BÜLENT AYTÜRK

BÜLENT AYTÜRK

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

DIŞ BORÇLAR SORUNU

A+A-

 19. yüzyılda Avrupa’da gerçekleşen sanayi devrimini ıskalayan Osmanlı Devleti, bunun bedelini çok ağır ödedi.
  
          Bilindiği gibi sanayi devriminin öncesinde Avrupa’da aydınlanma ve bilim devrimi gerçekleşiyor. Sanayi Devrimi’ni ve Fransız Devrimini hazırlayan 18. yüzyıldaki aydınlanma devrimidir.

         Türkiye, Osmanlı Devri’nde maalesef hem aydınlanma devrimini hem de sanayi devrimini ıskalamıştır. 

         Her ne kadar Osmanlı padişahları ve bazı devlet adamları batılılaşma yolunda bazı reformlar yapmış olsalar da eğitim ve bilim alanında çok geç ve geri kaldığımız için bu refprm hareketleri çöküşü önleyememiştir. 

         Tarihe şaşı bakan bazı kesimler sürekli olarak Osmanlı’nın son iki yüzyılını ve İttihad Terakki’yi devletin yıkılışının sorumlusu gösterirler. Son iki yüzyıla nasıl ve neden gelindiğini sorgulamazlar. 

         Avrupa’nın bilim ve teknik alanındaki ilerlemeleri askeri alanda da etkisini gösterir ve savaşlarda sürekli yenilmemize ve büyük toprak ve insan kayıpları neden olur. 

         1838’de Balta Limanı Ticaret Antlaşması ile Osmanlı Devleti’nin ekonomik alanda yarı sömürge durumuna düşmesine yol açar. Bu antlaşma ile İngiltere’den ithal edilecek mallara gümrük vergisi uygulanmayacak , buna karşılık Osmanlı’nın ihraç ettiği ürünlerden %15 gümrük vergisi konulacaktır.

         1853-1856 Kırım Savaşı’nda İngiltere, Fransa ve Prusya gibi devletler , Rusya’ya karşı Osmanlı Devleti’ne asker yardımı gönderirler. Ancak bu askerlerin ve savaşın masrafları Osmanlı Devleti tarafından karşılanacaktır. Bu durum zaten ekonomik bakımdan kötü durumda olan Osmanlı Devleti’nin iyice çökmesine yol açar ve 1854’te ilk dış borç alınır. Yüksek faizlerde alınan bu borçlar doğru kullanılmaz, lüks harcamalar yapılır. Hatta Dolmabahçe Sarayı bu dönemde yaptırılır ve rivayete göre harcının içine altın atılır.

         1882’de 2. Abdülhamid zamanında Muharrem Kararnamesi yayınlanır ve Osmanlı Devleti iflas eder , konkordato talep eder ve borçları ödeyemeyeceğini ilan eder. Tabii ki bu alacakları devletler “ canın sağolsun !” demeyecekler ve  Osmanlı Devleti’nde Duyun-u Umumiye İdaresi kurulur. Bu kurum tütün , tuz gibi İnhisar İdaresi ( TEKEL İdaresi ) gelirlere el koyacak , Mısır ve bazı eyaletlerin vergileri de bu idareye bırakılacak. 

        Şu çok övündükleri Osmanlı’dan Türkiye Cumhuriyeti’ne borçlar , cahillik ve çökmüş bir ekonomi kalacaktır. 

        Osmanlı borçlarını Türkiye Cumhuriyeti ödeyecektir. 
        
        Cumhuriyet’in ve Atatürk’ün değerini bilmeyenlere daha ne diyim ! 


 

Önceki ve Sonraki Yazılar