Otomatik Nefes=Otomatik Hayat

Abone Ol

Yeni yıl geçti. Takvim değişti. Ama çoğumuzun nefesi değişmedi. Hâlâ hızlı, hâlâ yüzeysel, hâlâ fark edilmeden alınıp veriliyor. Ve belki de tam burada durup şunu sormak gerekiyor: Nefesimiz aynıysa, hayatımız nasıl farklı olsun ki? Çünkü nefes sandığımızdan çok daha fazlasıdır. Nefes, sinir sisteminin aynasıdır. Otomatik nefes aldığımızda, otomatik tepkiler veririz. Aynı şeylere sinirlenir, aynı noktalarda yorulur, aynı döngülerin içinde kalırız. İşte bu yüzden otomatik nefes, otomatik bir hayat üretir. Sabah kalkarken farkında olmadan tutulan bir nefes, gün içinde omuzlarda sıkışan bir soluk, akşam yorgunluğuyla daha da daralan göğüs…
Bunların hiçbiri tesadüf değildir. Beden, zihnin alışkanlıklarını nefesle tekrar eder.

Yeni yıla girerken çoğumuz yeni kararlar alırız. Daha sağlıklı bir yaşam düzeni, daha sakin bir sinir sitemi, daha az stres… Ama nefes aynı kaldığında beden bu kararları ciddiye almaz. Çünkü beden için sözlerden daha ikna edici olan tek şey vardır: Nefesin şekli. Nefes değiştiğinde ritim değişir. Ritim yavaşladığında ve genişlediğinde sinir sistemi güvende olduğunu hisseder. Sinir sistemi rahatladığında ise hayata verilen tepkiler de dönüşmeye başlar.

Belki de bu yıl ihtiyacımız olan şey yeni hedefler değildir de, otomatik nefesi fark edip bir anlığına durarak, otomatik tepkileri fark edebilmektir. Bilinçli nefesler almak ve yavaşça bilinçli nefesler vermek. Çünkü o an, hayat da otomatik olmaktan çıkar.

Yeni yılın en gerçek başlangıcı şu olabilir:
Nefesini değiştirdiğin an, yaşamın da seni farklı duymaya başlamasıdır.