Efeler Ata Mahallesi’nde kurulan Perşembe Pazarı’nda tezgah açan 52 yaşındaki Yasemin Kozan, haftanın 3 günü farklı pazarlara giderek satış yapıyor. Ata Mahallesi dışında Çarşamba Pazarı ve Kurtuluş pazarlarına da giden iki çocuk annesi Kozan, esnaflık hikayesini Aydın Hedef Gazetesi’ne anlattı. Pazar tezgahına açtığı ürünleri yapmayı annesinden öğrendiğini belirten Kozan, “Çocukluğumdan beri kendi yediğimiz süt ürünlerini ya da erzakları kendimiz yapıyoruz. Annem yediğimiz süt ürünlerini, salçayı, kırmızı biberi, makarnayı elinden geldiğince kendi yapardı. Kalabalık bir aile olduğumuz için bana da öğretti. Ben de anneme yardım ediyordum. Annem pazara çıkmazdı. Sadece bizim yiyeceğimiz kadar yapardı” ifadelerini kullandı.
“İki Çocuk Büyüttük”
Pazarda tezgah açmaya kayınvalidesiyle birlikte başladığını söyleyen Kozan, “Ben 18 yaşıma gelince görücü usulüyle evlendim. Kayınvalidem pazara çıkıyordu ben de ona yardım ediyordum. Kayınvalidem yaşlanınca tamamen pazara gitme işini ben devraldım. Her şeyi kendim üretiyorum. Kuru börülce, tarhana, salça, kırmızı biber, ekmek, yoğurt, kesik, yumurta gibi bir sürü ürün satıyorum. Yaklaşık 15-20 senedir pazarda tezgah açıyorum. İki çocuğum var. Bu sayede iki çocuğu da okuttuk, büyüttük” dedi.

“Hepsi Kendi Üretimimiz”
Tezgaha açtığı ürünlerin hepsinin kendi hayvanlarından elde ettikleri süt ile yapıldığını anlatan Kozan, “Sabah erkenden 6 gibi kalkıyoruz, ürünlerimizi hazırlayıp yollara düşüyoruz. Bir de bunun öncesi var. Ürünlerimizi kendimiz yapıyoruz. Bizim hayvanlarımız var. Önceden daha çoktu ama yaş alınca bakmakta zorlandığımız için azaltmak zorunda kaldık. Sabah kalkıyoruz, önce hayvanları sağıyoruz. Sonra hayvanların sütlerini pişiriyoruz ve mayalıyoruz. Yoğurtlar tutunca kesik yapıyoruz. Kesikten ayrı bir de tereyağı yapıyoruz. Satışa sunduğumuz ürünlerin hepsini anlatmaya zaman yetmez. Hepsi ayrı ayrı zahmetli ve ekmek isteyen işler” diye konuştu.

“Bu İşi Yapmaya Mecburuz”
Pazarda tezgah açmanın zorluklarına değinen Kozan, “Özellikle nohut ekmeğini yapması çok zahmetli. Hemen olmuyor. Mayasını bir gün önceden hazırlıyoruz, ertesi gün hamur kabarırsa yapıyoruz. Eğer mayası kabarmazsa yapamıyoruz. İşimiz hemen bitmiyor. Eşim de yardım ediyor ancak onun yaptığı iş ayrı benimki ayrı. En çok da akşama kadar sıcakta beklemek zorluyor. Ürünlerin hepsinin yapımı uğraş istiyor. Bunun yanında pazara çıkmak da ayrı zor oluyor. Yaz aylarında çok zorlanıyoruz. Eşim emekli ama yetiremiyoruz. İyi bir gelirim olsa bu işi yapmazdım. Herkes kaldıramaz ama geçimimizi buradan sağladığımız için mecburuz” ifadelerini kullandı.




