Atilla Dağıstanlı

Atilla Dağıstanlı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

GAZETECİ –SİYASETÇİ

A+A-

Seçim zamanları; siyasetçilerin korkularının ve egolarının tavan yaptığı bir süreçtir.
Kaybetme korkusu, egoyu tetikler. Ego, kaybetme korkusunu yenmek için kendince özgüveni güçlendirmeye çalışır ama temelinde kaybetme korkusu olduğu için bu çabası akıntıya çekilen kürek örneğine döner.
Ve panik başlar…
Rakiplerin birbirlerine vurdukları görsel, işitsel ve dokunsal darbelerin psikolojik etkisinde kalmamanın tek yolu önce kendini tanımaktan, sonra da başkalarını tanımaktan geçer.

Bu konuda Çinli General Strateji ustası Sun Tzu tam 2500 yıl önce demiş ki, ’’KENDİNİ TANIYOR, DÜŞMANINI DA TANIYORSAN YAPACAĞIN SAVAŞLARI KAZANIRSIN. KENDİNİ TANIYOR, DÜŞMANINI TANIMIYORSAN, YAPACAĞIN SAVAŞTA ALACAĞIN EN İYİ SONUÇ YENİLMEMEKTİR.’’

Elbette ki rekabet düşmanlık değildir ama egonun yönlendirdiği hırs dizginlenmezse telafisi zor sorunlar yaratabilir.

Siyaset maratonuna katılan adayların yapamayacakları, başaramayacakları (!) hiçbir şey yoktur.
Dinledikleri her isteğe, her öneriye “evet’’ demek zorundadırlar; çünkü ne yazık ki ülkemizde siyaset bu kurallara göre yapılıyor ve bu kuşaktan kuşağa aktarılarak oyunun kuralı oluyor.

Çok iyi bir satranç ustası olabilirsiniz ama oylarını istediğiniz seçmenler satranç tahtasındaki taşlar değildir.
Siyasetçi olarak insanları nasıl ikna edeceğinizi düşünür, çeşitli iletişim yöntemleri geliştirebilirsiniz ama siz bunu tek başınıza yaparken karşınızdaki insanların her an değişen düşünce ve kararlarına yetişemezsiniz.
Hele bu insanların sizin yaşantınızdan kaynaklanan önyargıları varsa işiniz çok zor demektir.

Gazetecilik yaşamımda çok seçim gördüm. Çok milletvekili, belediye başkan adayı tanıdım ama hiç birinin VAATLER konusunda “YOK” dediğini , “YAPAMAM” dediğini duymadım.
Yıllar sonra aynı konu için, “o gün yapamam dememiştim ama sonradan gördüm ki oldukça karışıkmış” diyenler olmuştu.

31 Mart seçim maratonu başlamadan önce adaylarla tek tek röportaj yaparak onların düşüncelerini Aydınlı seçmenlere duyurmak istemiştim ama yıllar içinde kazandığım deneyimler bir sinema filmi gibi gözlerimin önünden gelip geçti ve vazgeçtim.

Vazgeçtim çünkü kim ne yaptıysa karşısına çıkacaktır.
Nasıl mı?

Örneğin: Özlem Çerçioğlu,
İki dönem yaptığı belediye başkanlığı sırasında verdiği sözleri tuttuysa, vaatlerini yerine getirdiyse ve CHP’nin üye gücünü de yanına almışsa mutlaka kazanacaktır; ancak alacağı oy miktarı Çerçioğlu’nun yol haritasının da ayrıntıları olacaktır.
Artış varsa geliştiğini, azalma varsa krediden yediğini gösterecektir.

Mustafa Savaş:
Mustafa Savaş’a karşı bir önyargım yok. Sadece edindiğim deneyimlerime dayalı gözlemlerimi yazıyorum.
Mustafa Savaş’ı tanıdığım günden beri siyasetin neresinde olduğunu anlayamadım.
Bu sözlerimle onun yeteneksiz olduğunu söylemiyorum, sanki birilerinin zoruyla siyasete atılmış gibi bir hali var.
İsteksiz, amaçsız neden göründüğünü anlamaya çalışıyorum.
Aslında Mustafa Savaş’la röportaj yapmak isterdim; çünkü onun nasıl bir çocukluk yaşadığını, kariyer basamaklarını nasıl çıktığını onun ağzından dinlemek isterdim.
Çineliler samimi, içten sıcakkanlı insanlardır.
Mustafa Savaş’ın siyaset yaşamındaki hareketlerinde de birbiriyle örtüşmeyen çıkışlarına tanık oldum.
Örneğin: jeotermal konusunda, bir Aydınlı gibi davranmak yerine, inciri, üzümü, zeytini, Menderes Nehri’ni unutup bir anda Aydın’ı jeotermal cennetine dönüştürdüğü yetmiyormuş gibi ve sanki jeotermal santrallerinin olduğu yerde muz daha iyi yetiştiriliyormuş gibi gözlerimizin içine baka baka müjde vermesini anlayamadım.

Seçim müziklerinde ,’’Aydın’ın öz evladı Mustafa Savaş’’ diye bir bölüm de çok ilginç.
Mustafa Savaş, Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı olmak için “hodri meydan’’ demiş; ama
Mustafa Savaş’ın Aydın’da evi yok.
Bir misafirhanede kalıyormuş.
Şimdi bir seçmen olarak sormaz mıyım, “Beri bak Mustafa Savaş Bey. Büyükşehir Belediye Başkanımız olmak istiyon emme; Aydın’da kapısı çalınacak bir evde bile oturmuyormuşsun, misafirhanede oturmak da neyin nesi akedeş? Kazanırsam ev aşcem deyosen, ben de derim kine sen kazancene de inanmıyon nasıl olcek bu iş?’’


YARIN: FATİH ATAY, MESUT ÖZAKCAN VE ÜMMET AKIN

 

Önceki ve Sonraki Yazılar