Aydın Hedef Gazetesi'nden Kevser Dayan'ın haberine göre; Lise eğitimini İzmir’de tamamlayarak Türk Tarih Kurumu önceki dönem başkanlarından Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu’nun öğrencisi olmak için Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi Tarih Bölümü’nü kazanan Tarih Öğretmeni Nilgün Türker, 19 yıl önce geldiği Aydın’da çok sayıda öğrenci yetiştirdi. Öğretmen olarak başladığı meslekte yaşadığı haksızlıklar sonrasında Efeler Mimar Sinan Mahallesi’nde 3 yıl önce kendine ait kitap kafe açan Türker, öğrencilere nasıl ders çalışılması gerektiğinin eğitimini tüm yönleriyle aktararak kısa zamanda gönüllerde yer etti.

Mesleki azmiyle örnek olan Türker, öğretmenliğin kutsal bir meslek olduğunu hissettiğinde öğretmen olmaya karar verdiğini belirterek yaşadığı zorluklardan sonra kitap kafe açama kararı aldığını söyledi. Kitap kafe açma fikrinin nasıl şekillendiğini aktaran Türker, “Yalansız bir şekilde adaleti sağlayarak bir eğitim yeri açmaya karar verdim. Kendimde okumayı çok sevdiğim için kendime de alan açmak istedim. Elimizi taşımızın altına sokmadığımızı fark ettim. Şu anki gençlik nereye gidiyor diye sorgulayınca şu anki bulunduğumuz yere geldim” dedi. Mesleğinde önce kendi söküklerini diktiğine vurgu yapan Türker, öğrencilerine de özellikle nasıl sökük dikildiğini öğrettiğini söyledi.

“ÖĞRETMENLİK İÇİN DOĞDUĞUMU HİSSETTİM”
Öğretmen olmaya nasıl karar verdiniz?
İlkokul hayatım Kütahya’nın Gediz’de gerçekleşti. Ortaokuldan sonra iyi bir liseyi kazanarak İzmir’e geldim. Sonrasında ailemin karşı çıkmasına rağmen onların isteğinin tam tersi bir branş tercih ederek tarih okudum. Yusuf Halaçoğlu’nun öğrencisi olmak istiyordum bu yüzden tek tercih yaparak Isparta’ya gittim. Yusuf Halaçoğlu bizi okuttuğu sırada Türk Tarih Kurumu Başkanı oldu. Aslında tarihçi olma isteğiyle gitmiştim sonrasında kendi mizacımla ve iletişim kabiliyetimin yüksekliğiyle öğretmen olmaya karar verdim. Öğretmenliğin nasıl kutsal bir meslek olduğunu kendimde büyüyünce daha güzel idrak ettim, neticede ben bunları anlatmalıyım diyerek yola çıktım. İlk etapta ben tarihçi olmak için yola çıkmıştım hatta arkeoloji istiyordum fakat arkeolojinin aslında benle çok uyuşmadığını fark ettiğimde evrildim. Akabinde tarih okuduktan sonra bizim dönemimizde dershanecilik güzel para da veriyordu. Dershanede tarih öğretmeni oldum. Öğretmenliğe başladığım an öğretmen olmam gerektiğini ve öğretmenlik için doğduğumu hissettim.

“BEN İYİ Kİ ÖĞRETMEN OLDUM”
Dershanede öğretmenliğinden memnun muydunuz?
Açıkçası öğretmenlik dershanede çok daha yorucuydu. Öğrenciler sezonluk geliyor ama öyle bir bağlanıyorsunuz ki sanki yıllardır sizin öğrencinizmiş gibi geliyor. Özel sektöründe galiba cilvesi de dershanede tutunabilmek. Bunun için çok daha fazla çalışmanız lazım. Hem kendi branşınızda kendinizi geliştirmeniz gerekiyor hem de veli ve öğrenci alanını sağlam tutmak gerekiyor. Ayrıca sizi yönetenler ve öğretmen kadrosuyla aranızı iyi tutmanız lazım. Yani beş altı koldan iletişim kabiliyetinizi yükseltmeniz gerekiyor. Ben o dönem bunları çok rahatlıkla yapabildiğimi ve koşa koşa işe gittiğimi fark edince evet dedim ben iyi ki öğretmen oldum. Öğretmenliğimin ilk 3 yılından sonra kendimi daha fazla geliştirmem gerektiğini düşündüm. Ekstra okuduğum diğer ön lisanları, lisansları, aldığım sertifikaları ve diğer eğitimlerin hepsini kendimi tatmin etmek için öğretmenlik anlamında daha iyi kulvarda yol alabilmek için kendim için almıştım.

