Uzm. Psk. Sibel Bilir

Uzm. Psk. Sibel Bilir

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

BEYNİ RAHATLATAN MELODİ: YAĞMUR SESİ

A+A-

Deniz sesi, dalga sesi ya da yağmur sesi gibi doğadaki ses çeşitleri birçok insan üzerinde huzurlu hissettirme, sakinleştirme ya da kolayca uykuya dalmayı sağlama gibi etkilere sahiptir. Yağmur sesi, pencerelerimizin camında ve düştüğü sokak kaldırımlarında yankılanan tiz, ritmik ve sakin bir tınıya sahip bir sestir. Öfkelenen cennetin, yenilenen doğanın melodisidir ve hepsinden de önemlisi tarif edilemez etkisiyle beynimizi sakinleştiren frekans ile dinlenmemizi kolaylaştıran veya hayal gücümüzü uyandıran aynı frekanstır. Tanınmış bir doğa bilimci ve yazar olan Henry Beston, okyanusların yüzeyinde sürünen dalgaların kükremesi ve şehirlerimize inen yağmur damlaları gibi doğada bulunan çok az sesin doğal tınısı olduğunu söylerdi. Bir şekilde, sudaki her şey, suyla ilgili her şey duyularımızı ve hayranlığımızı uyandırır. Belki de hayatın suda başlamış olduğundandır, bilemiyoruz. Ancak dünya üzerindeki her insanın yağmur sesine aşık olma yetisine sahip olmadığı açıktır. Gökyüzü bulutlarla kaplandığında herkes kendini rahat veya güvende hissetmez, ışık küle dönüşür ve bir fırtına eşliğinde her şey bulanıklaşır. Ancak veriler ortadadır. Rahatlamak istediğimiz anlarda sevdiğimiz yağmur sesi melodilerini açmak yeterlidir. Böyle bir ses uyumu, işitsel ritim, beynimizde bu etkiyi yaratır ve zihnimiz bunu bir dizi çok özel faktöre borçludur. 
YAĞMUR SESİ, SAKİNLİĞİN SESİ
Okyanus dalgalarının kayalara çarpması, akan bir nehir, yağan yağmur… Çoğu insan bu tür su sesleri duyduğunda hoş bir his yaşar. Yani, bu bir nöroloğun da söylediği gibi zevkten ya da sükunetten daha çok bizde yarattığı şey: “tehdit yok” algısıdır. Fakat suyla ilgili doğa olayları bizim için tamamen tehlikeden uzaklaşma, huzur demek değildir. Şiddetli deniz dalgası tıpkı yağmur gibi felaketlere neden olur. Aslında, bu sadece suyla ilişkili unsurların uyandırdığı seslere odaklanmakla ilgilidir: ritmiktirler, tekrarlayan bir aralığı takip ederler ve beynimizin sakinleşmesine neden olan desibel aralığında bulunurlar. 70 desibeli aşan ve aniden ortaya çıkan veya düzensizlik gösteren herhangi bir işitsel uyaran, beyin yapılarımız tarafından bir tehdit olarak algılanacaktır. 2012 yılında Pennsylvania Eyalet Üniversitesinde yapılan bir araştırmada tam olarak bu sonuca varmıştır. İnsanlar beklenmedik seslere, çığlıklara ve keskin işitsel uyaranlara tepki vermeye biyolojik olarak hazırdır. Tüm bunlar düzensiz trafik sesinin, sesini yükselten insanların veya şehir kalabalığının sesinin neden stres ve psikolojik yorgunluk yarattığını açıklar niteliktedir. Beynimizin çevresel uyuma ihtiyacı vardır ve bu akustik denge sakinlik yaratır. İşte o zaman endorfin salgılanır ve bu bizi mutlu eder ve bize dinlenmek ve hatta sakin bir iç gözlem durumuna erişmek için ideal bir huzur verir.
BEYAZ GÜRÜLTÜ veya AKUSTİK KAMUFLAJ
Birçok insan uykuya dalmak için yağmurun sesini dinler. Ara sıra uykusuzluk yaşıyorsak ve bunun temel nedeni stres ise bu tür kaynakları kullanmanız şiddetle tavsiye edilir. Uyku bozuklukları uzmanı olan Harvard profesörü Dr. Orfeu Buxton, çalışmalarında hastalarının önemli bir kısmının “akustik kamuflaj” dediği şeyden faydalandığını açıklamaktadır. Bu terim, birçok insanın beyninde mevcut olan tehdit hissini “kapatan” tekdüze frekanslı tüm sesleri içerir. Çok fazla baskı, stres ve endişeli bir hayat yaşadığımızda, beyin her zaman tetiktedir ve savunmaya geçmeye hazırdır. Yağmur sesiyle ya da beyaz gürültüyle (tüm frekansları içeren ve aynı güçte bir ses sinyali) elde ettiğimiz şey; bir tür kamuflaja sahip olmaktır. Beyne bir kontrol hissi yaratarak onu dış tehditlerin olmadığına, ortamda sakinlik olduğuna ikna etmek için kendisini tekrarlayan bir akustik model olarak ortaya çıkar. Beklenmedik uyaranlara karşı aşırı derecede yozlaşmış bir dünyada, beynimizin her şeyi öngörebildiği anlara ihtiyacı vardır. Hiçbir şeyin bizi rahatsız etmediği, hayatın akışıyla sınırlı olduğu, mükemmel bir uyum ve denge zamanına hapsolacak anlarda, yağmurun sesi bunu başarır. Doğa ve doğa olayları bizi kökenimiz ve özümüzle temasa geçirir, bizi kendimizi varoluşumuzla sınırladığımız o özel yere götürür. Son olarak, yağmurun heyecan verici diğer etkisini görmezden gelemeyiz. Islak toprağın o eşsiz aroması, yağmur damlalarıyla ıslanmış toprak kokusunun ötesinde, etrafımızdan kolayca gitmeyen kokusu bizi büyüler, zihnimize hoş anılar ve hoş hisler getirir.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar