Aydın Hedef Gazetesi'nden Kevser Dayan'ın haberine göre; Aydın Çevre ve Kültür Derneği Platformu (AYÇEP) Başkanı Mehmet Vergili, Aydın genelinde doğa ve yaşam alanlarını tehdit eden projelere karşı açılan davalara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Jeotermal, maden, güneş enerjisi ve sanayi yatırımlarına karşı yürütülen hukuki mücadelelerin 2025 yılında önemli kazanımlar sağladığını ifade eden Vergili, devam eden davalarla birlikte çevre mücadelesini daha da büyüteceklerini söyledi.
“MÜCADELEMİZ YILLARDIR DEVAM EDİYOR”
Aydın’da doğayı korumak için mücadeleyi kendilerine yaşam biçimi olarak seçtiğini belirten Başkan Vergili, “Yaklaşık 30 senedir mücadele ediyorum. Bizim gibi bu mücadeleye inanmış, arkadaşlarımızla mücadelemiz yıllardır devam ediyor. Aydın'ın, Ege'nin, Türkiye'nin doğasının yok edilmesine karşı bu anlamda emperyalistlere karşı ve yerli işbirlikçilerine karşı bu şekilde mücadele ediyoruz. Şu ana kadar da yaptığımız mücadelelerde çeşitli kuruluşlar, platformlar oluşturarak yaptık. Aydın'daki çevre grupları kutlanmasında değil, Türkiye'de de ekoloji birliğini oluşturmasında AYÇEP olarak yer aldık ve Aydın Çevre ve Kültür Derneği Platformu’nun 20. yılını kutladık” diye konuştu.

“DAVALAR AÇILDI VE KAZANILDI”
Davaların devam ettiğini belirten Vergili, “2025 yılına girerken jeotermalle ilgili 5-6 bölgeye izin verilmişti. Bunlarla ilgili davalar açıldı ve kazanıldı. Ancak yeniden daha büyük projelerle yeniden geliyorlar. Ve bunların mücadelesine tekrar devam ediyoruz. Bozdoğan’da Alamut köyünde jeotermal mücadelesi var. Kamulaştırma davalar sürüyor. Bunun yanında Yenipazar’da madenle ilgili Karacaören köyünde madene karşı köylülerle birlikte toplantılar düzenliyoruz. Onların süreçleri, davaları devam ediyor. Yine Bozdoğan’a bağlı Güneyköy’de Madran Dağı'nın hemen altına, kar yağan yerinin altına güneş tarlası kurulmaya çalışılıyor. Bununla ilgili yapılan toplantısında köylüler de tepki gösterildi. Ve şu anda bu projeyi Çevre Şehircilik Enerji Bakanlığı geri çekti, büyük bir ihtimalle yapılmayacak. Bafa Gölü üstündeki köylerde de davalar sürüyor. Altı yedi yakın davalar bu şekilde yarım. Ama şu ana kadar açılan davaların çoğu sonuçları halk lehine olumlu geçiyor” ifadelerini kullandı.

“YERALTI SULARI KULLANILAMAZ HALE GELDİ”
Jeotermallerin kapatılması için dilekçe verildiğini belirten Vergili, “Geçtiğimiz zamanlar da Germencik’te Jeotermal santral patlaması oldu. Oranın kapatılmasıyla ilgili dilekçeler verildi. Jeotermal faaliyetten dolayı yeraltı suları artık kullanılmaz su haline geldi. Bununla ilgili Devlet Su İşleri’nin yaptığı çalışmalar sonucu suların artık kullanılmaz su haline geldiğini gösteriliyor. Jeotermalle ilgili suç duyurusu da yapıldı. Kapanmasıyla ilgili Valiye ve Savcılığa suç duyurusu yapıldı, henüz sonuçlanmadı bekliyoruz” dedi.
“SOFULAR KÖYÜNE GÜNLÜK 350 TON KÜL DÖKÜLÜYOR”
Sofular'daki kül dökümüyle ilgili de konuşan Başkan Vergili, "Jeotermal yetmiyormuş gibi bir de KİPAŞ diye bir kağıt fabrikası açıldı. Bu fabrika her sene büyük yangınlar çıkıyor. Bu yangınlardan sonra da büyük bir çevre felaket oluyor. Aynı zamanda Aydın’da evlerin kullandığı kadar su tüketiliyor ve kirli bir su. Eskiden kağıt fabrikasının külleri daha önce Aliağa’da kullanmak için çimento fabrikasına gönderiliyordu. Şimdi orada mesafe uzak olduğu için bu külleri götürmek masraflı oldu. Bu yüzden KİPAŞ şu anda Sofular köyüne günlük 350 ton kül dökülüyor. AYÇEP olarak biz bütün Aydın'daki çevre oluşumundan çevre yöre halkıyla beraber bu mücadelelere gidiyoruz. Çeşitli kurumlar bizim yaptığımız çalışmanın önemli bir çalışma olduğunu farkındalığımda bizi destekliyorlar” diye konuştu.

“DAVALARIN TAKİBİNİ YAPACAĞIZ”
Davaların devam edeceğini söyleyen Vergili, “2026 yılında AYÇEP olarak bu davaların takibini zaten yapacağız. Ama tek tek davaları takip etmek yetmiyor. Onun için bu çözüm yolu olarak daha güçlü mücadeleler etmemiz gerekiyor. Çevreyle, yaşamla ilgili en önemli elementler toprak, hava, sudur. Toprak su olmasa da bir şekilde var olacak, onun için en önemli şey su. AYÇEP olarak 2026 yılında en önemli şeyin su olduğuna inandık. Çevre kuruluşları olarak 22 Mart’a kadar su yılı ilan ettik. Mücadelemize belediyelerin de girmesini istedik, sadece STK’ların tek başına yapacağı bir iş değil. 2026 yılında tüm çevreci belediyeler için tüm Türkiye çapında sulak alanların korunması, ticarileşmesinin önüne geçilmesi ve halkın suya ulaşımını kolaylaştırılmasını istiyoruz. Artık su mücadelesini önümüze hedef koymamız gerekiyor. Çünkü koymazsak su bitiyor, su bittiğinde de yaşam bitiyor. Dünya su olmazsa yaşamı biter” ifadelerini kullandı.





