“Aydın’ın potansiyeli var!” 

“Aydın’ın potansiyeli var!” 

Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü Yemler ve Hayvan Besleme Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mürsel Özdoğan, Aydın Büyükşehir Belediyesi’ne Ege-Yem projesiyle ilgili tavsiyelerde bulundu. 

A+A-

(MURAT TAN) Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’nun artan girdi maliyetleri nedeniyle zor durumdaki üreticilere piyasadaki fiyatlardan aşağıda ucuz yem sağlamak için hayata geçirdiği Ege-Yem, tarım camiasındaki türlü kesimlerin takdirini toplarken, Aydın Hedef Gazetesi olarak konuyu akademik bakış açısıyla ele alarak bilimsel veriler ışığında masaya yatırdık. 

Aydın’ın alternatif yem üretimine dönük imkanlarıyla ilgili açıklamalarıyla birlikte Aydın Büyükşehir Belediyesi’nin Ege-Yem projesini akademik ölçekte değerlendiren Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü Yemler ve Hayvan Besleme Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mürsel Özdoğan, açıklamalarında çarpıcı hususlara dikkati çekerken, ilde alternatif yem üretimi için halihazırdaki atık ham maddelerin göz önünde bulundurularak üretime geçilmesi gerektiğini vurguladı. 

Üreticinin yaklaşık yüzde 15 daha ucuza yem temin etmesine olanak sağlayan Ege-Yem projesiyle üreticiye destek olmaya çalışan Aydın Büyükşehir Belediyesi’nin halihazırda fason üretim yaptığını söyleyen Özdoğan, “Çayın taşıyla çayın kuşunu vurmak” deyimini hatırlattığı açıklamalarında, “Ege-Yem Projesini önemsiyorum ancak Aydın Büyükşehir Belediyesi, bölgedeki üreticiyi, çiftçiyi, yetiştiriciyi ve halkı düşünüyorsa organik yem üretiminde çevresel sağduyuyu da gözeterek bölgedeki atık halde bol miktarda bulunan ham madde mamulünü satın almalı ve tesisleşerek işlemeye geçmelidir. Aydın bu anlamda ciddi potansiyele sahip bir ildir”  dedi. 

“ENGİNAR VE DOMATESTEN ALTERNATİF YEM ÜRETİLEBİLİR” 

Aydın’da hayvan beslemeye yönelik değişik ve alternatif yem ham maddelerini bulmanın önemine dikkati çeken Prof. Dr. Özdoğan, “Bu anlamda da özellikle günümüzde yem masrafları ölçeğinde girdi maliyetlerini düşünecek olursak kullanmadığımız, kullanamadığımız ya da bugüne kadar dikkatimizi çekmeyen tarlada ya da sağda solda bıraktığımız ham maddeleri hayvan beslemeye kazandırmamız gerekiyor. Bu sayede çevre kirliliğine karşı da doğayı korumuş oluruz. Bu noktada baktığımızda Aydın’da örneğin ciddi anlamda enginar yetiştiriciliği yapılmaktadır. Enginar hasadından sonra geriye kalan bitki materyali güzel bir şekilde biçilip hasat edildikten sonra tekniğine uygun olarak kapatıldığında silajı da yapılabilir. Sonuçta bu alternatif bir yem ham maddesidir. Bunu biz hem ülke, hem yöre ekonomisine hem de doğrudan hayvan beslemesine de kazandırmış oluruz. Yine domatesler hasat edildikten sonra geriye kalan o yeşil aksamı olan habitüs yine biçilerek belli bir biçimde tekniğine uygun olarak doğranıp, üzeri yine silaj tekniğine uygun olarak kapatıldığında yine alternatif yem ham maddesi olarak ülke ve yöre ekonomisine kazandırmış oluruz” dedi. 

“ZEYTİN YEMİNİN HAYVAN SAĞLIĞINA BÜYÜK KATKILARI VAR”

Alternatif olarak üretilen yemlerin gerek sığır besisinde, gerekse süt sığırcılığıyla birlikte koyun ve keçi yetiştiriciliğinde ve beslemesinde de kullanılabileceğini söyleyen Özdoğan, “Yine örneğin Morova adlı bir firma tarafından tesislerinde zeytinyağı çıkarıldıktan prinanın içerisinde nemi yüksek olan bal kıvamındaki mamul, iki fazlı işleme dediğimiz sistemle işleniyor. İşleme safhasında öncelikle zeytinin çekirdeğini seperatörle ayırıyorlar ve bir miktar daha yağını alıyorlar. Geriye sadece zeytinin yumuşak dokusunu içeren kısmı kalıyor. Bundan zeytin yemi üretiliyor. Zeytin yemi dediğimiz mamulün içeriğinde protein belki çok yüksek olmayabilir ama yüzde 7-9 oranında aynı oranda da yağ içeriyor ve bu enerji kaynağı olması bakımından son derece önemli bir yağ. Bu zeytin yemini de hayvanlar tüketiyor. Bunu tüketen hayvanlar da, yemin içerisindeki esansiyel yağ nedeniyle daha parlak tüyle birlikte, daha sağlıklı ve üreme performansına da olumlu etkiler gözleniyor” dedi. 

