BÜLENT AYTÜRK

BÜLENT AYTÜRK

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

MİSAK-I MİLLİ

A+A-

30 Ekim 1918’de Osmanlı Devleti’nin imzaladığı Mondros Ateşkes Antlaşmasının 7. Maddesini gerekçe gösteren İtilaf Devletleri, yurdumuzu dört bir yandan işgale başlamışlardı.
M.Kemal Paşa’nın ümitsiz ve bitkin bir milleti yeniden şahlandırarak örgütleyerek Milli Kurtuluş Savaşı’nı başlatmıştır.
Erzurum ve Sivas Kongreleri’nde alınan kararlar ile siyasi hedefler belirlenmiş , Misak-ı Milli sınırları şekillenmeye başlamıştır.
Kongrelerin ardından Kemalistlerin yani milli mücadeleyi destekleyenlerin baskısı ile Padişah ve İstanbul Hükümeti Osmanlı Mebusan Meclisi’ni açmak zorunda kalmışlardır.
Son Osmanlı Mebusan Meclisi dediğimiz Meclis, Erzurum ve Sivas Kongreleri’nde şekillenen Misak-ı Milli kararlarını kabul eder.Bu kararların ardından İtilaf Devletleri askerleri Mebusan Meclisi basılır ve dağıtılır, mebuslar Malta’ya sürülür.
Peki neler var Misak-ı Milli’de ;
Boğazlar, İstanbul’un güvenliğini tehdit etmeyecek şekilde tüm devletlerin gemilerinin geçişlerine açık olacak.
Mondros Ateşkesi’nin imzalandığı tarihte işgale uğramamış, Türklerin çoğunlukta olduğu yerler milli sınırlarımız olacak. Arapların çoğunlukta olduğu yerlerde Araplar kendi kararlarını kendileri verecek.
Adli, mali, siyasi her türlü kısıtlamalar yani Kapitülasyonlar kaldırılacaktır.
Azınlıklara tanınan haklar, komşu ülkelerde yaşayan Türk azınlıklara tanınan haklarla aynı olacaktır.
Elviye-i Selase (üç vilayet); Kars, Ardahan ve Batum Türkiye’de kalacak.
Musul – Kerkük’te gerekirse halk oylaması yapılacak ve Misak-ı Milli’ye katılacaktır.
Milli sınırlarımıza en son Hatay sancağı katılmıştır.
Batum, Musul – Kerkük, B.Trakya, Misak-ı Milli’nin dışında kalmıştır.
1936’da imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Türkiye, Boğazların yönetimi ve kontrolünü almıştır.
I.Dünya Savaşı sırasında Araplara bağımsızlık vaad eden İngiltere ve Fransa, Arap coğrafyasını kendi aralarında paylaşmışlar; Irak, Ürdün, Filistin’i İngilizler, Suriye ve Lübnan’ı Fransızlar almışlardır.
Bu durum Arapların nasıl aldatıldığını gösteriyor.Gerçekte tarihte Suriye, Ürdün, Irak, Filistin, Suudi Arabistan, Kuveyt, B.A.E., Katar diye devletler yoktur.Ancak Arapların kabileciliği ve feodal yapıdan kurtuluşu Ulus- Millet olamamalarını emperyalist devletler çok iyi kullanmışlar, Arapları birbirlerine düşman etmişlerdir.
Atatürk’ün Ulus-Millet bilincinin oluşması için dil ve tarih alanında ki çalışmaları ve LAİKLİK ilkesi bu açıdan çok önemli olup, O’nun ne kadar ileri görüşlü olduğunu gösterir.

Önceki ve Sonraki Yazılar