Aydın Hedef Gazetesi'nden Murat Tan'ın haberine göre; CHP’li Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel’in, İstanbul 9. Sulh Ceza Hakimliği’nin 16 Mart 2026 tarih ve 2026/276 Sorgu numaralı kararıyla rüşvet ve irtikap suçlamasıyla tutuklanmasının yankıları sürerken, Devlet, Milli Savunma ve Adalet Bakanı olarak önceki hükümetlerde görev yapan Prof. Dr. Hikmet Sami Türk’ten konuyla ilgili yazılı değerlendirme geldi. Eski Bakan Türk’ün, Günel’e ilişkin tutuklama kararı verilmesini değerlendirdiği açıklamasında, “Şüpheliye atılı ‘rüşvet’ ve ‘irtikâp’ suçları, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 101. maddesinde sıralanan ‘tutuklama nedeni var’ sayılabilecek katalog suçlardan değildir” tespitinde bulunmasıysa dikkat uyandırdı.
“CEZA MUHAKAMESİ KANUNU”NU HATIRLATTI
Günel’in İçişleri Bakanlığı’nca Anayasa’nın 127., Belediye Kanunu’nun 47. maddesi uyarınca ‘geçici bir tedbir olarak’ görevden uzaklaştırıldığını belirten Türk, İçişleri Bakanlığı’nın yaptığı işlemin, tutuklama kararının sonucu olduğunu vurgulayarak olayda tutuklama kararı verilmesinin çeşitli yönlerden değerlendirilebileceğine değindi. “Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 12. maddesine göre “Davaya bakmak yetkisi suçun işlendiği yer mahkemesine aittir” diyen Türk, “Oysa olayda Kuşadası Belediyesi ile bağlantılı ‘rüşvet’ ve ‘irtikâp’ soruşturması İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülüyor ve Belediye Başkanı Ömer Günel hakkında tutuklama kararı İstanbul 9. Sulh Ceza Hâkimliği’nce veriliyor” ifadelerine yer verdi.

TUTUKLAMA KARARINI KANUNLA DEĞERLENDİRDİ
Anayasa ve Ceza Muhakemesi Kanunu’nda tutuklama kararı için öngörülen koşulların, kişi özgürlüğü ve güvenliğini gözeten bir anlayışla yorumlanması gerektiğini belirten Türk, “Anayasa’nın 19. maddesinin III. fıkrasına göre ‘Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilen diğer hâllerde hâkim kararıyla tutuklanabilir.’ Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesinin 1. fıkrası şöyledir: ‘Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması hâlinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması hâlinde, tutuklama kararı verilemez. Olayın bu koşullar çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir” dedi.
“GÜNEL’İN SUÇLARI KATALOG SUÇLARDAN DEĞİL!”
Şüpheli Günel’e atılı ‘rüşvet’ ve ‘irtikâp’ suçlarının Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 101. maddesinde sıralanan ‘tutuklama nedeni var’ sayılabilecek katalog suçlardan olmadığını da vurgulayan Türk, “Suçun özelliği, şüpheli veya sanığın durumu gerektirmedikçe tutuksuz yargılama kural, tutuklama istisnadır. Dolayısıyla halkın oylarıyla seçilmiş belediye başkanları hakkında mutlaka bir soruşturma açmak gerekiyorsa bunu kurala uygun yapmak gerekir; onları görevlerini yapmaktan alıkoyan istisnayı uygulamak yanlıştır. Seçilmiş belediye başkanlarının engellenmeden çalışabilmesi, demokratik hukuk devletinin gereğidir” ifadelerini kullandı.

“AKP VEYA MHP’Lİ TUTUKLU HİÇBİR BAŞKAN YOK”
Türk, konuya ilişkin değerlendirmelerini şu cümlelerle noktaladı; “31 Mart 2024 yerel genel seçimlerinden sonra tutuklanan CHP’li belediye başkanlarının sayısı Ömer Günel ile 17’ye, 3 büyükşehir belediye başkanı ile birlikte 20’ye çıktı. Bu sayı, önemli bir rakamdır. DEM Partili tutuklu 1 belediye başkanı dışında başka partili, örneğin AKP veya MHP’li tutuklu hiçbir başkan yok. CHP’li belediye başkanları hakkında yapılan bu uygulama, Anayasa’nın 9. maddesinde belirtilen ‘yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı’ ile 138. maddesinde öngörülen ‘mahkemelerin bağımsızlığı’ ilkeleriyle bağdaşmıyor. Hâkimler, kararlarını her türlü siyasî etkinin dışında kalarak vermelidir. Devletin temeli niteliğindeki adalet böyle gerçekleşir”





