78 yıllık bir devin vedası, sadece bir ticaret mahkemesi kararı değil, bir devrin kapanışıdır. Yeşil Kundura’nın mirasçısı HK Kundura için verilen iflas kararı, sektördeki dengeleri değiştirecek türden. İşte merak edilen tüm detaylarla, o köklü çınarın devrilme hikayesi.

78 Yıllık Bir İmparatorluk Nasıl Çöktü?
Türkiye’nin ayakkabı dendiğinde akla gelen ilk üç markasından biri olan, milyonların çocukluk ve gençlik anılarına eşlik eden Yeşil Kundura, ne yazık ki artık "HK Kundura" etiketiyle de olsa aramızda olmayacak. 1948 yılında Yeşil Kardeşler tarafından küçük bir atölyede atılan o devasa temeller, İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 9 Nisan 2026 tarihli kararıyla resmen sarsıldı. Mahkeme, bir süredir devam eden konkordato sürecinin şirket için bir kurtuluş reçetesi olamayacağına hükmetti ve iflasın kapılarını açtı.
Peki, nasıl oldu da Türkiye’nin en köklü sanayi hamlelerinden biri, 2026 yılının sert ekonomik koşullarında ayakta kalamadı? Aslında bu çöküş, sadece rakamlardan ibaret değil; bir yönetim stratejisinin ve pazar değişiminin hazin sonu.
2018'de Kurtulan Dev Bu Kez Neden Başaramadı?
Hafızalarımızı tazeleyelim; bu marka aslında krizlere bağışıklığı olan bir yapıydı. 2018 yılında yine benzer bir finansal dar boğaza girmiş, konkordato ilan etmiş ve o süreci büyük bir başarıyla tamamlayarak ayağa kalkmıştı. Ancak 2026’nın dünyası, sekiz yıl öncesine göre çok daha acımasız.
Şirket sahibi Hüseyin Kızanlıklı’nın mahkemeye sunduğu kurtarma planları ve ek mühlet talepleri bu kez kabul görmedi. Uzmanlara göre, 2018’de işe yarayan "yapılandırma" yöntemleri, bugünün aşırı maliyet artışları ve daralan iç piyasa koşullarında yetersiz kaldı. Şirketin elindeki nakit akışı, borç dağını eritmek yerine sadece faiz yükünü taşımaya çalışırken tükendi.

İsim Değişikliği Bir Kurtuluş Hamlesi miydi Yoksa Bir Veda mı?
Geçtiğimiz yıl, yani 2025’te Yeşil Kundura isminin HK Kundura olarak değiştirilmesi aslında piyasada büyük bir merak uyandırmıştı. Kimileri bunun yeni bir yatırımcı sinyali olduğunu düşündü, kimileri ise sadece bir imaj tazeleme. Ancak bugün anlıyoruz ki bu isim değişikliği, batmakta olan gemiyi daha hafif bir yükle yürütme çabasıydı. Maalesef "HK" harfleri, markanın köklerindeki finansal çatlakları yamamaya yetmedi. Marka değişse de, 78 yıllık yorgunluk ve biriken borçlar baki kaldı.
Yeşil GYO’nun İflası Domino Etkisi mi Yarattı?
HK Kundura’nın çöküşünü anlamak için sadece ayakkabı kutularına bakmak yetmez. Markanın bağlı bulunduğu grubun diğer kanatlarındaki sarsıntıları da görmek gerekiyor. Grubun gayrimenkul kolu olan Yeşil GYO'nun kısa süre önce havlu atması, aslında zincirleme bir krizin habercisiydi. Bir grupta finansal domino taşları devrilmeye başladığında, en köklü parçayı bile yerinde tutmak imkansız hale gelir. Gayrimenkul tarafındaki nakit kaybı, perakende tarafındaki üretimi doğrudan vurdu.
Cevizlibağ’daki O Dev Mağaza Şimdi Ne Olacak?
İstanbul’un simge noktalarından biri olan Cevizlibağ’daki dev mağaza, sadece bir dükkan değil; bir perakende kalesiydi. İflas kararıyla birlikte bu mağaza ve diğer şubelerdeki stokların tasfiye süreci başlıyor. Mağaza kapılarındaki "İndirim" tabelalarının yerini yakında "İcra/Tasfiye" ilanları alabilir. 78 yıllık bu mirasın fiziksel varlıkları, borçlulara pay edilmek üzere birer birer elden çıkarılacak.

Tüketiciyi ve Sektörü Şimdi Neler Bekliyor?
Bu iflas, sadece bir markanın piyasadan çekilmesi değil, yerli üreticinin global devler ve artan maliyetler karşısında ne kadar savunmasız kalabildiğinin de bir kanıtı. İşte tüketicilerin ve sektör paydaşlarının aklındaki en kritik sorular:


