• 21 Eylül 2018, Cuma

GERÇEKLİKTEN KOPUŞ

Dünyaya ve kendimize bakış açımız aslında sorunlara üreteceğimiz çözümlerinde aynası gibi. Ne kadar gerçekçi bir bakış açısına sahip olabilirsek, o kadarda çözüme yaklaşmış olabiliriz. Toplumun bütününün bu gerçekçi bakış açısına sahip olması beklenmese de, özellikle siyasi elit ve onu besleyecek entelektüellerin durumu çok önemli gözüküyor. Şunu biliyoruz ki politikalar belirli bir zaman diliminde, siyasi elitler tarafından belirli bir dönemin konjonktürü göze alınarak yapılacaktır. Tabiidir ki dönemini iyi gözlemleyen ve gerçekçi olan bir siyasi ve entelektüel yapı, sorunlarımızı çözecek ve toplumsal refaha ön açacaktır. Yani her şeyin gücü insanların elindedir. İyi yetişmiş bir insan kaynağına sahip toplum daha iyi şartlarda yaşayabilecektir. Bugün yaşadığımız ve çözemediğimiz birçok problemin ana kaynağını acaba bilgisizlik mi, yoksa gerçeklikten uzaklaşmamız mı oluşturmaktadır. Bence bilgisizlik güvensizliğe neden olabilir, ancak esas korku ve endişe verici olansa gerçeklikten kopuşumuzdur. Yani Türkiye’de ana problem, üst bürokratik yapıdaki gerçeklik kopuşudur. Zaten toplumun çok geniş kesimleri uzun zamandır bu gerçeklikten uzaklaşmış bir halde yaşatılmaktaydı. Ancak bürokrasinin ve entelektüellerin toplumun içinden seçilmiş bir grup olması asabiyle, bu hastalık yönetim yapısına da sıçramış gibi duruyor. Reel politik hamlelerin uzun zamandır alınamaması ve hamaseti nutuklarla idare edilmemiz, sorunların büyüyerek önümüze gelmesine neden oluyor. Soğuk savaş döneminde de durum buydu, ancak dünyadaki gelişmeler ve durgun bir yapının içinde bulunuşumuz idare edebilmemizi sağlamaktaydı. Dünya siyasetindeki değişimle beraber, çok kutuplu ve her açıdan düşünülmesi gereken bir yapının içine girmemiz durumumuzu ortaya sermiştir.

Bu durumdan çıkış o kadarda kolay değildir ancak çaresizde değiliz. Türkiye’nin çözülemeyecek problemi yoktur, problem siyasidir. Ancak buradan şu siyasi parti bu siyasi parti anlaşılmasın, söylemek istediğim tüm siyasi hareketler, politikaların belirlenmesinde güç yaratabilecek tüm kurumsal yapıları ifade ediyorum. Yani siyasi partiler, devlet kurumları, bürokratik yapı, meslek örgütleri, sivil toplum yapıları, medya gibi toplumsal yapılar. Tüm bu kurumların başında bulunan elitlerin ana sorunu bilgisizlik değil, gerçeklikten kopuk bakış açılarıdır. İktidarı ve muhalefeti bu sarmalın içinde kendi gerçekliklerini yaşamaktadır. Oysaki hakikat kendini refahtan pay alamayan bir toplumla göstermekte. Bu bakış açısı devam ettikçe sorunlarımız büyüyerek önümüze gelecektir. Gerçeklikten kopuşumuzun iki göstergesi olduğunu düşünüyorum; inkar ve kibir. Türkiye’nin yeni politikası; inkar ve kibir! Dünyadaki değişimleri görememek inkar etmemize neden olurken, kibrimizde tedbir alamamamızı sağlıyor. Bu sarmaldan çıkış; siyaseti bir duygusal saik olarak gören bir yapıdan, siyaseti bir bilim olarak görebilecek beşeri yapıya geçmemiz elzemdir. Bu bize gerçekliği sağlayacak tek yoldur. Bilimin ışığı sloganından, gerçekliğine geçiş. İdeolojik bakışların bize bir temel sağlaması gereklidir ancak konjonktürü takip edip politikalar yaratabilmek için gerçeklere yani bilime ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Bu temel anlayışı elde edebilmiş bir siyasi elite tüm toplumsal yapılarda ihtiyaç vardır. Böylece dünyadaki değişimlerde beka problemi yaşayan bir Türkiye’den, fırsatları değerlendirerek daha güçlü bir Türkiye yaratabiliriz. Reel politika üretecek, gerçeklikten kopmamış bir siyasi elit ihtiyacı Türkiye’nin en büyük ihtiyacıdır.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
13 / 7 Açık
Yarın: 15/7 Çok bulutlu