• 13 Ekim 2016, Perşembe

AKADEMİ

 

Akademi Platon’un okulunun ismidir. Girişte ‘’Matematik bilmeyen giremez’’ yazardı. Burada vurgu matematiğin mantık vurgusudur. Gelişmiş bir mantık bütün bilimlerin ana temelini teşkil eden bir kavramdır.

Bugün bildiğimiz modern manada Batıda meydana gelmeye başlayan Akdeminin tekrar keşfi ile yeni üniversiteler 17.yy’da oluşmaya başlamıştır. Bunlardan en üst noktasını oluşturduğunu düşündüğüm Harvard üniversitesidir. 30 yıl savaşlarının bitmek üzere olduğu ve Batı medeniyetinin ilk dönem Rönesans hareketlerinin başladığı 1636 yılında yani 380 yıl önce kurulmuştur. Bugün dünyadaki en iyi üniversiteler bu kurumsal yapıdan başat alan Anglo sakson menşeylidir. En iyi 20 üniversitenin ilk sıralarında bu yapı ön plandadır.

Batıda bugün için meydana gelen gücün ana itici kuvvetini oluşturan akademiler, tarihi arka plan ile geleceğe yön veren, mantığı öne alarak bilgiyi ileri yüksek teknoloji üreten bir yapıya kavuşturan kurumlara dönüştürmüşlerdir. Yeni teknolojik gelişmelere ayırdığı arge harcamaları ile elde ettiği gelişimi pazarlayan, büyük bir kaynağa dönüşmüş yapılar halini almış bir akademik dünya ile karşı karşıyayız. Mesela Harvard üniversitesinin yıllık geliri yaklaşık 30 milyar dolar(100 milyar TL) civarındadır. Bunun gibi İngiltere ve ABD’de bu bütçelere sahip 20 üniversite daha sayabiliriz. Bu elde edilen gelirle daha iyi bir alt yapıya kavuşan üniversiteler büyük bir güç yaratabilmektedirler. Elde edilen bu büyük ivme toplumun refahının artışında kullanılarak güçlü bir medeniyet oluşturmakta, Dünyanın geri kalan kısmına tahakküm edilebilmesini sağlamaktadır.

Türkiye’deki üniversitelerin durumu ise Harvard üniversitesinin bütçesinin ¼ kadardır. Tüm üniversitelerimizin toplam bütçesi yaklaşık 8 milyar dolar (25 milyar TL) kadardır. Tabi bu bütçenin ne kadarı gerçekte Arge harcamalarına ayrılabiliyor bu da başka bir soru işareti. Halimiz dünyadaki 1000 üniversite arasına 18 üniversitenin girebilmiş olmasıyla ortadadır. En iyi üniversitemiz bu sıralamada 300-600 sınırı arasında bulunabiliyor.

Şu anda Türkiye’de 185 üniversite bulunmaktadır ve bunlardan alt sıralarda da olsa yalnız 18 tanesi 1000 üniversite arasına girebilmektedir. Akademik mantığın yakalanabileceği, Liyakat ve akademik hiyerarşi arasındaki denge üzerinde yükselebilecek bir yapının oluşabilmesi, siyasetin üniversiteler üzerindeki vesayetinin ne kadar olduğuyla bağlantılı gözükmektedir. Artık gölgelerin değil gerçeklerin boyunun ortaya çıktığı bir halin elde edilmesi önem arz ediyor. Gelişmiş Batı medeniyetiyle aramızdaki mesafenin iyi anlaşılarak slogan söylemlerin yerine gerçekçi bakış açılarının elde edilmesi elzemdir. Geçek manada Akademilerin, özerk ve bilimsel düşünce üzerine kurulabilmesi, geliştirilebilmesi önümüzdeki yüzyılların Türkiye için daha yüksek standartlarda geçmesini sağlayacağını düşünüyorum.

saygılarımla

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
12 / 7 Bulutlu
Yarın: 16/9 Çok bulutlu