Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği (EKODOSD) Başkanı Bahattin Sürücü, Aydın’a özgü endemik bir tür olan Aydın Ölmez Çiçeği’nin (Helichrysum heywoodianum) yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu açıkladı.
Bitkinin yalnızca 800-900 metre yükseltilerde yetiştiğini belirten Sürücü, Kirazlı Dağları’nda daha önce 11 adet olarak tespit edilen çiçekten yalnızca 3 tanesinin sağlam şekilde kaldığını birinin kurumuş olduğunu, diğerlerinin de yok olduğunu ifade etti. Sürücü, “Başka bir yayılış alanı bulunmadığı takdirde parmakla sayılacak azınlıkta kalan bu endemik türün vahim durumda olduğu görülüyor.” dedi.

Aydın’ın adını taşıyan çiçek yok oluyor: “Parmakla sayılacak kadar kaldı”

“RÜZGAR TÜRBİNLERİ DOĞAL YAŞAMI YOK ETTİ”

Sürücü açıklamasında, “1960’lı yıllarda İngiliz botanikçi Davis tarafından bilim dünyasına tanıtılan bitkinin bulunduğu bölgeye rüzgar enerji santrali (RES) projeleri yapılmaya başlandı. Davis’in tarif ettiği yerde günümüzde 16 adet rüzgar türbini bulunmaktadır. Açılan yollar ve türbin yerleşimleri yüzünden çiçeklerin büyük bölümü yok oldu. Proje sahasının ekolojik önemi dikkate alınmadan yapılan bu uygulamalar sonucu, elimizde kalan birkaç örnek bile risk altında” dedi.
Aydın Ölmez Çiçeği’nin halk arasında “Kadimaltınotu” olarak da bilindiğini belirten Sürücü, “Bu bitki, yaygın olarak bilinen diğer ‘ölmez çiçeklerle’ karıştırılıyor. Ancak bizim türümüz yalnızca yüksek kesimlerde görülüyor ve çok daha hassas” diye tanımladı.

24 yaşındaki genç kız feci şekilde can verdi! Acı haber yakınlarını yasa boğdu
24 yaşındaki genç kız feci şekilde can verdi! Acı haber yakınlarını yasa boğdu
İçeriği Görüntüle

Aydın’ın adını taşıyan çiçek yok oluyor: “Parmakla sayılacak kadar kaldı”

“PROJELER UYGUN ALANLARA YAPILMALI”

Sürücü, Kuşadası ve çevresinin biyolojik çeşitlilik açısından hâlâ keşfedilmeyi bekleyen türlerle dolu olduğunu belirterek, “Özellikle RES projelerinin yapıldığı alanlarda endemik türlerin çıkma olasılığı yüksektir. Ancak bu tür projelerde genelde ekonomik kazanımlar öncelik taşıdığından, proje alanının ekolojik yapısına fazla dikkat edilmemektedir. Milli Park başta olmak üzere Kuşadası ve çevresi, biyolojik çeşitlilik açısından çok zengin kaynaklara sahip olup, keşfedilmeyi bekleyen nice bitkilerin olduğunu tahmin ediyoruz. Bu tür projeler endemik türlerin bulunduğu doğal alanlara değil uygun alanlara yapılmalıdır.” ifadelerini kullandı.

Muhabir: MİNE EREN