Bir Aşk Hikâyesi Değil Aşk’ın Hikâyesi “AŞfaK”

Bir Aşk Hikâyesi Değil Aşk’ın Hikâyesi “AŞfaK”

Aydında yaşayan özel bir firmanın Aydın acenteliğini yapan ve aynı zamanda yazar olan Ertan Akın, aşkı çok farklı bir açıdan kaleme aldı.

A+A-

TUĞBA AYDIN'IN ÖZEL RÖPORTAJI- AşfaK ismini verdiği ve eşine duyduğu aşkın kendisine bu kitabı yazdırdığını belirten Ertan Akın “Bir aşk hikâyesi değil Aşkın hikâyesini anlattı”.

Kendinizi tanıtır mısınız?

Ben Ertan Akın, yazarlık yapıyorum. Yazarlık dışında şu an lojistik sektöründe faaliyet gösteren özel bir firmanın Aydın Acenteliğini yapıyorum. 35 yaşındayım. Evli ve iki çocuk babasıyım. Bir dönem Çanakkale’de yerel bir gazetede köşe yazarlığı yaptım. Son dört yıldır Aydın’dayım. Eşimin tayini sebebiyle geldim buraya. Yazmak benim için çocukluktan gelen bir şey. Daha ilkokuldayken kitap okumayı keşfetmiştim. Derslerim çok iyiydi. Sınıfta ilk kırmızı kurdeleyi ben aldım mesela ilkokulda. Bunlar tatlı detaylar. Okumayı keşfetmeye başlayınca ben bu sefer derslerden kendimi çekip bütün günümü bütün vaktimi okumaya harcamaya başladım. Daha ilkokul üçüncü sınıftayken bile her gün bir masal kitabı bitirmeden bırakmıyordum. O kadar okuma aşığı bir çocuktum. Tabi o zaman içerisinde katlana katlana büyüdü. Bu bana ne kattı, beni yazar yaptı, hayal gücümü çok geliştirdi. Tabi ki sahip olduğum kelimeler dağarcığımda daha serbest dolaşmaya başladı. Ve yazmaya çalıştığım zaman da ortaya böyle bir kitap çıktı. 

Kitabın ortaya çıkış hikâyesi nedir?

Aslında çok romantik bir hikâyesi var. Ben romantik bir insanım öyle söyleyeyim. Eşimi çok seviyorum. Bu arada eşim engelli tekerlekli sandalyede o şekilde tanıştık ve sevdik birbirimizi. Eşimle bir yıl dönümümüzü kutluyorduk. Ben hediye konusunda çok uçuk bir adamım işin doğrusu. Hediye dediğimiz şey illa ki maddi değeri çok yüksek olan bir şey değil. Manevi değeri ne kadar yüksekse hediye o kadar iyidir. Bir gün dedim ki ben onun için küçük bir hikâye yazayım. Orada ki karakterleri biz yapalım yani ben ve eşim olsun şeklinde düşündük. Hikâye öyle ilerledi. Ben seni böyle seviyorum. Ben seni bu kadar seviyorum. Senin için bunları bile göze alıyorum gibisinden bir küçük hikâye yazacaktım ben. Hikâyeyi ha deyince bitiremedim. Karakterler eklendi olaylar eklendi benim dışımda gelişti her şey hayal gücü mevzu olunca böyle oluyor. Ondan sonra bir 30 sayfaya kadar yazdım. Sonrasında baktım daha da uzayacak hikâyeyi kesmek zorunda kaldım.  Uzayıp gidecekti çünkü vakti de gelmişti zaten. Güzel bir yıl dönümü hediyesi oldu. Sonra bir gün dedim ki çok özet gibi oldu hikâyeler biraz hızlı ilerledi vs. Bunun bir aralarını dolduralım. Bunu bir özet kabul edelim asıl metne çevirelim. Sonra farklı karakterler ekledik. Farklı olaylar ekledik değişik diyaloglar oldu. Bu şekilde şimdiki halini aldı. Üç yıl içinde tamamlandı. 

