Bugün, sevdiklerimizle bir araya geldiğimiz, paylaşımların arttığı ve sofraların bereketlendiği Kurban Bayramı’nı karşılıyoruz. Bayramlar; huzurun, birlikteliğin ve hep birlikte oturulan o kalabalık sofraların neşesidir. Ancak bir diyetisyen olarak madalyonun diğer yüzünü, yani bayram heyecanıyla arka plana atılan beslenme rutinlerini ve bunun sağlığımız üzerindeki etkilerini hatırlatmak da benim görevim.
Bayram boyunca değişen beslenme alışkanlıkları, özellikle sindirim sistemi başta olmak üzere vücudumuzu biraz yorabiliyor. Peki, hem bayramın tadını çıkarıp hem de sağlığımızı korumak mümkün mü? Elbette mümkün. Küçük ama etkili birkaç adımlarla bayramı çok daha hafif ve enerjik geçirebiliriz.
En büyük hata, eti dinlendirmeden tüketmek. Kurban Bayramı'nın en köklü geleneği, şüphesiz kesim sonrası hemen hazırlanan o ilk kavurmadır. Ancak sağlık ve mutfak hijyeni açısından en sık düştüğümüz hata da tam olarak budur.
Yeni kesilmiş hayvanın eti “ölüm sertliği" (rigor mortis) taşır. Bu sertlikteki et hem zor pişer hem de sindirimi son derece güçtür; mide kramplarına, şişkinliğe ve hazımsızlığa yol açar. Bu yüzden, etlerinizi mümkünse en az 12-24 saat boyunca buzdolabında dinlendirdikten sonra pişirmeye özen gösterin. Unutmayın, dinlenmiş et hem sağlığınız için daha faydalıdır hem de lezzeti çok daha belirgin olur.
Doğru Pişirme Yöntemleriyle Kalbinizi Koruyun:
Kırmızı et; kaliteli protein, demir, çinko ve B vitaminleri açısından harika bir kaynaktır. Ancak doymuş yağ içeriği de yüksektir.
Kendi Yağında Pişsin: Kavurma veya et yemekleri hazırlarken ekstra kuyruk yağı, tereyağı veya iç yağı eklemekten kaçının. Et, kendi yağıyla kısık ateşte yavaş yavaş pişebilir.
Izgara ve Haşlama Önceliğiniz Olsun: Kızartma yöntemleri yerine haşlama, fırınlama veya ızgara gibi sağlıklı pişirme tekniklerini tercih edin.
Mangala Dikkat:
Eğer mangal yapılacaksa, etin kömürleşmemesine ve ateşle arasında en az 15 santimlik bir mesafe olmasına dikkat edilmelidir. Kömürleşen etler kanserojen maddelerin oluşumuna zemin hazırlar.
Tabağın Sihirli Dengesi: Sebzeleri Unutmayın
Sadece etten oluşan bir tabak, sindirim sisteminizi bayram boyunca kilitleyebilir. Eti tek başına tüketmek yerine, tabağınızın yarısını mutlaka taze mevsim sebzelerinden oluşan bol limonlu bir salataya veya zeytinyağlı bir sebze yemeğine ayırın.
Sebzelerdeki yüksek lif oranı, etin sindirimini kolaylaştırırken, içerdikleri C vitamini de etin yapısındaki demirin vücudumuz tarafından çok daha iyi emilmesini sağlar. Yani et ve salata, biyolojik olarak da mükemmel bir ikilidir.
Tatlılarda ve İkramlarda "Hayır" Diyebilme Sanatı:
Bayram ziyaretlerinin vazgeçilmezi şerbetli tatlılar ve sarmalardır. Her gittiğiniz yerde yapılan ikramları geri çevirmemek nezaket gibi görünse de, günün sonunda kan şekerinizde ani dalgalanmalara ve halsizliğe neden olur. Gittiğiniz ziyaretlerde şerbetli tatlılar yerine porsiyon kontrolüne dikkat ederek hafif sütlü tatlıları veya dondurmayı tercih edebilirsiniz. Çay ve kahve tüketiminin artması vücuttan su atımını hızlandırır. Bu yüzden her ikramın yanında mutlaka büyük bir bardak su içmeyi ihmal etmeyin ve günlük su tüketiminizi 2-2.5 litrenin altına düşürmeyin.
Bayram, kendimizi tamamen kısıtladığımız bir diyet dönemi değildir; aksine dengenin, paylaşmanın ve ölçünün öne çıkması gereken özel bir zamandır. Porsiyonlarınızı abartmadan, bedeninize iyi bakarak ve sevdiklerinizle keyifli anlar biriktirerek geçireceğiniz harika bir bayram dilerim.