AYŞE AKTAŞ

AYŞE AKTAŞ

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Atatürk’ün tarihe geçen anıları

A+A-

Cumhuriyetimizin kurucusu, Türk devrimlerinin mimarı ve yapmış olduğu devrimlerle ülkemizin kaderini değiştirmiş olan Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü, ölümünün 82. yıldönümünde sevgi, saygı ve özlemle anıyoruz. 10 Kasım ’a özel Atatürk’ün çok az bilinen ya da hiç bilinmeyen birkaç anısını sizlerle paylaşmak istedim. Bu anılarla büyük önder Atatürk’ü saygı, özlem ve minnetle anıyoruz.

Eşitliğe Verdiği Önem
Atatürk bir gün Dolmabahçe’den gizlice çıkar, Topkapı Sarayı Müzesi’ne gelir. Müzeyi gezmek ister. Kendisini kapıcıya tanıtır, fakat kapıcı; “Henüz saat 9 olmadı, memurlar da gelmedi. Atatürk değil, kim olursan ol, bekleyeceksin.” der. Hiç şüphe yok ki, kapıcı Atatürk’ü tanımamış ve gelenin Atatürk olabileceğine inanmamıştır. Fakat bu olayda mühim olan nokta Atatürk’ün kapıcının sert cevabı karşısında ısrar etmeyerek, bir kenara çekilip, saatin 9 olmasını ve memurların gelmesini beklemesidir.
Nasıl başarılı olacağımı değil engelleri düşünürüm
Niyazi Ahmet Banoğlu’nun sözlerinden. Bir gün bir Amerikalı kadın gazeteci, Atatürk‘e, ”İşlerinizde nasıl başarılı oluyorsunuz? ” diye sormuş ve şu cevabı almıştı, ”Ben bir işte nasıl başarılı olacağımı düşünmem. O işe neler engel olur, diye düşünürüm. Engelleri kaldırdım mı, iş zaten kendi kendine yürür”
Övülmekten Haz Etmemesi
Atatürk ne kadar bir asker, komutan, yönetici olsa da; duyguları, sevinçleri, sinir ve neşesi tıpkı bizler gibiydi. Ulusuyla bütünleşme yöneliminin en tipik göstergelerinden biri de şu kısa öyküde belirlenir. Cumhuriyetin 12. yıl dönümü için bir sıra dövizler hazırlanmıştır. Bunlar içinde şöyleleri vardır; ”Atatürk bizim en büyüğümüzdür.”, ” Atatürk bu milletin en yücesidir.” ”Türk Milleti asırlardır bağrından bir Mustafa Kemal çıkardı.” Atatürk listeyi dikkatle gözden geçirir. Bunlar ve bunlara benzeyenleri çizerek, hepsinin yerine kendini en iyi ifade eden şu satırları yazar. Atatürk bizden biridir”
Yurdumun toprağı temizdir
Kral Edward İstanbul’a geldiği zaman, yatından bir motora binerek Dolmabahçe Sarayı'na yanaşır. Atatürk de rıhtımda onu beklemektedir. Deniz dalgalı olduğundan, kralın bindiği motor, sürekli inip çıkmaktadır. İmparator rıhtıma çıkmak istediği bir sırada, eli yere değerek tozlanır sırada Atatürk elini uzatmış bulunduğundan, kral da ona elini uzatmadan önce mendiline silmek ister. Ama Atatürk hemen devreye girer ve; ‘Yurdumun toprağı temizdir, o elinizi kirletmez'' diyerek kralı elinden tutup rıhtıma çıkarır.
Sen hayatında böyle bir ağaç yetiştirdin mi ki keseceksin!
Bahçe mimarı Mevlüt Baysal anlatıyor; Atatürk’ün Çankaya Köşkü'ndeki bahçesini yapıyordum. Bir gün Atatürk, yaveri ve ben bahçede dolaşıyorduk. Çok ihtiyar ve geniş bir ağacın Atatürk'ün geçeceği yolu kapadığını gördük. Ağacın bir yanı dik bir sırt, diğer yanı suyu çekilmiş bir havuzdu. Ata, havuz etrafındaki kısma yaslanarak karşı tarafa geçti. Derhal atıldım, ‘Emrederseniz derhal keselim Paşam'' Bir an yüzüme baktı, sonra; ‘Sen hayatında böyle bir ağaç yetiştirdin mi ki keseceksin !''
Laiklik adam olmaktır
İlk mecliste bir gün laiklik konusu oluyordu. Gazi Mustafa Kemal Paşa o gün meclise başkanlık ediyordu. Meclisin tanınmış din âlimlerinden bir vatandaş kürsüye geldi. Alaycı bir tavırla, ‘Arkadaşlar bir laikliktir gidiyor. Affedersiniz ben bu laikliğin manasını anlamıyorum, nedir bu laiklik? '' diye söze başlarken riyaset makamında bulunan Mustafa Kemal Paşa dayanamamış, oturduğu yerden elini kürsüye vurarak; ‘Adam olmaktır Hocam, adam olmak! '' diyerek Hoca efendinin sualini cevaplandırmıştır.
Ölümünden sonra
Sene 1938, 10 Kasım. İstanbul Üniversitesi'nde saat 9'u 5 geçenin meşum haberi duyulmuş... Bir alman profesör var, Hukuk Fakültesi’nde, o da duymuş, şaşırmış. Derse girsin mi, girmesin mi, bir türlü karar veremiyor. O sırada aklına rektöre müracaat etmek gelir. Kalkar, yanına gider. Aralarında şu konuşma geçer, ‘Efendim, mütereddidim. Acaba ne yapsam ? ''''Sizde büyük bir adam ölümce ne yaparlarsa, onu yapın.'' İşte o zaman Alman profesör kollarını iki yana sarkıtarak, ‘Bizde bu kadar büyük bir adam ölmedi ki’ ‘der.
Yabancı basında ise Atatürk ölümü için yazılanlar ise şu şekilde;
Avusturya basınından "Neue Freie Presse; “Türk halkı, kurtarıcısını ve babasını kaybetti."
Danimarka basınından "National Tidence; “Atatürk, yirminci yüzyılın en büyük mucizesidir."
ABD basınından "Chicago Tribune,"Dünya sahnesinden tarihin en dikkat çekici adamlarından biri geçti"
İngiliz basınından "Daily Telgraph; "Kadınlar başka hiçbir ülkede bu kadar hızla ilerlememişlerdir. Bir ulusun bu derece değişmesi, tarihte, gerçekten eşi olmayan bir olaydır"
Fransız basınından "La Libre Belgique"; "Türkiye’nin uluslararası ünü, prestij ve otoritesi durmaksızın yükselmiştir. Milletine bu kadar az zamanda bu ölçüde hizmet edebilen tek devlet adamı Atatürk’tür"
Alman basınından "Börsen-Zeitung"; "Almanya, Atatürk’ün eserine ve mücadelesine hayrandır. Onda, tarihi eseri, özgürlüğü seven bütün milletler için bir sembol olarak kalacak kudretli bir kişilik görmektedir"
Minnet, saygı, sevgi, şükran ve sonsuz teşekkürlerimizle. Ne mutlu Türk’üm diyene.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar