• 19 Mayıs 2016, Perşembe

Yenidünya düzeni

Soğuk savaşın sona ermesiyle dünya düzeninde tek kutuplu bir dünyaya doğru bir gidişin bulunduğu düşünülmekteydi. ABD kendini dünyanın tek jandarması ve küresel imparatorluğu olarak nitelendirmekteydi. Buna karşı gelişmiş ülkelerde meydana gelen reaksiyoner hareketler oluşmuştur. Özellikle Almanya özelinde AB ve Japonya’da meydana gelen tepkiler bu küresel imparatorluğun ekonomik ve teknolojik olarak meydana getirdikleri refah artışının ABD tarafından tek taraflı sömürülmesine karşı oluşmuştur. 1990’lar soğuk savaşın bitimindeki 10 yıl ABD ve diğer gelişmiş güçler arasındaki psikolojik savaş boyutunda devam etmekteydi. 11 Eylül 2001 saldırısıyla ABD bu tepkilere rest çekerek yeni bir dünya düzeni sloganıyla yola çıkmıştır. Bu yenidünya düzeni ile yeni bir düşman yaratılması ve gelişmiş batı ülkelerine meydan okuyan bir güç meydana getirilmiş ve bunun önünde durabilecek tek güç olarak da ABD gösterilmiştir.

             ABD’nin dünyaya ve özelde müttefiklerine hegemonyasının devam ettirilmesi için telkinlerde bulunmuştur. Orta doğuda meydana gelen gelişmeler ile batı dünyasına yeni bir düşman üretilmiştir. İslam adı altında büyük düşman. ABD dünyaya ve gelişmiş ülkelere siyasal İslam tehlikesiyle tehdit etmektedir. Buna karşılık gelişmiş ülkeler bunun önünde durmaya çalışmaktadırlar. Ortadoğu’da on yıllardır süren savaşta kazanan yoktur. ABD ve karşıtlarının güç mücadeleleri vardır.

Türkiye bölgenin kilit alanında bulunması nedeniyle olaylardan en fazla etkilenen batı müttefikidir. 11 Eylül olayıyla beraber ABD’nin çektiği ‘’ya bizdensiniz ya düşmansınız’’ restine karşılık Türkiye denge politikasından ödün vererek ABD güdümüne girmiş durumundadır. Bunun Türkiye’ye kazandırdıkları ve kaybettirdikleri vardır. Bu zor durum karşısında Türkiye kendi iç politikasını ABD hegemonyasına yakınlaştırma durumunda kalarak,  iç siyasi buhranlar yaşamıştır. Askeri ve siyasi bürokrasisini dengeden ABD’ye kaydırmak zorunda kalmıştır. Şimdilerde ABD’nin bölgede bazı çıkmazlar içerisine girmesi ve gelişmiş batı ülkelerinin bazı kazanımlarda bulunması ile birlikte ABD küçük geri adımlar atmıştır. Buda Türkiye’nin denge politikası oluşturmaması nedeniyle zarara uğramasına neden olmaktadır. Suriye’deki savaşın erken biteceğini düşünen Türkiye ABD’nin bölgede başarılı olamaması nedeniyle uzayan savaştan 3.000.000 mülteciyle baş etmek durumunda kalmıştır. Dünya düzeninin geleceği kesinlikle belirsizdir. Fakat dış hatlarını halkların mücadelesi ve dünya liderlerinin cesaretli davranışlarını belirleyeceği ortadadır. Ankara bundan sonrası için ABD ve AB arasında dengeli bir politika izleyeceği siyasi, askeri ve sivil bürokrasisini devreye sokmalıdır. Artık Türkiye çantada keklik olmaktan çıkmalıdır. Dünya küresel bir imparatorluğa doğru değil,  bölgesel ve küresel dengelerin oluşturduğu bir yapıya doğru geçmektedir. Türkiye’miz burada AB’den uzaklaşmak yerine ABD’ye karşı bir denge unsuru olarak yakınlaşması gerekiyor.

Türkiye hükümeti açısından ABD ve AB’ye eşit mesafede bir diplomasi belirlemesi ve sonunda ülkedeki yabancı üslerin kademe kademe kapatılmasına gidilmesi gerekmektedir. O yüzden yeni bir siyasi profil ve bakış açısına Türkiye’nin ivedilikle ihtiyacı vardır.            

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
9 / 0 Az bulutlu
Yarın: 13/7 Sağanak yağışlı