Deprem uzmanından korkutan açıklama   

Deprem uzmanından korkutan açıklama  

İzmir'de yaşanan yıkıcı depremi tahmin ederek hafızalara kazınan Jeoloji Uzmanı Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, "Ege’de risk taşıyan aktif fayların Manisa’da İzmir ve Aydın Kuşadası’nda yer alan faylardır” dedi.

A+A-

Jeoloji Uzmanı Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, gündemi etkileyecek yeni açıklamalarda bulundu. İzmir’de 30 Ekim’de meydana gelen büyük depremin ardından yaşananları teknik olarak ele alan Üşümezsoy, Ege Bölgesi’nde risk taşıyan aktif fayları açıkladı.

Son deprem uydu verileriyle elde edilen sonuçlarda Samos Adası’nın 15 cm kadar yükseldiğini ifade eden Üşümezsoy, “Bu depremde uydu verileriyle elde edilen sonuçlarda Samos adası su üstünde 15 cm kadar yükselmiş buna karşılık karşı kıyıda İzmir Seferihisar kıyıları, Çeşme bloğu kıyıları 15 cm kadar çökmüştür. Karaburun fayında kuzeye bakan fayda İzmir Narlıdere fay kısmında yatay eksende bir rotasyona neden olmuştur” dedi.

RİSK TAŞIYAN FAYLARDAN BİRİ
Ege’de 30 Ekim’de meydana gelen deprem sonrası İzmir-Çeşme plakası içinde oluşan depremlerin yanaltımlı depremler olarak görüldüğünü ifade eden Üşümezsoy, “Büyük deprem sonrası İzmir Çeşme plakası içinde oluşan artçı depremler yanaltımlı depremler olarak görülmekte. Burada riskin taşıdığı faylardan biri İzmir Körfezi’ndeki Narlıdere fayı diğeri ise Spil Dağı kuzey kenarındaki fayıdır. Bu son depremde fay üzerindeki yüklediği stres körfezde stres düşmesine karşı bu faylar üzerinde stres aktarmıştır” dedi.

İzmir Körfezi’ndeki 5 milimetrelik stresin biriktiğini belirten Üşümezsoy, “İzmir Körfezi’de 5,3 kilometre genişleyerek 1852, 1778 ve 1688’de kırılmalardan sonra yılda 5 milimetrelik stresler birikmiştir. Bu boyutuyla 3 ayrı deprem sonrası kırılmayla rahatlayan faylar üzerindeki stresler 5 milimetreden hesaplarsak 350 yılda 1,75 olarak ortaya çıkmaktadır” ifadelerini kullandı.

Üşümezsoy, Ege’de büyük depremin yıkıcı hattını açıklayarak, “Ege’deki morfoloji, tektoniğe ve aktif faylara baktığımızda gördüğümüz gibi birçok aktif fay var. Ve birçok potansiyelinde öne çıkanı bir çuval pirinç içinde taş ayıklamaya benzeyen bir olayla riskli olan fayları ayırmaktır. Riskli olan 3 fay söz konusudur. Biri İzmir’in Narlıdere fayı, diğeri Manisa Spil Dağı fayı, son olarak ise Kuşadası’daki faydır. Bunların dışında da aynı Spil Dağı’nı paralel gören aynı sistem üzerinde olan Akhisar Saruhanlı faylarıdır. Ege’deki risk taşıyan faylar Manisa’da İzmir ve Aydın Kuşadası’nda yer alan faylardır” ifadelerini kullandı.

"6 BÜYÜKLÜĞÜNDEKİ DEPREM DOĞANBEY FAYINDA OLMUŞTUR"
Üşümezsoy, sözlerini ŞÖYLE tamamladı:
"İzmir Körfezi’nde 1688’deki kırılma dışında 1778’de de bir kırılma söz konusu olmuştur. Fakat bu depremler aynı fay hattının kırılması yerine körfez boyunca Doğu-Batı yönünde uzanan yanaltımlı Seferihisar fayında ve Doğanbey fayında da depremler söz konusudur. 1852 yılında da bir deprem söz konusudur. Aynı şekilde 1992 yılında 6 büyüklüğünde deprem Doğanbey fayında olmuştur. Ege Bölgesi’nin aktif tektonik yapısı ile depremselliği arasındaki ilişki Ege’nin sırtları vadilerini oluşturduğu yapılarıyla deniz içindeki devamıyla koyları ve adaları tamamlamaktadır."

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum