Esnafın acilen uyandırılması lazım: Müşteri internette geziyor sen neredesin?

Abone Ol

İşler durgun… Esnafın son 3 yıldır ağzından düşmeyen cümle bu. İşler çok durgun, millette para yok ki alışveriş yapsın!
Gerçekte durum nasıl peki? Söylenenler doğru mu, müşteri başka yerlerde geziyor olmasın?
Pandemi sonrasında tüm dünyada internetten alışveriş bir alışkanlığa dönüştü. Artık sadece gençler değil, orta yaş ve üstü kuşaklar da internetten sipariş vermekte tereddüt etmiyor. Dünya genelinde e-ticaretin perakendedeki payı 2025 itibarıyla yüzde 21 seviyesine çıkmış durumda. Hacim ise 7 trilyon doları aşmış görünüyor.
Türkiye’ye baktığımızda da tablo benzer durumda. TÜİK’in araştırmasına göre internetten alışveriş yapan bireylerin oranı 2020’de yüzde 36,5 iken 2025’te yüzde 55,7’ye yükseldi. Yani beş yıl içinde her üç kişiden biri daha internetten alışveriş yapmaya başlamış. Bu durum e-ticaret pazarındaki büyüklüğü de gözler önüne seriyor.
Ancak aynı tabloyu esnaf göremedi ya da yanlış yorumlamakta ısrarcı. TÜİK’in Girişimlerde Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması’na göre Türkiye’de e-satış yapan işletmelerin oranı sadece yüzde 13,6. Başka bir ifadeyle tüketiciler internette dolaşırken esnaf hâlâ dükkanında müşteri beklemeye devam ediyor. E-ticaret yapan işletmelerin büyük kısmı da pazaryerlerinin sağladığı hazır trafiğe bağımlı kalmayı tercih ediyor.
Bu da beraberinde yeni bir sorunu ortaya çıkarıyor. Pastadan aslan payını pazaryerleri alıyor. Ticaret Bakanlığı verilerine göre pazaryerlerinde satış yapan işletme sayısı 2023’te 540 bini bulmuş durumda. Kendi sitesi veya uygulaması üzerinden e-ticaret yapan işletme sayısı ise sadece 35 bin civarında. 2025’te bu farkın daha da açıldığı, pazaryerlerine yönelen esnaf sayısının 700 bine yaklaşacağı öngörülüyor. Kısacası, esnafın kendi markasını dijitalde büyütmek yerine pazaryerlerinin gölgesinde kalması, internetteki tüm gücü ve yetkiyi pazaryerlerine bırakıyor.
Pazaryerleri güçlerinin farkında. %20’lere ulaşan komisyonlar, yüksek kargo bedelleri, site içi reklam uygulamaları adı altında esnaftan toplanan paralar, cezai işlemler, muhasebe, sipariş entegrasyonu vb. Uygulamalara ödenen ücretler vs… Günün sonunda sattığımızın yarısını (kârımızın değil, ciromuzun) bir şekilde pazaryerlerine bırakmak zorunda kalabiliyoruz.
Tabi, pazaryerleri büyük satıcılardan aldığı çok düşük komisyon oranları ile küçük satıcıları büyük satıcılar için bir gösterge yapıyor, onları bir basamak olarak kullanıyor o da ayrı bir mesele.
Buradan çıkarılacak sonuç çok net aslında:
Tüketici internette alışverişe alışıyor ama tercih noktasında dönüp dolaşıp birkaç dev pazaryerinin eline düşüyor.
Esnaf da bu duruma çanak tutuyor. Kendi dijital mağazasını kurup marka değerini büyütmek yerine pazaryerlerinin komisyon yapısına bağımlı kalmaya devam ediyor.
Türkiye’nin bu kısır döngüyü kırabilmesi için esnafı kendi dijital altyapısını kurmaya teşvik eden politikalar, ödeme sistemleri ve lojistik destekler geliştirmesi şart. Aksi halde internet alışverişi yaygınlaştıkça kazanan hep aynı büyük oyuncular olacak. Tüketici hazır, Pazar hazır… Ama esnafın sahaya çıkmaya cesaret etmesi gerekiyor.