Aydın Hedef Gazetesi'nden Betül Ulaşzade'nin haberine göre; 1’inci Sanayi Sitesi’nde oto yıkama esnafı olarak faaliyet gösteren Kemal Güven, Aydın Hedef Gazetesi’ne özel açıklamalarda bulundu. Araçlarda bulunan kedi ve köpek tüylerinin temizlik süresini uzattığını dile getiren Güven, bu nedenle yıkama ücretlerinin iki katına kadar çıkabildiğini aktardı. Sektördeki en büyük sorunun fiyat istikrarsızlığı olduğunu belirten Güven, yaşanan fiyat karmaşasının çözümü için belirli bir odaya bağlı olmanın şart olduğunu aktardı. Benzinliklerdeki uygun fiyatlı yıkama sistemlerinin sektörü sınırlı etkilediğini aktaran Güven, asıl sorunun ise fiyat standardının olmamasından kaynaklanan haksız rekabet olduğunu belirtti. Oto yıkama sektöründe maliyetlerin her geçen gün arttığını aktaran Güven, en büyük gider kalemlerinin elektrik ve temizlik malzemeleri olduğunu belirtti.

“ORTAK BİR FİYAT POLİTİKASI YOK”
Sektörün en büyük sorunundan bahseden Güven, “Ben 18 yaşındayken amcamın açtığı dükkanda başladım bu işe. Sonrasında abim de geldi, o günden beri birlikte devam ediyoruz. Zamanla aile mesleğine dönüştü diyebiliriz. Öncesinde pazarda esnaflık yapıyordum, bugün 15 senedir oto yıkama işindeyim. Bizim sektörde en büyük sıkıntı fiyatların stabil olmaması. Herkes farklı fiyat veriyor çünkü belli bir standart ya da fiyat listesi yok. Ticaret Odası’na bağlıyız ama yine de ortak bir fiyat politikası yok. Bu da sektörde ciddi bir dengesizlik yaratıyor. Herkes kafasına göre fiyat verince bu durum tüm yıkamacıları etkiliyor. Bence olması gereken, bizim de belirli bir odaya bağlı olup ortak bir fiyat standardının oluşturulması. Böyle olursa hem esnaf hem de müşteri açısından daha sağlıklı olur. Tabii bu benim görüşüm; katılan da olur, katılmayan da olur, saygı duyarız” dedi.

“İŞİN BİR STANDARDI OLMASI GEREKİYOR”
Fiyatların aracın kirlilik durumuna göre değişkenlik gösterdiğinden söz eden Güven, “Fiyat konusunda bazen mecburen geri adım atmak zorunda kalıyoruz. İşler durgun olduğunda müşteriyi kaybetmemek için normalde 900 lira olan bir işi 600 liraya yaptığımız oluyor. Ama bu işin gerçek değeri değil. Sırf müşteri kaçmasın diye yapıyoruz. Araç yıkamada fiyatlar araca göre değişiyor. Aracın büyüklüğü ve kirlilik durumu en önemli etkenler. Örneğin iki yıldır yıkanmayan bir araçla her ay düzenli yıkanan bir araç aynı olmaz. Normal şartlarda bir aracın temiz bir şekilde yıkanması en az 45 dakika ile 1 saat arasında sürer. Daha kısa sürede yapılan yıkamalarda zaten müşteri de şüphe duyuyor. “Bu kadar hızlı nasıl bitti?” diye tepki gösteriyor. Aslında işin bir standardı olması gerekiyor” ifadelerine yer verdi.

“İŞİ CİDDİ ŞEKİLDE ZORLAŞTIRIYOR”
Kedi ve köpek tüyünün işlem süresiyle birlikte fiyatlara da etkisinden söz eden Güven, “Son dönemde özellikle araçlarda kedi-köpek tüyü çok sık çıkıyor karşımıza. Bu da işi ciddi şekilde zorlaştırıyor. Koltuklara yapışıyor ve temizlemesi uzun sürüyor. Normalde 45 dakika sürecek iş, 1-1 buçuk saate çıkabiliyor. Bu yüzden böyle durumlarda ekstra ücret talep ediyoruz. Normalde 600 lira olan bir yıkama, yoğun tüy varsa bin – bin 500 liraya kadar çıkabiliyor. Çünkü bu hem zaman hem de emek kaybı demek. Ama müşteriler bazen bunu anlamayabiliyor. Fiyatlara gelirsek, her yılbaşında zam geliyor. Geçen yıl 450 liradan başlayan yıkamalar 800 liraya kadar çıkıyordu. Şu anda ise 700 liradan başlayıp bin liraya kadar çıkabiliyor. Tabii hala 500-600 liraya yıkayan yerler var ama nasıl yıkadıkları ve müşteri memnuniyeti de sorgulanmalı” diye konuştu.

“İSTER İSTEMEZ FİYATLARA YANSIYOR”
Malzeme fiyatlarının da arttığından bahseden Güven, “Giderler açısından en büyük maliyetimiz elektrik. Bizim şansımız dükkanın kendimize ait olması, kira ödemiyoruz. Ama kirada olanlar için durum çok zor. Bu büyüklükte bir yerin kirası bugün ciddi rakamlara ulaşıyor. Bizde ise tüm sistem elektrikle çalıştığı için elektrik faturası en büyük gider kalemi. Bunun dışında kullandığımız temizlik malzemeleri de ciddi maliyet oluşturuyor. Parlatıcılar, temizlik ürünleri, parfümler derken bunların çoğu dövize bağlı olduğu için her yıl fiyatları artıyor. Malzemelerde yüzde 25-30 civarında artış oluyor. Bu da ister istemez fiyatlara yansıyor” dedi.