Kitabın Hikâyesi ne?

Aslında sloganı bunu çok rahat anlatıyor. Bir aşk hikâyesi değil aşkın bir hikâyesi bu kitap. Baktığınız zaman aşk ile ilgili o kadar çok hikâye o kadar çok yaşanmışlık var ki herkes aşkla ilgili hikâyeler yazıyor. Ben ise aşkın gözünden baktım her şeye. Çünkü aşka bir karakter verdim. Ve o karakter üzerinden bu kitabı ilerlettim. Kitabın finalinde okuyucular çok şaşıracaklar çünkü şimdiye kadar okuyanlar finali hiç kestiremedikleri biçimde bittiğini söylüyorlar. Çok beğeniyorlar. 

Hikâye nerede geçiyor?

Kitabın arka sayfasında yazdığı üzere dünya dışı bir diyarda geçiyor. Kitabın tarzını soracaksanız eğer bana göre bu bir efsane. Ben bir efsanenin romanını yazdım diyebilirim. Bilimkurgu değil fantastik değil dolaşan bir efsaneyi romanlaştırdım, kaleme döktüm. Bunun dışında daha önce aşkın bilinmediği bir diyar düşünün. Hiç bilinmeyen bir olgu olan aşk diyara geldiği zaman insanlar onun ne olduğunu bilmiyorlardı ve onunla karşılaşan insanlar onun büyüsüne öyle bir kapıldılar ki çünkü her bakan kendince farklı şeyler görüyordu. Aşk bir siluetti bir karakterdi ama yaşlı bir insan baktığında ona âşık olduğu yaşlı bir insanı görüyordu. Genç bir adam baktığı zaman âşık olduğu genç kadını görüyordu. Yani her bakan aşkta kendince farklı bir şey görüyordu. O kişi için aşk neyse ona baktıkları zaman onu görürlerdi. Bu sebepten herkes aşkı kendisine almak istiyordu. Ama aşk öyle değil. Aşk özgür bir olgu kimseye ait olamaz. Herkes ona ait olur. Öyle düşünüyorum ben. Kitapta aşk ile ilgili her şeyi bulabilirsiniz. Aşkın kitabı, aşkın ölümsüzlüğü, aşkın acısı, yani aşk ile ilgili ne varsa bu kitapta hikayeleştirilmiş bir şekilde aralara yedirilmiş bir şekilde okuyucuya sunuldu. 

Eşinizle nasıl tanıştınız?

