Belçikalılardan satın aldı, sektörde zirveye taşıdı

Belçikalılardan satın aldı, sektörde zirveye taşıdı

2013 yılında Çine’de kurulan EYSİM Mineral Madencilik, 6 yıllık süreçte 7 kişilik çalışandan 100 kişinin istihdam edildiği bir marka olurken, yaklaşık yıllık 12 bin ton kuvars üretiminden 80 bin ton üretim kapasitesine ulaştı. 

A+A-

MURAT TAN - EYSİM Mineral Madencilik Yönetim Kurulu Başkanı Muhammet Demir’in, 2013 yılında Çine’de Belçikalılardan satın aldığı maden fabrikası, 6 yıllık süreçte ilçede istihdamın lokomotifi olan öncü firmalar arasına girdi. Aydın-Muğla karayolu üzerindeki tesisin daha önce nakliye işini yaparken, ‘Elin Belçikalısı gelmiş, buradaki maden firmalarını almış. Bu işi neden biz yapmayalım?’ sorusuyla işe koyulan ve farklı bir sektörde de atılımda bulunabilme azminin yanı sıra ‘Milli Görev’ şuuruyla yola çıkan İş İnsanı Demir, ‘Aydın’da Ekonomiye Yön Verenler’  röportaj dizimizin konuğu oldu.
 
31 Mart Yerel Seçimleri’nde Cumhur İttifakı’ndan Çine Belediye Meclisi Üyesi seçilen Muhammet Demir, Eylül ayı meclis toplantısında ilçedeki tüm maden firmalarının çevresel zararlarının olup olmadığına dönük komisyon kurulmasını da sağlarken, araştırma ve inceleme sürecinde, tesislerinin kapılarını ardına kadar açmanın da sözünü verdi. Maden kaynaklı çevresel zararların araştırılmasıyla ilgili komisyon kurulmasında öncü rol üstlenmesiyle dikkatleri üzerine çeken Demir, firmasındaki personeline sağladığı sosyal haklar, sağlık güvencesi, ekstra ikramiyeler ve sendikalı çalışma gibi ayrıcalıklarla da sektörde ezber bozuyor.

belcikalilardan-satin-aldi-sektorde-zirveye-tasidi-126034-0cf925a7447b8a053cd29a9e9e755813.jpeg 

“KAZANDIĞIMIZIN VERGİSİ BURADA ÖDENİYOR”

-Kısa sürede gerek Aydın’da ve gerek Çine’de adından söz ettirmeye başlayan bir firma oldunuz. 6 yıllık süreci bize kısaca özetleyebilir misiniz?
 
6 yıl önce Belçikalılardan devraldığımızda 7 kişi çalışıyordu. Daha küçük ölçekliydi.  Şu an 6. senemizdeyiz. Her sene istihdamımızı ve kapasitemizi de artırarak bugünlere geldik. Şu anda 100’ün üzerinde çalışanımız var. İnşallah EYSİM daha da gelişerek istihdama da doğrudan katkılar sağlamaya da devam edecektir. İlk aldığımızda üretim de daha düşük seviyedeydi. İş Güvenliği anlamında da kontrolsüz ve denetimsiz bir noktadaydı. Belçikalı firma yurtdışına satışı bile zararlarda gösterdiği için vergi de ödememiş. Zararlarda göstererek devam etmişler bu anlamda ülke ekonomisine de bir katkıları olmamış. Biz vergimizi öderken istihdamımızı da geliştirdik ve ürettiğimiz madenin çoğunluğunu şu anda ihracat yoluyla yurtdışına gönderiyoruz. Avrupa ülkelerine, Güney Kore, Vietnam, Kanada ve ABD dahil bir çok ülkeye ihracatımız var. Yıllık ortalama üretimimiz 84 bin ton civarıdır. Daha önceki firma döneminde bu 10-12 bin ton civarındaydı. İstihdam ile birlikte üretimi de artırdık. Şirketimizin merkezi de Çine’de. Diğerleri gibi başka şehirlerde değil. Burada kazanılanın vergisi burada ödeniyor 

“ÇALIŞANLARIMIZI AYRICALIKLI HİSSETTİRİYORUZ”

Zaman zaman maden firmalarında çalışan personelin sağlıksız şartlarda çalıştırıldığı gündeme gelir. Bu konuda ne gibi tedbirler aldınız? Çine’de kendi ocaklarınızda mı üretim yapıyorsunuz?

