• 29 Haziran 2018, Cuma

NESİLLER

Kaç nesil aynı evde yaşıyoruz ?  Hala göçebelik devam ediyor gibi gözüküyor.  insanların büyük bir kısmı dedesinin evinde oturmayı bırakın aynı şehirde bile yaşamıyor. Dedelerimizden yadigar kalmış hiçbir şey elimizde değil. Buda bize toplumsal hafızamızın zayıf kalması olarak geri dönüyor. Olay ve olgulara realist değil duygusal yaklaşmamızın nedeninin,  bu hafızanın az olmasından kaynaklandığını düşünüyorum. Toplumsal kültürümüzün zayıf olması ,nesiller arasındaki kopukluk ve anlayış farkından neşet almaktadır. Mesela kütüphane dediğimiz şey en az üç neslin aynı evde yaşamasıyla oluşabilir. Dedenizin okuduğu kitaplar elde ettiği kültür size eklenebiliyorsa yükselebilirsiniz.  Yaşanmışlıklar ve tecrübelerden elde edilen kültür, neslinize aktarılabildiği sürece güç yaratılabilir. Bizler aileden başlayarak devlete kadar tüm katmanlarda bu kurumsal hafızaya yeteri kadar değer vermiyoruz. Okullarımız bile 100 yıl içerisinde aynı mekanda devam edemiyor. Bir nesil sonrasında kent kimliğini taşıyacak yapılar ve mimari bile tanınmaz hale geliyor. Geçmiş korunmadan geleceğin kurulamayacağı anlaşılamamış ve anı yaşamak üzerine kurgulanmış bir toplumsal yapı, ileriye dönük projeksiyonlar sunamamaktadır. Kullandığımız dil bile, geçmişle bağlantıları zayıf bir halde,  yabancı kelimelerin tahakkümü altında inlemekte! Biz ne kadar geçmişi ileri çekecek bir hafızaya sahip olursak, o kadar geleceğe dönük kurgular yaratabiliriz. Yapıların  Kurumsal kimliklerinin güçlenmesi,gelişimimizin önünü açacak tek anahtardır. Bu anahtarda aile hafızamızın, kent hafızamızın, ülke hafızamızın ne kadar güçlü ve medeniyete ön açıcı olduğunu anlamamıza bağlıdır. Aile bağlarımızın kuvveti  ata toprağına , ülkeye bağlılığımız vatan toprağına ne kadar değer verdiğimizle alakalıdır. Topraktan maksatımız, üzerinde yeşerttiğimiz medeniyetimizdir. Geçmişle bağları kopmuş insanlar kültür yaratamazlar , işte buda medeniyetin önündeki en önemli engeli oluşturacaktır. Aile belleği kentin belleğini, kent belleği ülke belleğini meydana getirerek ,güçlü felsefi alt yapının oluşmasını sağlayacak ve buda gelişimi sağlayan ana itici gücü yaratacaktır.

İşte temel problemimiz olan medenileşmek esas yapısal problemimizi yaratmaktadır. Çözümler günü birlik politikalarda değil, esası  meydana getiren insan kaynağında ve onun geçmişle olan gerçek bağlantısındadır. Bunu anlamak için kendi hayatımıza bakarsak yada tarihi eserlerimizin halini anlarsak, çözümün hamasetle değil gerçekle olacağını anlayabiliriz. Yani temel ,medenileşmek ve sonunda da çağdaşlaşmak olmalıdır. Bunun getirisi de refah toplumudur.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
18 / 6 Açık
Yarın: 17/5 Parçalı bulutlu