Bir zamanlar tarımsal üretim ve hayvancılıkla uğraşanların yaz aylarında yoğun olarak kullandığı Ovacık Yaylası, günümüzde sağlıklı yaşam arayışında olanların da uğrak noktalarından biri haline geldi. Bölgede yaşamını sürdüren Nimet Baltacı ise çocukluğundan bu yana doğayla iç içe bir yaşam sürdürdüğünü ve kendi sebze ile meyvesini üretmeye devam ettiğini ifade etti.

“Eskiden Kendime Yetecek Kadar Yapardım”
Koronavirüs salgınının ardından doğal ve geleneksel ürünlere olan ilginin arttığını söyleyen Baltacı, unutulmaya yüz tutan çam kozalağı pekmezinin yeniden değer kazandığını belirtti. Atalarından öğrendiği yöntemlerle üretim yaptığını dile getiren Baltacı, “Kendimi bildim bileli toprakla haşır neşir olurum. Kendi yiyeceğim sebze ve meyveyi kendim üretirim. Atalarımızdan gördüğüm şekilde yaşayıp yiyip içmeye gayret ederim. Eskiden çam kozalağı kaynatılıp pekmez yapılırdı. Pek çok geleneksel beslenme alışkanlığımız gibi bu kozalak pekmezi de unutulmaya yüz tuttu. Yaklaşık 6 yıl önce koronavirüs salgını sonrası kozalak pekmezi aranmaya başladı. Başta bağışıklığı güçlendirici özelliği ile bilinen kozalak pekmezi solunum yolu rahatsızlıklarından sindirim sistemi rahatsızlıklarına kadar pek çok şeye faydalı olduğu biliniyor. Eskiden kendime yetecek kadar yapardım. Şimdi eşe dosta yetecek kadar yapmaya çalışıyorum” dedi.

Çam kozalaklarının uzun süre kaynatılmasıyla elde edilen kozalak pekmezi, halk arasında bağışıklık sistemini desteklediği ve vücudu enfeksiyonlara karşı korumaya yardımcı olduğu inancıyla ilgi görüyor. Özellikle akciğerleri temizlemeye yardımcı olduğuna yönelik yaygın görüşler nedeniyle son yıllarda en çok tercih edilen doğal ürünler arasında yer alıyor. Mevsiminde toplanan çam kozalaklarının odun ateşinde belirli bir kıvama ulaşıncaya kadar kaynatılmasıyla hazırlanan kozalak pekmezinin, birçok kişi tarafından uzman tavsiyesi doğrultusunda tüketildiği belirtiliyor.