Baştan beri bize personele ilk ikramiyelerin verilmesi olsun titiz davrandık. Özel Sağlık Sigortası ile yılda bir kez ‘Check Up’ hakkı, iki kez muayene hakkı yine Allah göstermesin yatalak duruma düşecek düzeyde ağır bir rahatsızlık olursa da tedavilerinin karşılanmasına kadar ekstra sağlık güvencelerini de devreye aldık. Kısacası çalışanlarımızı aslında her anlamda ayrıcalıklı hissettiriyoruz. Tesislerimizde ağırlıklı olarak kuvars madenini işliyoruz. İlk başlarda kiralık ocaklarda üretim yapıyorduk. Şimdi artık kendimize ait bir ocağımız var, Bozdoğan’daki ocağımızda da üretime başlıyoruz. Bunun dışında da daha başka 3-4 adet kiralık ocaklarımızda da üretim gerçekleştiriyoruz. 2004 yılında Belçikalılar Çine’de mevcut olan 4 firmadan ikisini satın almışlar. Bizim aldığımız firma hem zarar yapmış, hem de fazla da bir katkı sağlamamış. Biz devraldığımız firmayı ciddi anlamda geliştirdik

“MİLLİ BİR GÖREV OLSUN DİYE YOLA KOYULDUK”

-Peki. Sizi biraz tanıyalım. Asli işiniz Madencilik midir?  

Aslen Ispartalıyım. Denizcilik İşletmesi mezunuyum ve asıl işimiz de uluslararası taşımacılıktır” diyen Demir, “Bu firmanın nakliyesini de yapıyorduk. Yurtdışı satışlarda en önemli kalemlerden birisi nakliyenin maliyetleridir. Biz bu maliyeti minimuma indirebildiğimiz için rekabet gücümüz arttı. Şu anda bu çevrede tek bizim girebildiğimiz pazar var. Yani diğer firmalarla rekabette açık ara önde sadece bizim mal satabildiğimiz firmalar var. Nakliye ve diğer maliyetlerle baş edemedikleri için bizi seçiyorlar. Daha önceki firmanın nakliyesini yapıyorduk. Açıkçası o süreçte de kendi kendimize şunu sorguladık; Elin Belçikalısı gelmiş, buradaki maden firmalarını almış. Bu işi neden biz yapmayalım? Yani bunları sorgularken, piyasayı da iyi bildiğimiz için bu işe girmiş olduk. Hem farklı bir sektörde de bulunalım, hem de bir nevi yabancılardan firmayı almak da bizim için Milli bir görev olsun diyerek yola koyulduk. Çok şükür işlerimiz de iyi gitti ve bugünlere kadar da geldik

belcikalilardan-satin-aldi-sektorde-zirveye-tasidi-126034-d06be06c1e311a282f8a987d0b1e4496.jpeg

“TEK SENDİKALI FİRMA BİZİZ”

-Firma olarak geleceğe dönük vizyonunuzdan ve hedeflerinizden de bahsedebilir misiniz? Bir de çevre konusunda ne gibi hassasiyete sahipsiniz?

 Hedefimiz şu anda 100 kişilik istihdamımızı daha da artırmaktır. Daha çok kişiye, daha güzel şartlarda iş imkanı sağlamayı istiyoruz. Özel Sağlık Sigortası, ekstra ikramiyeler, çalışma şartları, 1 Mayıs İşçi Bayramı’na özel otel gezisi ve türlü desteklerle zaten ortaya koyduğumuz artı bir değer de var.  Aynı zaman da sendikalıyız. Öz Maden-İş Sendikası’na bağlıyız. Amacı üzüm yemek olan kişiler olarak bu sendikayla da üç yıldır çalışıyoruz. Bölgedeki maden firmaları arasında tek sendikalı olan firma da biziz. İş Sağlığı ve Güvenliği konusunda dışarıdan destek aldığımız yetkili firmalar var. Bünyemizde de bu konularda uzman personel de barındırıyoruz. Çevre konusunda özel firmalardan destek almakla birlikte kendi bünyemizde de çevre mühendisi var. Bu anlamda bünyemizde çevre mühendisi bulundurmakla da bir fark oluşturduğumuzu düşünüyorum. Üretim safhasından diğer tüm safhalara kadar elimizden gelen bütün dikkat sarf ediliyor. Gerekli tüm hassasiyeti ve özeni gösteriyoruz. Çevrede yapılan bazı karşıt tutumların bir kısmı açıkçası iyi niyetli olmayan durumlardır. Üretilmesin, kazanılmasın, ekonomiye katkısı olmasın, ya da nasıl engel oluruz mantığında olan ve cahilce yapılan hareketlere sahip tipler de oluyor.

“BAZI ÇEVRE ÖRGÜTLERİNİN ARKASINDA DIŞ ODAKLAR VAR”

-Çevrede yapılan bazı karşıt tutumlar iyi niyetli değil mi? Bu konuyu biraz açabilir miyiz? 

