• 19 Ocak 2018, Cuma

İÇ SİYASİ POLEMİK

Bir haftadır Türk siyasal hayatı üzerine düşünüyor ve geçmişi okuyorum. Geçmişte yaşanan bunca çalkantılı, şiddetli ve çatışmacı bir iç siyasal hayat ne getirdi, ne götürdü? Yıllarca verilen ideolojik kavgalar, iktidar kavgaları, polemikler, sen ben kavgaları! Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana halkın ekmeğinden aşından birikimleri ile okuttuğu siyasetçi ve bürokratlar, halktan aldıklarının halka nasıl verilmesi gerektiği üzerine mi düşünmüşlerdi? Bu bir muamma. Tüm siyasal yaşam ve onun itici gücünü yaratacak olan askeri ve sivil bürokrasinin ana görevi olan halkın refah düzeyinin arttırılması çalışmaları yerine soyut kavram savaşları! Halkın gündemini karıştırarak esas hedefin gözden kaçırılma polemikleri. İşte size Türkiye siyasal hayatı. Çatışmalar, açılan, kapatılan partiler darbeler, mağdurlar, sonunda fakirleşmiş bir halk ve beka problemiyle devinen bir ülke.

 

Dünyada üretilen ekonomik pastadan alınacak payın ve kendi milletlerinin daha iyi bir hayat sürmesinin sağlanması, modern devletin esasını teşkil etmektedir. Son yüzyılın tüm modern kavramları daha iyi bir yaşam standardının yakalanması adına çalışmaktadır. En azında gelişmiş ülkeler bu yapı üzerinden siyaseti ve bürokrasisini yapılandırmış durumdadır. Gelişmiş batı medeniyeti ilk sanayi devrimini gerçekleştirdikleri yüzyılda, daha iyi ve ferah bir toplum yaratmak adına kavramlar geliştirmiş ve bunun içsel çatışmalarını vererek bugünkü refah toplumunu yaratmayı başarmışlardı. Gelişmemiş ülkelere de bu kavramların somut yapılarının çatışmasından çok, soyut ve gerçeklikten uzak nutuklarla bezenmiş savaşını ihraç ederek oyalanmaları sağlanmıştır.

 

Bu bağlamdan baktığımda Türk siyasal hareketlerini bu sığ çekişmeler içinde somut ve ön açıcı politikalardan uzak bir halde görüyorum. Bu çatışmalar esas problemimiz olan gelişim sıkıntılarından uzaklaşarak oyalayan polemikler halinde geri kalmışlığımıza destek veren yapılar halini alıyor. 90 yıldır yaşadığımız iç politika savaşlarının bugün bize getirisi ne olmuştur? Siyasal çatışmaların ideolojileri içinde 70.sırada yaşayan bir Türkiye yaratmaktan başka elimize ne geçmiştir? Partizanlıklar, lider sultaları gelişmekte olan bir ülkeden hala gelişmekte olan bir ülke halinde kalmamıza yol açmasından başka ne işe yaramıştır. Bu yapı içinde konuşanların çok olduğu, üretenlerinse az olduğu bir ülke durumundayız? Çalışanların en memnuniyetinin düşük olduğu, refahın zayıf kaldığı bir ülke konumunda değil miyiz? Çok ilgi çekici: 80 darbesinde yargılamalar sırasında çalışma yaşında bir gence kimlik tespiti sırasında ne iş yaptığı soruluyor. Gencin verdiği cevap devrimciyim yetmez mi? Bugünde mesleklerin değer yaratmadığı başkanlarla dolu bir memleket görünümü almış durumundayız?

 

Siyaset laf üretmek yerine iş üreten bir hal almadığı sürece, polemik ve çatışma üreten bir yapı içinde geri kalmışlığımıza katkı sağlamaktan başka işe yaramaz. Hamaseti nutuklar, düşman edebiyatı ile dolu masallar yerine, somut ve nasıl refahtan pay alabilen, üretken bir toplum halini alırızı siyasetin temeline oturtmak zorundayız. Düşmanlık ve çatışma lafları üretmek bilinmelidir ki 90 yıldır bu memleketin uyutulmasına neden olmuştur. Türkiye’nin bu halinin sebeplerinden biride bu kavram buhranları içinde kalmış bireysel çatışmaların sığlığı altında yönetilemeyen siyasi ve bürokratik yapıdır.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
30 / 16 Parçalı bulutlu
Yarın: 30/16 Gökgürültülü sağanak yağış