Merhabalar

Değerli Sanatseverler,

Bundan böyle her hafta Cuma günleri DOST SANAT adlı köşemde sizlerle Aydın da sanat ve özellikle üzerine buluşmak üzere bu ilk yazım da Sanat’ın ve Tiyatro üzerinde sizlerle gündemi paylaşacağım.

Uzun yıllar sonra bir gazete de özellikle Tiyatro ve Sanat başlığı altında yazmak , benim için çok heyecan verici duygu.

Değerli büyüğüm, usta kalem Gazeteci ve köşe yazarı ve Aydın için yüreği atan sevgili Mehmet ÖZÇAKIR` ı hemen hemen her tiyatro oyununda görürüm.

Bu çok sık karşılaşmalarda, Tiyatro yu sanatı ileriye taşımak için neler yapılması gerektiği ve nasıl oyunların seyirci çekeceği konusunda ayaküstü konuşmalar yaparız.

Bir defasın da ;

Abi ``Her oyuna geliyorsun, belli ki Tiyatroya karşı özel bir merakın var`` dedim. Güldü. “Gitmek lazım, izlemek lazım. Sanat bir davranış biçimidir, eğitimdir. Ben Tiyatrosuz bir hayat düşünemem`` dedi.

Yine bu konuşmalar sırasında, abi bende yazayım dedim. Yaz yaz iyi olur dedi. İşte bu ayaküstü konuşmalarda belirdi, tekrar yazma isteği,

Tiyatronun, nelere iyi geldiği, hangi hastalıklara şifa olduğu, mide şişkinliğine, hazımsızlığa ve baş ağrısına, demir eksikliğine ve de fosfor eksikliğine karşı yemeklerden önce veya sonra hangi dozda ne kadar alınacağı hususunda fikir vermem yanlış olabilir. Çünkü malum doktor tavsiyesi olmadan kullanmak sağlığa sakınca yaratabilir.

Ancak, kesin bir gerçek var, o da genel olarak sanatsız kalmak ile ulu önderin belirttiği gibi sanatsız kalanın bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir veciz sözünde olduğu gibi, sanatın toplum hayatında hayati önem taşıdığı gerçeğidir.

Buradan hareketle, Tiyatro sanatının niteliği konusunda çok şey söylemek mümkün.

İlimize gelen pek çok tiyatro oyununu izleme fırsatım oluyor, doğal olarak, işin içinde olduğumuzdan, izlemek bizim için zaruri bir ihtiyaç ve doğal bir görev ve destek.

Her oyunda izleyiciye bakıyorum, büyük bir heyecan içerisindeler, “hadi başlasın artık oyun “ der gibi üstelik gelen tüm izleyiciler, güzel güzel kıyafetlerle ve mis gibi kokan parfümlerini sürerek gelmişler, arada sarımsak yiyenler de yok değil tabi.

Hele hele o doğal antibiyotik kokulu, nasılsın iyi misin, valla oyunu büyük heyecanla bekliyoruz..

Eeee biz halk çocuğuyuz, sarımsak yeriz söylemli savunmalar…..!

Ancak tiyatronun sinemadan farklı kuralları unutulmamalı.

Asla zamanından sonra salona girmemeliyiz.

Bu konuda bir anekdot paylaşmak istiyorum.

1930 lu yıllar. Darülbedayi’nin (O zaman ki Şehir Tiyatroları) başında Muhsin Ertuğrul var. Bir haber gelir; Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal, oyunu izlemeye gelecektir. Saat dokuz olur, Mustafa Kemal orta da yoktur. Muhsin Ertuğrul işareti verir, oyun, saatinde başlar. Mustafa Kemal onbeş dakikalık bir gecikmeyle gelir. Görevlilere oyunun başlayıp başlamadığını sorar, “Başladı” cevabını alınca lobi de oturup, arayı bekler.

Ara da içeri girer, geç kaldığı için Muhsin Ertuğrul’dan özür diler ve kendisini beklemedikleri için de teşekkür eder. Daha kırklı yaşlarındaki Muhsin Ertuğrul koskoca Mustafa Kemal’i bile beklemeyecek kadar tiyatroya ve seyircisine saygılıdır.

Ancak Muhsin Ertuğrul,Mustafa Kemal Paşa’ya bir jest yapar ve oyunun ilk perdesini tekrar oynatır.

Bir usta sanatçı ve devlet adamlığı örneğidir bu anekdot..!

Gelelim konumuza ,

Tiyatrolarda Flaşlı çekim veya cep telefonu kaydı yapmamalıyız.

Oyun içinde , uykusu gelen ve huzursuzluk nedeniyle konsantreyi bozacak küçük çocuk getirilmemelidir.

Hele hele cep telefonları asla açık tutulmamalıdır.

Oyun öncesi hep uyarıldığı halde,

AZ SONRA OYUN BAŞLAYACAK..

LÜTFEN CEP TELEFONLARINIZI KAPATIN.

Anonsuna rağmen ,

Oyun esnasında çalan cep telefonu tiyatro kültürü ile asla bağdaşmaz.

Çünkü Tiyatro başlı başına bir okul ve bir kültürdür.

Hadi bu hafta da,

İYİ SEYİRLER. 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.

Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
28 / 10 Açık
Yarın: 32/10 Güneşli