Okul ile tanış olduktan biraz sonra henüz küçük mü küçük yaşlarda oluruz. Zihnimiz pak olmasına paktır fakat aklımız henüz tok değildir. Yeni kavramlar hücum eder ilkokul sıralarında hayatımıza, yeni varlıklar zuhur eder bir oradan bir buradan. Varsa arzda bir kâşif, o da bizizdir mutlaka. Her güne yeni bir oyun, her ana yepyeni bir dost sığar muhakkak. Oyun demişken biraz daha vakit var tabi “Karagöz ve Hacivat ile sıkı arkadaş olmaya.
“Canım Karagöz’üm!” derken Hacivat, ne de çok merhametlidir halbuki. Öyle ya sıkı dost olmaktır Karagöz ile imtihanı Hacivat’ın. Öyle bir imtihan ki ne öyle ne de böyle bir türlü anlaşılmamak oyundan oyuna. Hangimiz sabır çekerdi, meramını anlatırken her defasında yanlış anlaşılmaya?
Derler ki, Karagöz ile Hacivat’ın hikayesi çok ama çok eskiye dayanırmış. Pek çok rivayet var onlara dair fakat şu çok daha akla yatkın muhakkak: Hacı Ivaz Ağa yani Hacivat ve bir demirci ustası olan Karagöz, Orhan Gazi’nin Türklük bayrağını elinde tuttuğu o nice mukaddes dönemde Bursa’da ikamet eden iki işçidir. Bu iki gönül eri, camii yapımıyla görevli olmalarına karşın ne kendileri çalışır ne de çevredeki işçileri rahat bırakırmış. Orhan Gazi’nin inşaatın erken bitmesine dair “kelleni alırım” tehdidine karşılık mimar, vakti geciken inşaatın sorumlusu olarak şu bizim iki gönül erini işaret eder. Bu havadis üzere Karagöz ile Hacivat’ın idamı gerçekleşir. Bu hadise üzerine epey üzülen Şeyh Küşteri, iki sıkı dostun ölümlerinin ardından ikilinin kuklasını yaparak perde arkasından oynatmaya başlar. Böylece, iki gönül eri daima unutulmaz olarak kalır.
Karagöz ve Hacivat, Türk edebiyatının mihenk taşlarından biri oldu, oluyor, olacak muhakkak. Bir gölge oyunu olmasına karşın, tiyatro ile birçok ortak paydada buluşmaktadır da aynı zamanda. Mevzu bahis ortak noktalardan yalnız biri var ki, bu satırları yazmama vesiledir. Hacivat ile Karagöz oyununda dikkati celbeden ne kuklaların alacalı rengi ne de iki gönül erinin amansız didişmesi olmalıdır. Peki ya nedir, Hacivat ile Karagöz’ü biricik kılan benim için?
Asıl dikkate layık olan Hacivat’ın her dediğini yanlış anlayan Karagöz karşısında Hacivat’ın amansız dramıdır. Şu var ki hem Hacivat hem de Karagöz benim nazarımda birer Türkçe sevdalısıdır keza bir milleti nesillerinin yüzüne başı dik ve alnı ak bir şekilde baktıracak olan arı bir dildir. Bu dili yanlış kullanımlardan men edecek alt mesajlar içeren mevzu bahis oyun ne gölge oyunu ne de perde oyunudur, bilakis bu oyun tam bir kelime oyunudur ve ikili de birer kelime cambazıdır, bendeniz fikrince.

DİĞER YAZILARI