“AYDIN, ZEYTİN YEMİ ÜRETİMİ İÇİN ÇOK MÜSAİT”

Aydın’ın zeytin yemi üretimine çok müsait bir il olduğunu söyleyen Özdoğan, “Eğer bu yem işlenilmezse prina olarak yakılacak ya da çevreye atılarak doğa kirliliğine neden olacaktır. Biz bunu işlediğimizde hem ülke ekonomisine kazandırmış oluyoruz. Zeytin insan tüketimine sunulan en değerli ve en az tarım ilacının kullanıldığı bir tarım ürünüdür. Biz bunun mamulünü, organik hayvancılık yapan işletmelere fevkalade sunabiliriz. Bu çok değerli bir mamuldür. Organik süt, et üreten ya da tavuk çiftliğinde de organik beslenmeye takviye sağlamak isteyenler için zeytin yemi son derece değerli bir yemdir. Böyle bir yemin Türkiye’de muadili yok. Bunun muadilini yerli buğday, mısır ya da ürünlerdir ama artık Türkiye’de ve dünyada bu ürünleri de bulmak artık kolay değil. Şu anda fabrika düzeyi üretim yapan firmalar artık bu tür ürünleri endüstriyel olarak aldıkları için ne buluyorlarsa onu alıp kullanıyorlar. Aydın zeytin yemi için çok müsait bir il. Zeytin yemi gerçekten son derece doğal organik diyebileceğimiz bir mamuldür. Belki protein ve enerjisi düşük olabilir ama doğal ve organik bir yemdir. İçerisindeki yağ da doğrudan hayvanın sağlığına da olumlu etki etmektedir. Üretilen ürünler organik olduğu için tamamen sağlıklı ve insan dostudur” diye konuştu. 

“EGE-YEM PROJESİNİ ÖNEMSİYORUM”

Aydın Büyükşehir Belediyesi’nin Ege-Yem projesinde  Aydın’daki alternatif ham maddelerin işlenmesi noktasında geniş imkanlara sahip olduğunu söyleyen Özdoğan, “Aydın Büyükşehir Belediyesi bu sayede, hem bu bölgeye ekonomik katkı sağlama anlamında üreticilerin ürünlerini alarak da bir katma değer üretebilir. Hem de üreticilerin menfaatleri adına da daha sağlıklı daha nitelikli ve bölge ekonomisine de katkı sağlayacak bir üretimi hayata geçirebilir. Ege-Yem’in bu bölgede endüstriyel ticari faaliyet yapan fabrikalarla boy ölçüşmesi elbette mümkün değil. Yani bu kolay bir iş değil. Firmalar sezonunda ve büyük çapta ham madde alıyorlar. Belli bir kar marjları olduğu için rekabet etme şansı yok ancak Aydın Büyükşehir Belediyesi gibi kar amacı gözetmeyen müteşebbis işletmelerin en büyük özelliği yöre ekonomisine katkı sağlamaktır. Bu sayede hem hayvan yetiştiricisi kazanır, hem de bölgedeki bu tip ham madde üretimi yapan işletmelere de katkı sağlanmış olur. Ben bu anlamda Ege-Yem projesini önemsiyorum” dedi. 

“FASON ÜRETİM YERİNE DOĞRUDAN ÜRETİME GEÇİLMELİDİR”

Ege-Yem’in halihazırda fason üretim yaptığını söyleyen Özdoğan, “Yemi kendileri yapmıyorlar, ucuz fiyata yaptırtıyorlar ve bölgedeki talepte bulunan üreticilere satıyorlar. Bu da elbette üreticinin menfaatine bir faaliyettir ama ildeki alternatif yem üretimi için halihazırda ham maddeler de göz önünde bulundurularak bir üretim yapılırsa daha doğru olacaktır. Üreticiden bölgedeki ham madde alınıp işlenerek satılırsa hem bölgedeki ham madde daha iyi ve daha ucuza değerlendirilmiş olur hem de bölgedeki ekonomik bir faaliyet de gerçeklenmiş olur. Aydın Büyükşehir Belediyesi’nin bölgedeki ham maddeyi işlemek üzere tesisleşerek fason üretim yerine doğrudan üretime geçmesi daha isabetli olur. Mesela Çine Belediyesi’nin Çine Organize Sanayi Bölgesi’nde organik zeytinyağı tesisleri var. Oradaki zeytinyağı işlendikten sonra kalan prina gerekli teknik destekler alınarak ve tesisleşerek de kolaylıkla zeytin yemine dönüştürülebilir. Ege-Yem de Ege-Et gibi Çine’den çıkan bir proje. Bu anlamda eldeki ham madde kaynaklarını doğru değerlendirmek lazım” diye konuştu. 