Doğru olarak yapılan eleştirilerin hepsine birebir uyuyoruz. Çine Belediye Meclisi’nde de maden kaynaklı çevresel zararlar söz konusuysa araştırılmasına dönük komisyon kurulmasını istedik. Gördüğümüz kadarıyla Çine’deki eylemlerde ve karşı çıkanlardaki tutum, genelde ciddi manada sorun olmasından ziyade karşı çıkmak ya da engel olmak içindir. İzmir Bergama’daki olayları biliyorsunuz. Oradaki olayların arkasında Alman Vakıfları çıktı. Bazı çevre örgütlerinin arkasındaki finansmanı sağlayan dış odaklar da var diyeyim. Kimisi tamamen bu nedenlerle karşı çıkıyor, kimisi de bilinçsizce karşı çıkıyor, kimisi de devletin ve milletin çıkarlarını gözeterek desteklemeye çalışıyor. Bizim Çine Belediye Meclisi’nde komisyon kurulmasındaki amacımız, şeffaflıktır. Komisyonda, bütün taraflar da olsun ve tarafsız ölçekte bir rapor ortaya konulabilsin. Bu anlamda işin içinde sendika, çevreciler, işverenler, akademisyenler de olsun. Yer altı kaynakları dünyanın her yerinde bir değerdir ve bunları çıkardığınız sürece ülke ekonomisine katkıda bulunursunuz. Milli servettir. Avrupa, ABD ve Kanada, yer altı kaynaklarını değerlendirirken bizim değerlendiremememiz milli çıkarlarımız açısından baktığımızda da doğru olmaz” 

belcikalilardan-satin-aldi-sektorde-zirveye-tasidi-126034-5b3d3e410638ad96adda3aa4133d08c4.jpeg

“GEREKLİ TEDBİRLERİ HEP BİRLİKTE ALALIM”

-Bazı çevresel zararlar sıklıkla gündeme geliyor? Sizce ne yapılmalı? 

Üretimde ve işleme safhasında yanlış ya da eksik bir durum söz konusuysa ya da uygulamada zarar verici bir sorun ve bu sorunu bertaraf edecek bir tedbir alınması gerekiyorsa bunu hep beraber almamız gerekir. Külliyen karşı çıkıyoruz ya da tamamen destekliyoruzdan ziyade amacımız üzüm yemek olmalıdır. Burada bir kazanç olsun. Çine’de en büyük ekonomi, maden ekonomisidir. Bunun yanında ülke için de önemlidir. Aydın’daki ihracatta en büyük kalem madendir. Ülke ekonomisine de katkısı var. Dolayısıyla burada nerede yanlış yapılıyorsa ciddi manada tarafsız olarak bakarak çözüm bulmak çok önemlidir. Kaynaklar yeraltında yatmasın. Altının üstüne yatıp da altını çıkarmayalım demeyelim ancak bunun uygulaması sırasında sorunlar varsa da çözümünü de birlikte bulalım. Amaç üretmek ve kazanmak. Hem ülkeye, hem kendimize hem de çevreye de katkı sağlamaktır

-Peki kurulmasını sağladığınız komisyon ne iş yapacak?

 Alt komisyonlar kurup firmaları, sendikaları, siyasi kuruluşları, akademisyenleri de davet etmeyi düşünüyoruz. Alt komisyonlarla beraber nerede bir eksiklik var, nerede yanlışlık var ve neyi düzeltebiliriz kısmıyla ilgili de ortak çalışmalar yapmak istiyoruz. Ben bir adım daha ileri götürerek tesisimi açmaya da hazırım. Bizim buradaki tesislerimize de bakabiliriz. Bizim bunca tedbir, dikkat ve özenimize karşın gözümüzden kaçan bir şey vardır. Gelin, bakın, tespit ettiğimizde bunu da birlikte çözelim diyoruz. Bu örnek de teşkil etsin. Maksat ortada belli. İşveren kazanç, işçi de ekmek derdinde. Bu sonuçta ülke ekonomisi için de gerekli bir şey. Hep beraber, şeffaf, tarafsız ve iyi niyet çerçevesinde çözümler bulmayı ve yanlışlar varsa da onları düzeltmeyi istiyoruz

“BİZİM DE SÖZ HAKKIMIZ OLSUN İSTEDİK”

-En son Yerel Seçimler’de belediye meclis üyesi seçilerek siyasete girmiş oldunuz? Siyasete girme amacınız nedir?

