‘İrtikap Gişesi’

Abone Ol

Aydın geride kalan haftayı baş döndürücü bir hızla tamamladı.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, AK Parti Genel Sekreteri Eyüp Kadir İnan’ın peşi sıra Ülkü Ocakları Genel Başkanı Ahmet Yiğit Yıldırım’ın ziyaretleriyle şehir hareketli günler yaşadı.

Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel’in İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla gözaltına alınmasıysa gündemde büyük yankı uyandırdı.

Siyaset kulisleri bu operasyonla sarsılırken, manşetler de doğal olarak bu sıcak gelişmeye kilitlendi desek yeridir.

Ancak şunu söylemeliyim ki;

Siyasetin tozu dumanı arasında, asıl konuşulması gereken, satır aralarında kaybolup gitmesine asla izin vermeyeceğimiz çok daha hayati ve insani bir meselemiz de var. Zira biz bu şehirde halkın doğrudan canına ve helal lokmasına kastedilerek pervasızca sürdürülegelen bir alçaklığı unutursak evvela kalemimize de ihanet etmiş oluruz.

Evet, ADÜ Hastanesi’ne uzun yıllardır habis bir ur gibi çöreklenerek milletin kanını emen ‘Bıçak Parası Çetesi’nden bahsediyorum. Bu işlere tevessül edenlere yönelik soruşturmalar bir bir sürerken, Başhekim Prof. Dr. Mücahit Avcil ile yaptığımız röportajın ardından aralarında yaklaşık 35 kadar doktor, asistan ve sekreterlerden oluşan bu yapıda açıkçası kimlerin bulunduğu da en fazla sorgulanan konuların başında gelmeye başladı.

Başsavcılıkça soruşturmalar sürüyor. Bulgular ne yöndedir tam olarak bilgi sahibi değiliz. Elbette bu 35 kişinin tamamını da doğrudan doğruya suçlayamayız ancak işin vahameti, görmek isteyen gözler için ayan beyan ortada.

Kaldı ki ölümle pençeleşen Köşk’ün ya da Koçarlı’nın dağ köyünden üniversite hastanesinin yolunu tutup gelen gariban vatandaşa iki elini ovuşturarak, “Bana ne kardeşim, İneğini mi sıpanı mı satıyorsun, neyini satıyorsan sat getir. Bu parayı getirmeden ameliyata almayacağız” diyen bir doktor getirin gözlerinizin önüne.

“Rüşvet ve irtikap”la köşeyi dönmeyi huy edinmiş, ayda 2 buçuk milyon liradan fazla parayı cukkayalan bu doktoru şimdi sahiden biz nereye koymalıyız? Bu doktora çanak tutan, cukkalananlardan komisyonunu alarak milletin kanının emilmesine yardakçılık yapan asistan ve sekreterlere hangi gözle bakmalıyız?

‘Hipokrat Yemini’ni çiğneyerek beyaz önlüğün saflığını Aydınımızın masum insanının çaresizliğiyle kirleten bu zihniyet, bana sorulacak olursa sadece hukukun değil, en başta insanlığın karşısında da sanık sandalyesine oturtulmalıdır.

Daha da ağır konuşacak olursam; Mesele sadece bıçak parası meselesi değildir. Mesele, Devletin ‘Halka hizmet için’ emanet ettiği kutsal görevin garibanın son umudunu sömürmek için ADÜ Hastanesi’nin bir ‘İrtikap Gişesi’ haline getirilmesi cüreti ve haysiyetsizliğidir.

Neymiş; “Türkiye’de her yerde varmış. Çok da şey yapılmamalıymış” Çürümüşlük ülke geneline de yer yer iyice sirayet etti diye göz mü yumulsun yani. Oysa bu ‘Bıçak Parası’ meselesini küçümseyerek normalleştirmeye çalıştıranlar da ‘Kul Hakkı’na girmektedir.

Zira ADÜ Hastanesi’nin koridorlarında şifa bekleyenlerin duasını almak varken, ahını almayı tercih eden bu yapı, aynı zamanda Aydın’ımızın alnına sürülmüş kapkara bir lekedir de…

Aydın halkı, kendisi ya da bir yakını zor günlerinde elindeki son ineğini, tarlasındaki son hasadını bu çeteye kurban veriyorken yaşadığı çaresizliğini asla unutmayacaktır.

Devletin kurumu bu habis urdan temizlenirken, bizler de kalemimizle bu sürecin sonuna kadar takipçisi olmaya devam edeceğiz.

Esasen bizim için tek teselliyse bu işlere hiç bulaşmayanların halen ADÜ Hastanesi’nde çoğunlukta olmasıdır. Bu nedenle işini vicdani ve insani sorumluluğunu gözeterek yapan tüm doktorlarımızı bu kirli yapının dışında tutarak bir kez daha tenzih ediyoruz.

Hekimliğin asil duruşunu lekelemeyip gece gündüz demeden hastasının şifası için ter döken ve ‘Önce İnsan’ diyen koca yürekli doktorlarımıza ne kadar teşekkür etsek de azdır. Onların varlığı, bu habis urun sökülüp atılmasında da en büyük dayanağımızdır.

Bu yazı vesilesiyle de kendilerinin 14 Mart Tıp Bayramı’nı içtenlikle kutluyor, insan hayatını her türlü maddi menfaatin üzerinde tutan ‘Bıçak Parası’ değmemiş ellerinden de hürmetle öpüyoruz.

İyi ki varsınız…