Hiçbir şey görünüğü gibi değildir ya da her şey göründüğü gibidir

Abone Ol

Başlığa bakıp hüzünlü bir veda yazısı diye düşünmeyin.
Hedef’le yaklaşık 6 ay önce yolumuz kesişti. Gazetecilerin zaman kavramı farklıdır.
Bazen acı bir olaya tanık olarak etrafında döndüğümüz gün, bir yıl gibi gelir.
Mutlu bir olayın içinde geçirdiğimiz gün de hesaplanamaz ölçüde kısa geçer.
Hedef’te ikincisini yaşadım.
Toplumsal kaygılarımızdan biri de fazla güldüğümüzde “başımıza kötü bir şey gelecek, bu kadar gülmek yeter” diye sevincimizi kursağımızda bırakmaktır.
Vallahi ben pek mutlu oldum Hedef’te geçen zaman içinde…
Meslekte 40 yıllık birikimin üzerine üniversitede gazetecilik dersleri verirken öğrendiklerimin üzerine yeni pratikler ekledim. Öğretirken iki kez öğrenmeye devam…
Bilgi ve birikimimize en çok ihtiyaç duyulan ortama yönelmek bize en çok yakışan tavırdır.
Şimdi buradaki zamanın sonundayız. Veda vakti ama öyle hüzünlü, sitemli falan değil. Sadece mekânlarımız farklıydı, yine öyle…
Gönlüm ve bana ihtiyaç duyulan her zaman birlikteyiz, hedefimiz bir…
İmtiyaz sahibi kardeşim Bülent Akgün başta olmak üzere emek veren her bir arkadaşıma ayrı ayrı teşekkür ederim.
Bu bahsi burada kapatalım. Hayat bize imkân ve fırsatlar sunuyor. Bunu idrak edip fırsatlara daima hazır olmak için bilgi en temel ihtiyacımız bilgidir.
En çok da insanlar hakkında bilgisine muhtacız. Biri hakkındaki fikrimiz aslında bizi tarif eder.
Doğru ya da yanlış bizi iki ayrı insan yapıyor.
Siz hangisi olmak istersiniz?

HALO ETKİSİNDE MİSİNİZ?

“Beni yanlış anlıyorlar” insanın en büyük kişisel şikâyeti ve içindeki sancının sözüdür.
Bu şikâyeti ortaya çıkaran duygu, karşısındaki kişide gördüğü ilk özelliği genelleştirip kişinin karakteri gibi değerlendirmesidir.
İşte buna “halo etkisi” deniliyor.
Havalı sözcükler kullanmak değil amaç, bilginin kavramlara ihtiyacı vardır. Şu anda ihtiyacımız “halo etkisi” kavramınadır.
Görünür niteliklerden yakışıklı, güzel diye tanımladığımız insanların daha zeki ve akıllı olduklarına inanma eğilimi hepimizde vardır.
Bir kişinin veya şirketin başarısını açıklarken, gerçekte olmayan birçok özelliği o insana ya da şirkete atfederiz. Oysa gerçek bu değildir. Beynimiz, bunun kararını verirken iki temel nedene dayanır.
Bir: Zihnimiz çelişkileri ve karmaşıklığı sevmez.
İki: Birbiriyle çelişen fikirleri aynı anda barındırmayı sevmediği için insan zihni kendi içinde bir tutarlılığı olan nedensellik üretir.
Bireylerin, başarılı bir insana veya şirkete bütün olumlu özellikleri yüklemesi, olumsuz özellikleri görmemesi bu yüzdendir.
İnsan doğal olarak yaşı ilerledikçe seçtiği düşünme biçimine göre hayatı şekillenir. Aynı duygu ve düşüncelerle kurulan davranış kalıpları bir ömür yetmez, dar gelir. Bu sıkıcı ortamdan çıkmak, hayatı renklendirecek bir dünya kurmak her insanın arzusudur. Bunu ancak bilgelikle olgunlaştırılmış bir hayat yaşayanlar başarabilir.
İşte bu yüzden başkasının hayatına duyduğumuz merakı bırakıp kendimizi tanımaya başladığımız zaman geçici zaman içindeki hayatımızı mutlu ve huzurlu yaşayabiliriz.
Bir insanın sadece bir olumsuz hareketini görüp bütün kişiliğinin kötü özelliklerle dolu olduğuna inanmak kadar; birinin tek olumlu davranışına bakarak bütün özelliklerine “iyi” anlamı yüklemek de en büyük “halo etkisi”ne maruz kalmaktır.
Halo etkisi altında kalmak hepimizin ömür boyu kurtulamayacağımız insani zaafımız. Ancak bu etkiyi azaltmak elimizdedir.
Son olarak çevrenizdeki kurum, kişi ve olaylara bakışınızdaki halo etkisini bir değerlendirin. Bir de başkalarının sizinle ilgili halo etkisiyle bakışını… Hepimiz “hayatta hiçbir şey göründüğü gibi değildir” cümlesini biliriz ama zaafımız hep bilgimize galip gelir.
Hiçbir halo etkisi altında kalmadan, özgür irademle şu cümleyi kurmak istiyorum: Hedef gazetesinin her sayfası, her satırı, her çalışanı gazetecilik mesleğinin değerlerine bağlılıkla büyük hedeflere yürüyeceğine inancım tamdır.
Hoşçakalınız.