“ÇİNE-YEM TESİSLERİ MODERNİZE EDİLMELİDİR” 

Ege-Yem ile ilgili olarak tesisleşme sürecine dönük henüz mevcut bir atılıma dönük herhangi bir duyum almadığını söyleyen Özdoğan, “Çine-Yem de Ege-Et’ten kalma bir fabrikadır. Küçük çapta ve tamamen eski sisteme dönük bir tesis. Oradaki halihazırdaki sistemle yem üretimine geçilmesi çok zor. Bir an önce modernize edilmesi lazım. Şu anda oraya Aydın Büyükşehir Belediyesi de henüz yatırım yapmadı diye biliyorum. Yine bununla birlikte üreticiye de kendi yemini üretme anlamında da iş düşüyor. Örneğin mısır hasat eden makine ya da diskli ot biçme makineleriyle tarlada kalan ham maddeyi biçtikten sonra birkaç gün pörsüme ve soldurmaya bırakacaklar. Sonra bunu silaj makinesiyle kıyıp aynı mısır silajında olduğu gibi çiğneyip üstünü kapatacak. Aydın Büyükşehir Belediyesi de örneğin enginar üreticisi olup alternatif yem üretenlerden de bu yemi satın alabilir ama silaj hava aldıktan sonra çok çabuk bozulur. Bunun için de üreticilerin 100 kilogramlık, 500 kilogramlık ya da bir tonluk paket silaj yapmaları daha doğru olacaktır” dedi. 

“EGE-YEM İSTİHDAM DA YARATABİLİR” 

“Çayın taşıyla çayın kuşunu vurmak” deyimini hatırlatarak Ege-Yem projesiyle ilgili Aydın Büyükşehir Belediyesi yetkililerine tavsiyelerde bulunan Özdoğan, “Aydın Büyükşehir Belediyesi, bölgedeki üreticiyi, çiftçiyi, yetiştiriciyi ve halkı düşünüyorsa organik yem üretiminde çevresel sağduyuyu da gözeterek bölgedeki ham madde mamulünü satın almalı ve tesisleşerek işlemeye geçmelidir. Böylelikle üretici de para kazanırken, girdi maliyetlerinde önemli bir kalem olan yemi ucuza alan, ekonomik düzeyi çok iyi olmayan havyan yetiştiricilerinin de yüzü gülecektir. Ben bu anlamda daha da güzel bir proje olabileceğini düşünüyorum. Bu hayata geçtiğinde Ege-Yem projesi daha da güzel bir etki alanına da kavuşacaktır. Aydın Büyükşehir Belediyesi hammadde olarak endüstriyel üretimi yapılan mamulleri alıp işleyebilir, bu sayede istihdam da yaratabilir” diye konuştu. 

“ÇEVRE KİRLİLİĞİNİN DE ÖNÜNE GEÇİLEBİLİR” 

Çevresel kirliliğin önüne geçilmesine adına da yem üretiminin önemine dikkati çeken Özdoğan, “Alternatif yem üretimiyle çevre kirliliklerinin de önüne geçilebilir. Yem ham maddesi olarak alınacak ürün bir atıktır, çevre kirliliğine neden olacak bir materyaldir ancak aynı zamanda da alternatif bir yemdir. Çünkü içerisinde besi maddesi vardır. Bunu hayvana tükettirdiğinizde daha bir proteine dönüştürmüş oluyorsunuz. Aydın Büyükşehir Belediyesi, domates, enginarla birlikte çilek tarlalarından da ham madde sağlayabilir. Yine zeytin, hurda kestane ve hurda incir, üzüm atıklarını da alternatif yem üretimi için kullanabilir. Sonuç olarak Aydın Büyükşehir Belediyesi’nin amacı elbette bir yem fabrikasıyla rekabete girmek değil. Böyle bir proje hedeflendiyse bundan benim anladığım, o yörenin yetiştiricisinden eldeki ürünlerinin yeme dönüştürülmek amacıyla alınarak hem kazanç kapısı oluşturulması hem de bölgedeki ürünü kullanarak hayvan yetiştiricisine daha ucuz yem sunulmasına katkı sağlanılmasıdır” dedi. 

ege-yeme-akademik-mercek-aydinin-potansiyeli-var-106257-fde0ea6e082dfb26fd7d6651d441c84a.jpgege-yeme-akademik-mercek-aydinin-potansiyeli-var-106257-cd2e02366e633a6d96ae2e39258a4052.jpgege-yeme-akademik-mercek-aydinin-potansiyeli-var-106257-bfe31714290e0870c91c3edd973f4110.jpg


 

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.