“KUR FİYATLARI BİZİ DOĞRUDAN ETKİLİYOR”
Malzeme fiyatlarıyla birlikte oto yıkama ücretlerinin de zamlandığını aktaran Güven, “Kur fiyatları bizi doğrudan etkiliyor. Bu da doğal olarak araç yıkama fiyatlarına yansıyor. Kullandığımız malzemelerin fiyatı neredeyse her sene ciddi şekilde artıyor. Üç katı olmasa bile en az yarı yarıya fark ediyor. Mesela geçen sene 100 liraya aldığımız bir ürünü bugün 200 liraya alıyoruz. Bu yüzden yıkama fiyatlarının artması kaçınılmaz oluyor. Buna bir de elektrik zamları ekleniyor. Elektrik zaten başlı başına büyük bir gider kalemi. Yüzde 25 zam geliyor ama genel etkisi yüzde 30-35’i buluyor. Bu şartlarda fiyatlara zam yapmamak mümkün değil” ifadelerine yer verdi.
“CİDDİ BİR ELEMAN SORUNU VAR”
Sektörde eleman eksikliği yaşandığını belirten Güven, “Bu işi dışarıdan görenler kolay zannediyor ama öyle değil. “Bu işte para var” deyip dükkan açan çok kişi oldu ama çoğu bir yıl bile dayanamadan kapattı. Çünkü gider çok, müşteri yönetimi zor, eleman bulmak ayrı bir sıkıntı. Şu an sektörde ciddi bir eleman sorunu var. Yetişen çırak yok, kimse bu işi yapmak istemiyor. Oysa bu iş tamamen eleman işi. Eleman olmazsa ne kadar iş olursa olsun yetişemezsin. Bizim sektörde en büyük sorunlardan biri de fiyat standardının olmaması. Herkes kafasına göre fiyat veriyor. Bugün biri çıkar 'Ben 100 liraya yıkarım' der, buna kimse bir şey diyemez. Çünkü bağlı olduğumuz bir oda ya da belirlenmiş bir fiyat listesi yok. Oysa bir oda olsa, hem fiyatlar belli olur hem de bir düzen sağlanır. Diğer mesleklerde olduğu gibi bir denetim mekanizması olur. Mesela berberlerde fiyat listesi vardır; kimse onun çok altına ya da üstüne çıkamaz. Bizde de böyle bir sistem olmalı” diye konuştu.
“PANDEMİDEN SONRA MALİYETLER İNANILMAZ ARTTI”
Müşterinin ucuza yöneldiğini ancak düşük maliyetli işlerin niteliksiz olduğunu aktaran Güven, “Benzinliklerdeki yıkama sistemleri de var ama aslında bizim işimizi asıl etkileyen o değil. Orada insanlar daha ucuza, kendi başına hızlıca yıkama yapıyor. Jeton 50 lira, iki-üç jetonla 100-150 liraya halletmeye çalışıyor ama o süreyle zaten düzgün bir temizlik mümkün değil. Bizim işimizi esas etkileyen şey, sektördeki haksız rekabet. Çünkü müşteri doğal olarak fiyata bakıyor. 400 liraya yıkatan biri varken 700 liraya gelmek istemiyor. Ekonomi de buna zorluyor. Bu noktada müşteriyi de anlıyoruz. Pandemi öncesinde 50 liraya araç yıkıyorduk. Pandemiden sonra maliyetler inanılmaz arttı. Elektrik, malzeme, işçilik, kira derken her şey katlandı. Üstüne bir de herkesin kendi hayat giderleri var. Bu yüzden fiyatları artırmak zorunda kaldık. Yani bu artış keyfi değil, tamamen şartlardan kaynaklanan bir durum” dedi.
“DIŞARIDAN GÖRÜNDÜĞÜ GİBİ KOLAY BİR İŞ DEĞİL”
İşin zorluklarına değinen Güven, “Müşteriyle ilgili de ayrı zorluklar var. Mesela araçta özel eşyalarını bırakmalarını istemiyoruz çünkü sonra sorumluluk bize kalıyor. En ufak bir şeyde hırsız durumuna düşebiliyoruz. Bir de çok titiz müşteriler oluyor; ne kadar uğraşırsan uğraş mutlaka bir eksik bulabiliyor. Bir saat emek veriyorsun, tek bir noktaya takılıyor ve bütün emeğin gözünde değersizleşiyor. Bu da motivasyonu düşürüyor. Bizim bir standardımız var; bir araca ortalama bir saat emek veriyoruz ve yapılması gerekenleri yapıyoruz. Ekstra bir talep olursa yardımcı oluruz ama her detaya inmek de mümkün değil. Çünkü bu işin de bir sınırı var. Kış ayları ise bizim için en zor dönem. Yağmur, soğuk hava derken iş azalıyor. Bir yandan da soğukta çalışmak gerçekten zor. Sürekli suyla ve kimyasallarla uğraşıyoruz, ellerimiz çatlıyor. Dışarıdan göründüğü gibi kolay bir iş değil” ifadelerini kullandı.