Ankara da tanıştık. Çanakkale’de yaşıyordum ve ablamın bir gün üniversite dolayısıyla gittiği Ankara’ya gittim. Bir süre orada iş aradım ve her yere başvurdum. En son bulamadım ve Çanakkale’ye dönmeye karar verdim. Son anda Ankara’dan bir iş teklifi geldi ve ben Ankara’da kaldım. Bu tekliften bir gün sonra Çanakkale’den iş teklifi geldi. Yani bu teklif bir gün önce gelseydi eşimle tanışmamış olacaktık. Eşim Ankara’da bir engelli özel okulunda yatılı okuyordu. Son sınıftı ve son sınıf lise stajyer öğrencisi olarak bizim iş yerine gelmeye başladılar. Ben direkt olarak eşimle arkadaşlık kurmadım, arkadaşlarıyla ilk tanışıklığım oldu. Bir akşam moralim çok bozuktu. Canım bir konuya çok sıkılmıştı. Gittim okula sohbet ediyoruz arkadaşlarla. İlk defa gördüğüm bir kız. Aman Allah’ım bülbül gibi şakıyor. O kadar güzel sesi vardı, o kadar güzel bir yüzü vardı ki bana melek gibi geldi. O akşam ilk defa karşılaştım ve bende iz bıraktı. Sonra kafama koydum ben bu kız ile birlikte olacağım, onu hayatıma alacağım, benim olacak dedim. Muhabbet etmeye başladık ve görüşmeye başladık. Ondan sonra bir gün o beni aradı. Meltem sen misin dedim. Numaramı nerden aldın dedi. Ben de numaran bende kayıtlı değil sesini tanıdım dedim. Şaşırdı ve nasıl tanıdın dedi. Bu sesi tanımamak mümkün değil ufacık bir sesini bile duysam tanırım ben seni dedim. Tabi böyle böyle bir hoşluk oldu aramızda. Sonrasında ben niyetimin ciddi olduğunu ifade ettim ona ondan hoşlandığımı söyledim. İlk tepkisi insanlar ne der oldu ve bu konuya çok kafayı takardı. Çünkü kendini eksik görüyordu. Ona öyle olmadığını hissettirdim çünkü bunun diğer insanlarla alakası yok bunun bizimle alakası var dedim. Seninle ve benimle alakalı dedim ve o yüzden kimin ne dediği hiç önemli değil ve yaklaşık üç haftalık dört haftalık çetin bir maceranın sonunda ikna ettim ve sonunda bu bize çok güzel günler yaşattı. İnanılmaz değerli bir hayat yaşıyoruz şu anda eşimle beraber.  Eşimin hayaliydi bir çocuk sahibi olmak ama günün birinde evlenebileceğini hiç tahmin etmezmiş öyle düşünmüş. Onun beklemediği şekilde gelişti evlendik. Nasıl çocuk sahibi olabilirim araştırmaları yapıyordu. O kadar güzel bir anne oldu ki benim tanıdığım açık ara en iyi anne olabilir diyebilirim. Sonrasında mucizeler oldu hayali gerçekleşti bir kızımız oldu adını Hayal koyduk hayali olduğu için. Sonrasında Aydın’a geldiğimiz zaman nasip oldu bir de oğlumuz oldu adını da Mustafa Kemal koyduk. 

Bu romanı yazmanıza hayat hikâyeniz sebep oldu diyebilir miyiz?

Şöyle söyleyeyim bu bir yanlış algı oluşturmasın. Çünkü romanın içeriğiyle benim hayatımın hiçbir alakası yok. Bazen insanlar bunu düşünüyor sizi mi yazdınız? Kendinizi mi yazdınız? Çünkü insanlar bizi görüyorlar ister istemez biz bunu yansıtıyoruz. Ve gıpta ile bakıyorlar ben fark ediyorum. Ve diyorlar ki bu sizin hayat hikâyeniz mi onu mu yazdınız. Hayır değil tamamen hayal gücü üzerine kurulu ama eşimden aldığım aşkla yazdığım bir kitap. 

Aşfak nedir peki?

Aşfak anlamlı bir kelime değil. Anagram bir kelimedir yani mevcut bir kelimenin harflerinin yerleri değiştirilerek mevcut harflerden yeni bir kelime türetmektir. Kitabı okuyan kişi bu kelimeyi kitabın sonunda çözüyor. Kitabın ismi aynı zamanda ana karakterin de ismi. Hikâye bir kabilede geçiyor. Bu isim hem kabilenin ismi hem de kabile reisinin kızının ismi. Bu arada kitabın ismini de eşim koydu. Tabi kitaptaki diğer isimlerde kitabın sonundaki kelimeden türetildi. Ve okuyucu tüm bu gizemleri kitabın sonunda kendi çözüyor.

bir-ask-hikyesi-degil-askin-hikyesi-asfak-150209-80d7ca32b96d4332b68cc98e5762b3a3.jpegbir-ask-hikyesi-degil-askin-hikyesi-asfak-150209-60745d2fe9357f960147b49533cf4a23.jpegbir-ask-hikyesi-degil-askin-hikyesi-asfak-150209-b78ef5ed436f5d3ba4d887fc253a8bb3.jpegbir-ask-hikyesi-degil-askin-hikyesi-asfak-150209-ba4c3a79c3bec7024560179e1cd5eea4.jpeg

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.