• 22 Eylül 2017, Cuma

KERKÜK

Kerkük yeni kurulacak Barzani yönetimindeki devletin ekonomik gücü için gereken yegane kaynağı oluşturmaktadır. Kerkük denince akla Musul da gelmelidir ki burası bir petrol havzasıdır ve Irak petrollerinin %40’ı buradan çıkmaktadır. Bugünlerde yapılmak istenen referandumun esas amacını da fiilen kurulmuş olan bu devletin can damarını Kerkük oluşturmaktadır. Kerkük’ün demografik yapısı 2003 yıllarından başlayarak 4 yıllık bir süreç içerisinde 650 bin Kürt nüfusun bölgeye yerleştirilmeleriyle değiştirilmiştir. Kentin şuan ki nüfusu köyleriyle beraber 1.4 milyon merkez nüfus ise 900 bin kişidir. Bölgede yaşayan özellikle Arap ve Türkmenlere yapılan baskılarla boşaltılan alanlara yerleştirilen Kürt nüfusu bölgeye çekmek için belli vaatlerde bulunulmuştur. Derme çatma alanlarda yaşayan bu Kürt nüfus çok kötü şartlar altında sefalet içinde taşıma bir nüfus olduğunu göstermektedir. Emperyalistlerin emirlerini yerine getiren Barzani ve ekibi hem kendi halkına hem de diğer Arap ve Türkmenlere büyük zararlar verme yolunda hızla hareket etmektedir. Bölgenin Filistinleşme yolunda yeni bir sorun alanı halini alması oradaki halklar arasında yeni çatışmalara gebe gibi durmakta. Bunun uzun vadeli sonucu ise bölge kaynaklarının orada yerel halkın refahı yerine emperyalistler tarafından sömürülmenin devamından başka bir işe yaramayacaktır. Şu unutulmamalı ki bu kaynakların esas sahibinin, bölge halklarından hangisi olduğundan öte Amerikalılar olmadığı kesindir. Buradaki zenginlik bölgeye aittir. Konuyla ilgili bir akla ihtiyaç varsa da bunun yegane sahibi bölgeye can veren Türkiye’den başkası değildir.

Zeytin dağında bir anıyla konuyu vurgulamak isterim;

Zeytin dağı birinci dünya harbinde Kudüs’te Türk ordusunun ana karargahının olduğu yerdir. Savaş kaybedilir ve Osmanlı ordusu bölgeden çekilmeye başlar. Trende bir Türk subayıyla bir Yahudi yan yana otururlar. Yahudi Türk subayına dönerek;

“Siz Tükler yanlış yaptınız Kudüs’ü Araplar yerine bize verseydiniz biz daha iyi imar ederdik” der.

Türk subayının verdiği cevap imparatorluk geleneğinin ışığıyla şudur;

“O imar etmek için açtığınız her çukurda ne sizin ne de Arapların değil, bizim etlerimizi ve kemiklerimizi bulursunuz.’’

O yüzden buraların demografik yapısı ne olursa olsun tarih şunu gösterir ki bölgenin her yerinde bin yıldır bizim kanlarımızla sulanmış alanlar vardır. Bu bölgenin uzun vadede hamisi ABD değil Türkiye’dir. Bölgemize barış ve huzurun gelmesinin yegane yolu emperyalistlere karşı tek bir vücut olarak bölge halklarının kardeş olduğunun hatırlatılması ve Türkiye’nin bölge devletleriyle yapacağı ittifaklarla bölgenin parçalanmasının önüne geçilmesidir.

saygılarımla

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
28 / 12 Açık
Yarın: 28/13 Az bulutlu