Aslında bu kadar işin içinde siyasetle uğraşacak vaktimiz yoktu. Buraya geldik ve sonrasındaki süreçte belediye başkan adaylığı, meclis birinci sıra adaylığı tekliflerine de yoğunluktan dolayı hayır dedik. Ancak gündemi takip ederek olup bitenleri gördüğümüzde ülkemizde ciddi manada bir Beka meselesi olduğunu da gördük. Bir tarafta biz de bulunalım, bir tarafımız olsun düşüncesiyle siyasete girmiş olduk. Biz her şeyden önce milliyetçi bir insanız. Bu ülkede yaşıyor, ekmeğini yiyor ve suyunu içiyoruz. Bu ülke için borcumuz var. Bir gücümüz varsa da ülkemizin menfaatleri doğrultusunda kullanmamız gerekiyor. Tamamen o düşünceler ve duygularla siyasete girmiş olduk. Bizim milliyetçilik anlayışımız belirli bir ırkın üzerine de değil tamamen bu ülkede yaşayan herkesin, çiçeğiyle, böceğiyle, kurduyla, kuşuyla hepsinin birlikte bir bütün olduğu, aynı Anadolu teknesinde birlikte yol aldığımızı düşünmeliyiz. Kemal Sunal’ın filminde beraber gülüp, Ferdi Tayfur şarkılarında beraber efkarlandığımız toplumun milliyetçiliği bu. Bu anlayıştayız. Üzerimize düşen görev varsa bunu yapma adına siyasi anlamda bir sorumluluk üstlendik. 15 Temmuz’dan sonra önemli bir Beka sorunu açığa çıktı. Bir ve beraber olmamız gerekiyordu, üzerimize düşeni bizim de yapmamız gerekiyordu. Yine Çine Belediye Meclisi’ndeki çalışmalarımızda, sektörel anlamda da katkımız olsun istedik. Sektör dışındakilerin konuşup yorumlar yapacağına, bizim de söz hakkımız olsun ve o sözü hem sektör hem de çevre için kullanmayı da bir görev bilerek siyasete girmiş olduk.

belcikalilardan-satin-aldi-sektorde-zirveye-tasidi-126034-73db97f434a58678e9076a5c1a4b7b74.jpg

-Siyaseti uzun vadeli düşünüyor musunuz?

 Siyaset hem biraz zor hem de insanları bir süre sonra şahsi menfaatlere iten, yola çıktığı inanç ve davadan uzaklaştıran bir noktaya evrildiği için uzun vadeli hesabımız yok. Üretimi ve ihracatı artırmak, hem de çalışma şartlarıyla işçi ve işveren arasındaki ilişkiler anlamında da örnek bir şirket olarak daha da kendimizi geliştirmek istiyoruz. Şu ana kadar zaten yaptığımız uygulamalarla bir çok firmaya örnek de teşkil ettik. Çalışma şartlarını, insanların refahını da düzelterek, çevreye daha çok katkı sağlayarak şirketimizi daha da büyütmek istiyoruz. Bizim üretimimizin yüzde 15’i iç piyasaya kalanı da yurtdışına gidiyor. EYSİM olarak bizim misyon ve vizyon olarak adlandırdığımız tarzımız ve tavrımız bellidir. En altta çalışan da en üstte çalışan da EYSİM’in yüzüdür ve ona göre hareket etmektedir. Dış vizyonda bir varız ve bir markayız. Bu markayı oluşturmak için de ne gerekiyorsa yapıyoruz

“2020’DE GÜZEL PROJELERE İMZA ATACAĞIZ”

-Sloganınız nedir? Gelecek yıllara dönük projeleriniz var mı?

Firma olarak, “Hep yükselen bir değer” bir sloganına sahibiz. EYSİM kapasitesini gün, ay ve yıl geçtikçe artırarak hareket ediyor. Bölgedeki maden yataklarının ruhsatları diğer firmalar tarafından alındığı için biz alternatifler oluşturmaya çalışıyoruz. Firmamıza ait üç ocağımız var. Partner niteliğindeki firmalarımızla da istişareler yapıyoruz. 2020’de daha güzel projelerle yolumuza emin adımlarla devam edeceğiz” 

-Sosyal sorumluluk anlamında ne gibi katkılar sağlıyorsunuz?

6 yıllık süreç dahilinde EYSİM olarak sosyal sorumluluk projelerine de ağırlık verdik. Çine’de bir çok okula yardımla birlikte bir çok öğrencimize de burs sağladık. Sadece çalışanlarımızın refahını artırıp, sosyal haklar vermek, düzgün şartlarda çalışma ortamı sağlamak değil, çevremize de ne faydamız olur düşüncesindeyiz. Öğrencilerimize ve ihtiyaç sahiplerine de elimizden geldiğince yardımcı olmaya çalışıyoruz. Sosyal sorumluluk projelerine daima önem verdik, vermeye de devam edeceğiz. 

belcikalilardan-satin-aldi-sektorde-zirveye-tasidi-126034-9440153ad27590d334f092d23db4e2b4.jpeg


 

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.