• 9 Kasım 2017, Perşembe

Gasteci mi Gazeteci mi?

İletişim Fakültesine başladığımda sudan çıkmış balık gibiydim. Dile kolay 17 yaşına kadar aile yanından ayrılmamışız, onlar nereye ben oraya. Sonra o kendi ayaklarının üzerinde durmak dedikleri tabiri uygulamaya gelmişti işte sıra.

 

Tercih listesi elime gelene kadar hep tarih öğretmenliği okumak istemiştim. Sonra ne oldu neden yaptım bilmiyorum ama gazeteciliği en üst sıralara yazdım öğretmenliklerden de önceye yani. İlk başta pişman olmuştum. Çünkü gerçekten bu meslek aklımın ucundan dahi geçmiyordu ve ben neden böyle bir şey yaptığımı bile hatırlamıyordum.

Telaşımın geçtiği zamanı ise çok net hatırlıyorum. İlk haftalarda Temel Gazetecilik dersinde Selda Hocam, “Gasteci mi olacaksınız yoksa gazeteci mi?” diye sorduğunda. Bu cümleden ne kadar etkilendiğim neler düşündüğüm hala aklımdadır. O zaman karar vermiştim “gazeteci” olmaya.

 

Bu yazıyı yazmamın sebebine gelince, şu cümleyi çok sık duyuyorum: “Ne güzel işiniz var yeaaa oturduğunuz yerden haber yazıyorsunuz” Hayır efendim o işler öyle değil işte. Sadece bir adamın peşinden -bakan olur, vali olur, belediye başkanı olur- gün boyunca koştuğumu bilirim ben. Sadece iki cümle etsin de manşetlik bir şey çıksın diye. Bu arada bu x kişisinin korumaları tarafından itilir kakılır, fotoğraf çekilmen engellenir filan. Laf dalaşı başlar bu sefer. “Biz işimizi yapıyoruz” cümlelerinin bolca karşılıklı kullanıldığı. E tamam da biz de işimizi yapıyoruz.

 

Bu sorunu da aştık diyelim, bu sefer meslektaşlarınla kapışman başlar. Fotoğraf çekmek için neredeyse birbirimizin sırtına çıkacak konuma geliriz. Heh işte bu nokta tam olarak neden oluyor bilmiyorum ama oluyor işte. Kafamı defalarca başkasının makinasına “tak” diye çarptığımı bilirim ben. Bu sefer x kişimiz konuşmaya başlasın, sadece 6-7 dakikalık beni daha doğrusu toplumu ilgilendirecek olan önemli kısım için iki saat bile ayakta bekleyebilirim. Çünkü konuşma bitmeden kaydı kapatamam. Nerede ne söyleyeceği belli olmaz.

 

Ha bu arada aç olduğumuzu yemek saatimizin belli olmadığını, ofiste bir fincan kahve doldurup o kahveyi defalarca bırakıp çıktığımızı filan uzun uzun anlatmayayım şimdi. Sadece Gazeteciler Gününde aç karnına, yağmurun altında saatlerce bekleyerek haber yaptığımı söyleyeyim siz anlayın.

 

Bunları şikayetçi olduğum için yazdığımı sanmayın. Mesleğimi çok seviyorum ama rica ediyorum bu mesleği küçümsemekten ve bu işi masa başı prosedürüne indirmeye çalışmaktan vazgeçin! 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.

Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
19 / 8 Çok bulutlu
Yarın: 17/10 Sağanak yağışlı