• 17 Kasım 2016, Perşembe

YALNIZLAŞMA

Kafamda deli sorular! 90 yıllık dış politikamızın temel taşlarından olan batı ile stratejik yakınlaşma politikasındaki geri dönüşte ne kadar AB, ne kadar ABD,ne kadar bizim etkimiz var? Oluşan yenidünya düzeninde Üst akıl Türkiye'ye nasıl bir rol biçmiş olabilir? ABD’nin bölgede bize biçtiği ve istediği tüm rolleri yapan bir Türkiye, bölge ve iç kamuoyuna ne kadar inandırıcı gelecektir? Açılan bu pandoranın kutusundan acaba bize daha neler çıkacaktır? Sonu belli olmayan bu macera nerede duracak? Bunun gibi hamasetten soyutlandığında gerçekten sorulacak çok soru var. Reel politik gerçekler ortada iken bu kadar romantizm hayra alamet gibi durmuyor.

 

Türkiye’nin sürüklendiği yalnızlaşma politikası ve 20.yy başında büyük güçler arasında oluşan paylaşım savaşlarının oyun sahasına dönüşmüş, zayıflatılmış bir Osmanlı coğrafyasının figüranı halini almaktayız.

 

Batı medeniyetinin aklındaki oryantalist bakış açılarından biri olan tarihin barbarlar için tekerrür ettiği inancı üzerine kurdukları oyunu, 100 yıl sonra tekrar kurmaya çalışmasını acaba kabul edecek miyiz? Siyasi elitimiz bu yeni oyundan Türkiye’yi çıkarmada ne kadar maharet gösterecek ve daha da önemlisi artık gelişmiş bir toplum haline dönüştüğünü düşünmek istediğim Türk halkı nasıl bir tepki verecek?

 

Türkiye siyasi yapısının dillendirmeye başladığı batı medeniyetinden uzaklaşarak bölgede savaş çığlıkları atan bir yapıya doğru geçişimizde bilinmelidir ki, bizi oyuna sürenler yine batının kendisi olabilir. Daha önce yazdığım savaş çığlıkları 1-2 de detaylarını verdiğim bu büyük oyunu oynamama şansımız acaba ne kadar? Bilmeliyiz ki bundan 100 yıl önce oluşturulan doğu sorunu diye söylenen oyundan Osmanlıyı çıkarabilecek Milliyetçi, entelektüel, cesaretli bir kadronun bugün olup olmadığı konusunda da tereddütlerim var. Çok daha gelişmiş bir halde olmamıza rağmen daha sloganik ve içi boş siyasi kadroların ön planda olması gücümüzü kat kat azaltmaktadır.

 

Bu büyük oyundan kurtulabilmemizde siyaset yapıcılarının yanında toplumunda yapabilecekleri olduğunu düşünüyorum. Daha detaylara girmeden halkımıza şunu söylemek isterim ki ne sağcı ne solcu elimizde olan tek şey vatan. Düşünürken ve olaylar konusunda anlamaya çalışırken birkaç önerim olabilir. Şunu iyi bilelim ki bizim kültürümüzün bir desturu vardır. İmamı Gazali derki; “Birbirinizi uyarın, anlatın ancak hamaset yapmayın. Çünkü hamaset sizi yanlışa götürür.” Kendimizi dev aynasında gösteren hamasetler yönlendirilme amaçlıdır. Bulunduğumuz hali ne küçük görelim ne de olduğumuzdan daha güçlü olduğumuzu düşünelim. Gücümüzden fazla gösteren söylemler bilelim ki bölgesel savaşın içine girmemizi isteyen ABD ve AB planlarına yardımcı olur. Toplum olarak bilmeliyiz ki çıkacak savaştan kazanan Türkiye olmayacaktır. Toplum olarak daha aklıselim davranmak, ayıran değil birleştiren söylemleri zorlayan bir baskı oluşturmak elimizdeki en büyük silahtır. Bu baskı siyaseti reel politik yapıya uygun tavır alabilecek ve denge politikalarıyla Türkiye’yi rahatlatabilecek bir kadronun desteklenmesi üzerine oturmalıdır. Toplumsal uzlaşı kültürümüzü arttırmaya çalışmamız siyasetinde reel politik üzerine oturmasına zemin hazırlayacaktır. O yüzden toplum olarak siyaset yapıcıları denge politikaları gütmeye zorlamalıdır. Agresif  politikaların emperyalistlere hizmet edeceğini aklımızdan  çıkarmamalıyız. Şuan ihtiyacımız olan yegane durum toplumu dizayn eden siyaset yerine, siyaseti dizayn edebilen toplumsal yapıdır. Yalnızlaşma politikalarından vazgeçerek çağdaş dünyayla bağlantılarımızı kuvvetlendirmeye çalışmak ve denge politikaları gütmek alacağımız zararları en alt seviyeye indirgeyebilir. Unutmayalım ki bölgemizdeki gelişmeler 3.dünya harbi halini almış ve çok denklemli ve karmaşık ilişkiler biçimine devinmiştir.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
11 / 2 Parçalı bulutlu
Yarın: 8/1 Aralıklı gökgürültülü yağış