Bahar geldi, ama için hâlâ kış mı?

Abone Ol

Ağaçlar çiçek açıyor. Günler uzuyor, güneş biraz daha uzun kalıyor. Hava yumuşuyor. Doğa her yıl olduğu gibi yeniden başlıyor. Ama insan her zaman aynı anda başlayamıyor. Bazen dışarıda bahar olurken, içeride hâlâ kış kalır. İçimizde çözülmeyen düşünceler, tam kapanmamış hikâyeler, söylenmemiş sözler…
Ve fark etmeden bu ağırlığı bedenimiz taşımaya başlar. En çok da nefesimiz. Çünkü nefes, insanın iç dünyasıyla dış dünya arasındaki en hassas köprüdür. Dışarıda her şey genişlerken, içeride hâlâ daralıyorsak, bunu en hızlı nefeste hissederiz. Derinleşmeyen, göğüste kalan, acele eden bir nefes… Sanki bir şeyler hâlâ çözülmemişte fark edilmeyi bekler gibi.
Oysa doğa bize her yıl aynı şeyi hatırlatır: Hiçbir şey aynı kalmak zorunda değil. Ağaçlar kış boyunca bekler. Geri çekilir, yavaşlar, görünürde hiçbir şey olmaz. Ama o sessizliğin içinde bir hazırlık vardır. Sonra bir gün, doğru zaman geldiğinde hiç zorlanmadan açarlar. İnsan da böyledir aslında. Zorlayarak değişmez. Zamanı geldiğinde, alan bulduğunda açılır. Ve o alan çoğu zaman dış koşullardan değil, içeride açılan küçük bir boşluktan başlar.
Nefes derinleştiğinde, beden “artık güvendeyim” demeye başlar. Zihin biraz yavaşlar. İçeride tutulan şeyler yavaş yavaş çözülür. Belki de bu yüzden yenilenmek, büyük kararlarla değil, küçük fark edişlerle başlar.
Bugün kendine şunu sorabilirsin: Ben gerçekten bahara geçmek için hazır mıyım? Yoksa hâlâ içimde taşıdığım bir kış mı var? Cevabı zorlamana gerek yok. Nefesine bakman yeterli. Çünkü nefes, hazır olduğunda zaten genişler. Bahar dışarıda kendiliğinden gelir. İçeride ise ancak nefesine alan açtığında başlar.