Atilla Dağıstanlı

Atilla Dağıstanlı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

İSTİKLAL MARŞI

A+A-

Tarih: 15 Mayıs 1919
Yunan  ordusu İzmir’i işgal eder.
İşgalci Yunan ordusu komutanı  Türk Bayrağını  çiğner…

Tarih: 9 Eylül 1922
Türk Ordusu İzmir’i  Yunan ordusundan kurtarır.

Misilleme olsun diye Yunan Bayrağını  Atatürk’ün ayakları altına sererler ki çiğnesin.
Atatürk, her ulusun bayrağı o ulus için  değerli olduğunu söyleyerek Yunan bayrağının zerine basmaz ve  yerden kaldırtır.

Bayrak ,o ulusun kutsal değeridir.
Ulusal marşlar da  o ulusun kutsal değeridir.
Hangi ulus olursa olsun  ulusal marşı söylendiğinde  ayağa kalkılarak  esas duruş geçilerek  saygı gösterilir.

Mehmet Akif’in yazdığı İstiklal Marşımız 98 yaşını bitirip 99 yaşına girdi…
Seneye  100 yaşına girerek dalya diyecek…
Kimi zaman  İstiklal Marşımız okunurken birilerinin oturdukları yerden kalkmadıklarını  sosyal medyadaki paylaşımlarda görürüz.
Sanmayalım ki bu soysuzlar ne ilktir ne de son…

Şimdi  İstiklal Marşımızı,vatanımızın,cumhuriyetimizin,Atatürkümüzün sevdalıları olarak içimize sindire sindire okuyalım.
Okuyalım da emperyalizmin üzerimize  serptiği  ölü  toprağından  kurtulalım.

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.

 Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilâl!
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celâl?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl…
Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl!

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddım var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
“Medeniyet!” dediğin tek dişi kalmış canavar?

Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın.
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın…
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

Bastığın yerleri “toprak!” diyerek geçme, tanı:
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şüheda fışkıracak toprağı sıksan, şüheda!
Canı, cananı, bütün varımı alsın da Huda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.

Ruhumun senden, İlâhî, şudur ancak emeli:
Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.
Bu ezanlar ki şahadetleri dinin temeli-
Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.

O zaman vecd ile bin secde eder-varsa-taşım,
Her cerihamdan, ilâhî, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruh-ı mücerret gibi yerden naşım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım.

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl:
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl

 

Önceki ve Sonraki Yazılar