“ALDIĞIM EĞİTİMLER KENDİMİ GELİŞTİRMEK İÇİN”
Öğrenciliğiniz devam ediyor mu?
Aslında çalışırken lisanslar okumaya başladım birden fazla lisans okudum ve hala okuyorum hepsi de insan psikolojisiyle ilgili. Aldığım eğitimler başkaları için değil kendimi geliştirmek içindi fakat öğretmenlikle o kadar özleştim ki anaç ruhumla birleşti. Bununda bana getirisi çok büyük oldu. Otomatikman çalıştığım kurumların hepsinde de tarihçiliğin üstüne çıkmış oldum. Bunun üstüne çıktığım için bana büyük bir haz getirdi. İşimi iyi yaptığım için maddi boyutları da fazla geliyor. Hem maddi hem de manevi doyum sağladığım için mutluluğu da artıyor. Zihindeki ve bedendeki rahatlama hissi de fazla oluyor o zaman önün daha da açılıyor. Bu sayede yapacaklarımın önü de açıldı. Burada ki tatmini güzel sağlayınca evdeki yaşantım da güzel geçiyor. Başarı da zaten gayrete gebe olduğu için çok gayretli bir gençlik hayatı yaşadım. Başarısız olduğum anlarda 5 dakika ağlayıp kendimi toparlayıp bunu nasıl düzeltirim diye düşünmeye geçtim. Nasıl sorusunu sürekli sordum kendime. Asla neden bu bana oldu sorusunu sormadım, nasıl düzeltirim sorusuna gittim. Bu da hayatta yaşıtlarım ve benimle aynı dönemi okumuş arkadaşlarıma göre öne geçmemi sağladı. Ancak bu her şey pozitifi geçti demek değil. Ayağımı kaydırmak isteyenlerle de çok karşılaştım. Öğretmen arkadaşlarımdan ve yönetimden haksızlığa uğradım ama haksızlığa boyun eğemediğim için sesimi çıkardım.

“HAKSIZLIĞA UĞRAYINCA İSTİFA ETTİM”
Dershanede öğretmen olmayı neden bıraktınız?
Genelde de bulunduğum konumlarda da çok aranan öğretmen oldum. Matematik zor olduğu için en çok matematik öğretmenine para verilir gibi bir algı vardır ama özel sektörde böyle bir şey yok. Özel sektörde en iyi parayı resim öğretmeni bile alabilir. Bende aranan bir tarihçiydim ve öğretmenliğimin ilk 10 senesinden sonra benim istediklerim de oluyordu ama Aydın’da çalıştığım kurumlarda haksızlığa uğrayınca istifa ettim. Eşime, 'Ben soğan ekmek yiyeceğim ama kendi işimi yapacağım. Şu an yargıladığım insanlar gibi olmayacağım ve bu zihniyette temiz kalmaya gayret edeceğim' dedim. Yalansız bir şekilde adaleti sağlayarak bir eğitim yeri açmaya karar verdim. Kendimde okumayı çok sevdiğim için kendime de alan açmak istedim. Hayat sadece para kazanmak, evine gitmek, eşine çocuğuna yemek yapmak değil. Bu döngü olamaz ve bunları sorguladığım dönemlerde de okul ya da özel dershane beni tam tatmin etmiyor. Elimizi taşımızın altına sokmadığımızı fark ettim, şu anki gençlik, öğrencileri yetiştiren aileler nereye gidiyor ve söylediklerimizi ne kadar uyguluyoruz bunları sorgulayınca şu anki bulunduğumuz yere geldim.

“YAŞANMIŞLIKLAR BENİ BURAYA GETİRDİ”
Şu anki eğitim yeriniz nasıl?
Eğitim kurs yerimiz ile dershanemiz ayrı. Burası kitap kafe ve kırtasiye olarak geçiyor ama kısmi bir kütüphane olarak düşünebilirsiniz. Biraz farklı formatı var. Matruşka 20 yıllık vizyon ve misyon çalışmasının ürünüdür ve aslında bir anda ortaya çıkmış değildir. Yaşanmışlıklar beni buraya getirdi. Kendi hayat hikayemden kaynaklı böyle bir evrim geçirmiş bir yere sahibim. Türkiye’de de türevleri mevcut çok büyük kitap evleri, kütüphane ve kitap kafeler var. Ancak burası farklı, sayılı insan alıyorum içeriye, kapasitemiz 30 kişi oluyor ve daha fazla kişi almıyorum. Kişileri de seçerek alıyorum zaten herkesi almış olsaydım ben şu anda 6’ncı şubemi açardım. Paranızın olması da önemli değil benim için. Burada KPSS, TUS, ALES, YKS ya da sadece kitap okumak isteyenler gelebiliyor. Aslında kendine zaman ayırmak özel çalışma alanı oluşturmak isteyen kişiler katılım sağlayabiliyor. Ders çalışma aşamasında dengeyi sağlayamayan öğrenciler için 'Matruşka' devreye giriyor. Özel bir alan ve ücretsiz koçluk sunuyorum. Hayat kaliteni arttırırken bir andan da eğitim de tökezlememek için nasıl bir harita çizilmesi gerektiğini gösteriyorum. Günümüzdeki koçlar gibi ben bağımlılık yaratmıyorum. Kişi, ergen veya yetişkin bu çalışmaları yaparken birilerine bağımlı kalmasını istemiyoruz. Ben nasıl ders çalışılmalı ve hayatla ders nasıl entegre edilmeli bunu göstermeye çalışıyorum. Ben 'Matruşka'ya gelmek isteyen kişilere de öncelikle gerçekten ders çalışmak istiyor mu onu soruyorum. Aldığım cevaplara göre de yönlendirme yapıyorum.

