana getirdiği Avrupa kültürünün ve dünyayı algılamadaki bakış açısının canlanmasını ifade etmektedir.

Sanat, kültür, bilim, felsefe alanındaki gelişmeler yanında, Roma barışı yada dünyaya düzen verecek bakış açısı yazmak istediğim konuyla daha yakından alakalıdır. Roma’nın meydana getirdiği bireysel hukuk, yalnız Roma vatandaşları için geçerli olan kanunlardan meydana gelmekteydi. Roma dünyayı Romalılar ve ötekiler, yani barbarlar olarak niteleyen bir bakış açısına sahiptir. Devlet hukuku açısındansa, yaşanan büyük mücadeleler sonucu Avrupa devletleri arasında oluşan uluslararası hukuktan söz edilebilir. Burada da 17. Yy’dan başlayarak 18-19 yy. boyunca olgunlaşan Avrupa hukuku batı medeniyet dairesindeki devletler için geçerlidir. Roma’dan alınan bu mantıkla batı medeniyeti, insanoğlunun geldiği en son ve en büyük medeniyet olduğunu savunmaktadır. Dünyada meydana gelmiş tüm medeniyetler bu tarihi sonucun oluşması için vardırlar. İnsanlık tarihi batı için ilerlemelerden oluşan bir süreci ifade etmektedir. Dünyanın diğer tüm medeniyetleri ise anlık kültürel devinimler yaratarak batının gelişimi için katkı sağlayan tekerrürlerden ibarettir. Bunu şöyle ifade etmektedirler;

‘’Tarih Avrupalılar için bir ilerlemeyi ifade eder ancak barbarlar için tarih tekerrür eder’’.

Batının bu düşünce tarzına oryantalizm denilmektedir. Dünyada insanoğlunun oluşturduğu tarih mirasının toplamı ve sonu batı medeniyetidir. Oryantalist bakış açısıyla meydana getirdikleri bu tarihin sonu mantığı, batı dışındaki her düşünüş ve hareketin yok edilmesi ve ezilmesi içgüdüsünü yaratmaktadır. Barbar kavimlerin medenileştirilmesi dürtüleriyle oluşan bu yapı, dünyadaki diğer halkların sömürülmesi, emperyal ve mandacı bakış açılarıyla iç savaşlara, bölgesel ve dünya savaşlarına sürüklenmesine neden olmaktadır. Batı medeniyetinin meydana getirdiği sosyokültürel gelişimin ve teknolojik alt yapı ile meydana gelen refahın dünya sathına yayılmasını engellemektedir. Dünyayı İşçiler, hammadde sağlayanlar, askerler, pazarlar gibi iş bölümlerine ayıran bir düşünüşün 21.yy da insanlığı getirdiği sonuç; kitlesel katliamlara dönüşen ve insanlık onurunun kaybedildiği savaşlarla sonuçlanmaktadır. İnsanlığın teknolojik olarak büyüdüğü ancak ruhani yönlerinin törpülendiği bir yüzyıl olma durumu gözükmektedir. Dünyadaki kadim medeniyetlerin sahipleri olan halkların, dünyaya ve insanlığa kurulmuş olan bu bakış açısını iyi anlayarak tekrar ayağa kalkması ve insani yönetişimler oluşturabilmesi elzem gözükmektedir.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
38 / 23 Az bulutlu
Yarın: 37/22 Az bulutlu