• 28 Temmuz 2016, Perşembe

BİRLİK KÜLTÜRÜ

Türkler öncülüğünde gerçekleşmiş Avrasya birliğinin yok olmasıyla, bölgede kültürel birliği olan ülkelerdeki acılarının yok olması ve tekrar tarih sahnesinde yerini alan bir güç haline dönüşmesini sağlayacak birlikteliğin tazelenmesi için gerekler başlığında düşünmek çok önemli bir konu gibi gözüküyor.

Bu birliğin gerçekleşmesi, dünya merkezinde yer alan bu bölgedeki refahın artmasında önemli roller oynarken dünyanın huzur ve mutluluğunda öncü roller üstlenmesi en önemli unsuru oluşturacaktır. Dünya güç dengesinde yerini alması gereken bu birlik için gerek ve yeter şartların oluşması gereklidir.

Birliğin gerçekleşmesinin, geçmişin bilinmesiyle bağlantısı geleceğe yön vermede önemli bir unsur olduğunun altını çizmek gereklidir. Yüzyıllarca barış ve karşılıklı anlayışın buluştuğu bir kültürel alanda bu umudun gerçekleşmesi kadar doğal bir sonuç yoktur.

Bölgemiz ve kültürel hinterlandımızdaki bu uyanışın ana felsefesi Yunus Emre’den Mevlana’ya İbn-i Arabi’den Farabi’ye kadar uzanan bir alt yapısı bulunmaktadır.

Yüzyıllarca gerçekleşmiş olan bu barış kültürünün önümüzdeki yüzyıllarda da gerçekleşmesine olan umudumuzun bize ve dünyaya getireceği refah imkânı bu birlikteliği ön plana çıkarabilmekten geçmektedir. Bu birlikteliğin güçlü bir şekilde tarih sahnesine çıkışında kültürel ortak noktalara vurgunun ön plana çıkarılarak, farklılıkların aşılması hukuk ve demokrasinin güçlenmesine katkıda bulunulması gerekli gibi durmaktadır. Ortak ideallerin ön plana çıkarılarak adalet ve dayanışmayı geliştirmek için çalışılmalıdır. Birçok hedefe tek tek değil, birlikte ulaşabiliriz. Bölgemiz ve hinterlandımızın zenginliği, insanların bilgisinde ve becerilerinde saklıdır. Kalkınmanın ve dünyadaki küresel gelişimlere ve uluslararası alanda rekabeti ancak birlikte şekillendirebiliriz. Bu birliktelik politik gücünü geçmişten aldığı kültürle, çağa ayak uydurarak oluşturulmalıdır. Bu birlikteliğin bizim ortak geleceğimizin şekillenmesinde en önemli bir varoluş sebebi olacağını bilerek, bilgi ve becerilerimizin bu yönde kullanılmasını salık vermeliyiz. Ortak kültürümüzün en önemli vurgusu olan İslam’ın kelime manasında bile olan barış ve hoşgörünün yaygınlaşması daha mutlu ve refahla dolu bir bölgenin kurulmasına sebep olacaktır. Bugün bölünmüşlüğün sembolü olan Bağdat’ın bir zamanlar birleşmenin sembolü olduğunu unutmamalıyız. Şam bir zamanlar dünyanın ilim merkezlerinden biriydi, İstanbul dünya merkeziydi, Kahire zenginlik ve ihtişamın, Horasan dergahlar diyarı, Maveraün nehir dünya kültürünün doğduğu bir alan değil miydi?

Bu coğrafyanın tekrar ayağa kalkması umudunun, bölge devletlerinin fikri desteklemesi doğrultusunda gerçekleşebileceği ve buna Türkiye’nin öncü olması gerektiğinin bilinci ile 21.yy.da dünyada var olmamızın tek çaresi olduğu görülmektedir. 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
11 / 2 Parçalı bulutlu
Yarın: 10/1 Sağanak yağışlı