Kırtasiye ürünlerinin kitap kafede olmasının bir sebebi var mı?
Ders çalışmayı öteleyecek faktörlerin hayatımızda olmasını istemiyorum. Karnım acıktı, ders çalışamıyorum olayı burada yok. Her gün hazırlanan yemeklerimiz var, öğrencilerim burada yemek yiyebiliyor. Öğrencilerin yanında getirdikleri yemekleri burada yemesine izin veriliyor. Ama saatleri de oluyor. Kafalarına göre girdi çıktı yapamıyorlar. Ayrıca kalemim bitti, çıktı alamıyorum, bu kitabım olmadığı için çalışamıyorum gibi bahaneler olmaması için kırtasiyemiz de var. Kırtasiyemizde akla gelebilecek her şey mevcut. Sadece burada ders anlatımı gerçekleşmiyor. Nasıl ders çalışması lazım, öğrencinin elindeki materyaller uygun mu, dijitali yani bilgisayarı ve tableti nasıl kullanması gerektiğini de öğretiyorum.

“ÖĞRENMEK İSTEMEMİN BİR SEBEBİ VAR”
Kitap kafenin ismi neden Matruşka?
İnsanın kendi içindeki özünü keşfetmesini istiyorum. Matruşka bebeklerini gözümüzde canlandırdığımızda tek tek iç içe geçerler. En büyükten en küçüğe gider. Matruşka ile kişinin özünü bulmaya çalışıyorum, yapabirliğini göstermek için uğraşıyorum ama bu yapabilirlik kişinin kendi hayatı için yapılıyor başkası istediği için değil. Burada kişinin hayatında başrolünün kendisi olduğunu göstermek için çabalıyorum. Merak edip sohbet için gelenler de oluyor ama Matruşka normal bir yer değil. Şehrin dışında olmasını da bilerek Sessiz ortam kurabilmek için tercih ettim. Camlarla da kapatmadım, havayla temas etmek istedim, begonviller diktim. İç kısımda zaten bireysel bir salonumuz var, herkesin özel çalıştığı masalar var. Burada ben de çok rahat ders çalışabiliyorum. Ders çalışmaktan da yoruluyorum ancak zevk alıyorum. Öğrenmeyi seviyorum çünkü öğrenmek istememin bir sebebi var. Öğrendiğimi öğretmek için yaşıyorum.

“HEDEFİM İÇİN ÇALIŞMALARA BAŞLADIM”
Gelecek için hedefleriniz neler?
Ben önce söküklerimi diktim şimdi kişilerin söküklerini dikmiyorum. Nasıl sökük dikilir onu öğretiyorum. Matruşkanın 2’ncisini açacağım ama yine 30 kişiyle sınırlı kalacak. Aydın’ın birçok mahallesinde gerçekleştirmeyi hedefliyorum ve formatımı değiştirmeyeceğim. Kalabalıklarda kişilerin kaybolmasını istemediğim için dershanede de aynı durum söz konusu. Önce Aydın içerisinde sonra Türkiye genelinde Matruşka'ları çoğaltmak istiyorum. Matruşkalarım çoğalır benim kaygım yok. Ancak asıl hedefim özellikle yetim çocuklar olacak. Eğitim hayatında tökezlemiş ve başka sıkıntılar da yaşamış çocukları tespit edip okumaları için şu anki düzenime benzer bir eğitim alanı kurmak istiyorum. Burada da yetim kontenjanı var ama daha büyüğünü açmak istiyorum. İlkokul, ortaokul, lise ve üniversiteye hazırlanan yetimlere ayrı eğitim yerleri açmaya niyetleniyorum. Bunun için de arsa arayışındayım, sizin aracılığınızla da arsa gönüllüleri varsa destek olursa çok sevinirim. Ben eğitmeyi işletmeyi kabul ediyorum yapacağım ama bana yardımcı olacak insanlara da ihtiyacım da var. Eğer bana destek olan olursa hedefim çok daha bir şekilde yerini bulur. Çok fazla yetim çocuğumuz var, onların eli kolu olmak ve vatana millete hayırlı evlat yetiştirmemiz lazım. Ben öğretmensem bunu canla başla yapmam gerekiyor. Benim gibi düşünen duyarlı insanların olduğunu düşünüyorum. Şu an için böyle kurum açmamız halinde bize yemek imkanı sağlayacak ve binayı inşa edebilecek ahbaplarımız var ancak arsamız yok. Düşüncem lise, ortaokul ve ilkokul öğrencilerinin aynı arsa içerisinde farklı bloklarda buluşturmak istiyorum. Benim için öğrencileri takip edebilmem çok önemli. Hedefim için çalışmalara başladım ama ne kadar çok yardımsever olursa daha hızlı yapabiliriz. Güzel şeylere niyet ettim.






