• 29 Eylül 2017, Cuma

REFAH

Yeni bir dış krizle karşılaşan Türkiye’nin esas problemi olan ama her seferinde başka başka gündemlerle değiştirilen ana sorunu olduğunu düşündüğüm refah problemi üzerine kafa yormak istedim. Bölgesinde büyük bir güç olduğunu düşündüğüm ayrıca tarihi referanslar açısından değerlendirdiğimde dünya medeniyet ailesinin en büyüklerinden birisi olduğunu bildiğim Türkiye’nin an itibariyle nasıl bir refah ve barış iklimi içerisinde yaşadığını irdelemek istedim. Bu kadar hamasetin içinde Türkiye’nin gerçek durumuna ışık tutarak gerçek gündemlerden ne kadar uzak olduğumuzu anlamaya çalıştım. Dünyada oluşan gelişim ve refahtan Türkiye ne kadar pay alabilmektedir. Birleşmiş milletler bunu gösterebilmek için her sene insani gelişmişlik indeksi yayınlayarak toplumların halini ortaya koymaktadır. O toplumda fertlerin eğitim, sağlık, iş gücüne katılımları, demokratik katılımları, insan haklarından ne kadar faydana bildikleri, kişiliklerini geliştirebilecekleri ortamların olup olmadığı gibi bir dizi sorunsal üzerine bir sınıflandırma yaparak ülkeleri ölçmektedir. Buradaki en önemli durum zenginlikten çok bu zenginliğin ülke nasıl paylaşıldığı ve ne kadar bireyin gelişimi için kullanıldığıdır. İnsani gelişme, sadece ekonomilerin zenginliğinin değil, insan hayatlarının zenginliğinin de artırılmasına odaklanan bir kavram. Bu yaklaşım, insanlara ve onlara sunulan seçenekler ile fırsatlara odaklanıyor. İnsani Gelişme Raporları, bu yaklaşımı insanlığın sürdürülebilir ilerlemeyi sağlama yolunda karşı karşıya olduğu en acil güçlüklerin bir kısmının analiz edilmesinde kullanıyor.

               Türkiye 188 ülke içinde 71. Sırada. Sıralamadaki düşüşümüzde eşitsizliğe bağlı olarak %15’ lik bir kayba uğruyoruz. Azerbaycan ve Sırbistan’da bu düşüş %13 civarında. Buda bize gelir dağılımındaki adaletsizliği göstermesi açısından önemli bir veri sunmaktadır. Kadınların toplum içindeki halleri ise iş gücüne katılımları %30 civarında. Kadın cinayetleri ve kadının toplumsal hayattaki rolleri malumunuz. 100 bin canlı doğumda 16 kadın hayatını kaybediyor.

Vergide, askerlikte, eğitimde, sağlıkta adaletsizlik hat safhada. Belli standartları yok. Emeklilik yaşı bile uzun dönemli planlamalarla değil o günkü siyasi iklime bağlıydı. İşsizlik oranımız %11 civarında bu oran genç nüfusta iki katı kadar. Dış borç İMF ‘ye olan borcumuzun sıfır olmansa rağmen diğer finans kuruluşlarına kaydırılmış ve 421 milyar dolar ki buda GSYH( milli gelirimiz) %60’ı demek. Yani Tüm gelirimizin 100 lirasının 60 lirası borç.

Bu listeler uzar gider ancak şunu söylemeliyim ki gerçek gündemimiz; diplomasi yerine savaş çığlıkları değil, yoksulluk, eşitsizlik, ön yargı ve hoşgörüsüzlük, bilim ve aklın ışığından uzaklaşarak refahtan alacağımız paydaki azalıştır. Emperyalistlerin dediği ‘’Türk milleti ölmek için yaratılmıştır’’ yerine Türk milleti daha refah içinde yaşamayı hak etmiş bir millet olmalı desturu üzerinden hareket edelim.

saygılarımla

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
18 / 6 Açık
Yarın: 17/5 Parçalı bulutlu