Öztürk: Su demek bakteri demek   

Öztürk: Su demek bakteri demek   

Aydın'da diyetisyenlik yapan Buğra Öztürk, besin zehirlenmelerine dikkat çekti. Bakterilerin üremek için sıcak ve ıslak ortamları sevdiğini dile getiren Öztürk, “Su demek bakteri demek” diye konuştu.

A+A-

 TUĞBA AYDIN - Yaz mevsiminde yaygın olarak görülen besin zehirlenmeleri genelde önemsiz olarak görülse de bazı durumlarda ölümle sonuçlanabiliyor. Besin zehirlenmelerinin özellikle yaz aylarında artış göstermesinin nedeninin, sıcaklıkla birlikte zararlı mikroorganizmaların besinlerde daha fazla üreme imkanı bulması olduğu ifade ediliyor. Aydın’ın Efeler ilçesinde hizmet veren Beslenme ve Diyet Uzmanı Buğra Öztürk, besin zehirlenmesine karşı alınması gereken önlemlere ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Öztürk, yaz aylarında besin zehirlenmelerinin en önemli etkeninin sıcaklık olduğunu kaydetti.  Hava sıcaklıkları arttıkça bakterilerin üreme alanlarının da arttığını kaydeden Öztürk; “Bakteriler sıcağı, oda sıcaklığını ve bir tık daha sıcak yerleri çok seviyor. O yüzden de kış soğuklarından ziyade yaz sıcaklıkları, bakterilerin üremesi için en ideal zamanlardır. Böyle zamanlarda bazı şeylere dikkat ederek çok güzel şekilde bunlardan korunabiliriz” dedi. 

“HİJYEN BİRİNCİ BASAMAK”

Herhangi bir olumsuz durumla karşılaşmamak için çeşitli tavsiyelerde bulunan Öztürk; “Öncelikle hijyen burada birinci basamak. Yani bu el, araç ve gereç hijyeni olabilir. Örneğin bir çiğ et ile pişmiş etin aynı araç gereçlerle kullanılmaması gerekiyor. Bakteriler pişme ısısına dayanamıyorlar. Pişirmede yaklaşık 60 ya da 70 derece üzeri bir ısı istiyoruz. Bu dereceleri gördüğümüz zaman bakteri çok fazla yaşayamıyor. Bu sıcaklıkla bizim için yeterli” diye konuştu. 


“BESİNLER BUZDOLABINDA ÇÖZÜNMELİ”

Dondurulmuş yiyeceklerin çözünmesinde önemli noktalara değinen Öztürk; “Dondurulmuş ürünlerde daha çok dikkat edilmesi gerekiyor. Yaz aylarında dondurulmuş ürünleri artık çıkarıp yemeklerde kullanmaya başlıyoruz. Burada da şöyle bir durum oluyor; dondurulmuş ürünleri buzdolabında çözmemiz gerekiyor. Yani dışarı çıkarılıp oda sıcaklığında çözülen bir ürüne büyük bir şok etkisi ve bakterilerin üremesine çok fazla alan tanımış oluyoruz. Bundan dolayı yaklaşık bir gün öncesinde yapacağınız yemeğin planlanması gerekiyor. Buzluktaki ürünün en az 12 saat önce buzdolabının alt kısmına geçirilip orada çözülme işleminin gerçekleşmesi gerekiyor. Çözdürme işlemi ne kadar kuru bir alanda olursa o kadar iyi bizim için. Herhangi bir şekilde böyle suda çözdürme v.b gibi yöntemlerden uzak durmak gerekiyor. Bu konuda mikrodalga fırından da yararlanılabilir ama her zaman doğal olan yani buzdolabında daha düşük sıcaklıklara çözdürme bizim için yeterli olur” ifadelerini kullandı. 

“BAKTERİ SUYU ÇOK SEVER”

Dondurulmuş ürünleri suda çözmenin çok yanlış bir yöntem olduğunu sözlerine ekleyen Öztürk; “Bakteri suyu çok sever, kuru ortamda yaşayamaz. Suyun içinde bir şey olmayabilir, berrak olabilir ama sonuçta bu çözdürülecek şey bir kabın içinde olacak. Bu kabın dışında örneğin buzdolabına koyan kişinin elinde herhangi bir bakteri ya da bir yara olabilir. Bunu koyarken fark etmemiş olabilir. O bakteri orada donduğu için aylarca durabilir. Çıkardıktan sonra çözdürme suyuna geçebilir. Sonrasında yemekte bizim midemize kadar yol alabilir. O yüzden bu tehlikeyle karşı karşıya kalmamak için olabildiğince kuru, ya mikrodalgada ya da sıcaklık düşürme yöntemiyle buzluktan dolabın alt bölmesine alarak bu işi çözebiliriz” dedi. 


Yaz mevsiminde deniz ürünleri, kabukluların tehlike yarattığını belirten Öztürk, özellikle sıcak havada açıkta satılan tavuk döner ve yolda satılan midye gibi ürünlerin zararlı olduğunu ifade etti. 


“DOLAP ÜRÜNLERİNİ EN SON ALIN”

Marketten bir şeyler alırken mutlaka et, süt, yumurta gibi buzdolabından alınan ürünleri en son almak gerektiğini aktaran Öztürk; “Dondurulmuş veya dolaptan çıkarılmış soğuk ürünlerin en son alınması gerekiyor. Tarihlerine de çok dikkat etmeliyiz. Çünkü örnek verecek olursak, markete gitmek için evden çıkmışsınızdır. İlk olarak buzdolabı kısmından aldığınız peynir, süt vs gibi ürünleri el arabanıza koydunuz. Marketi geziyorsunuz, daha sonra işiniz bitiyor. 45 dakika sürüyor diyelim. Sonrasında marketten çıkıyorsunuz. Aniden bir şey oluyor, işiniz çıkıyor ona gidiyorsunuz eve dönüş süreniz uzamış oluyor. O ürünün tekrar buzdolabına dönüş süresi uzuyor. Ne kadar güvenilir bir marka olursa olsun ki bunların muhakkak güvenilir markalar olması da lazım. İyi paketlenmeli ve elinize aldığınızda her hangi bir yerinde yırtık olmaması lazım. Ürünün buzdolabından diğerine ulaşması yarım saat ile bir saati geçmemesi lazım. Çünkü hemen dışarı ortamına çıkarıldığı an ne kadar arada jelatin olsa bile bakteri her zaman üreyecek bir yol bulur. O yüzden de bakteriye fırsat vermemek için maksimum iki saat diyoruz ki bu pişmiş üründe de geçerli. Pişmiş ürünleri de piştikten sonra tezgahta soğumaya bırakıp dolaba koymaya çalışırken iki saati geçmemek gerekiyor. İki saatten sonra çünkü açık havada teması yüksek partiküller, bakteriler havada uçuşuyor o yüzden de onun her hangi bir şekilde zararlı bir bulaş olmaması için mutlaka bu süreyi geçmemesi lazım” ifadelerini kullandı. 


SÜT TÜKETİMİNE KARŞI UYARIDA BULUNDU

Açıkta süt tüketiminden uzak durulması gerektiğini sözlerine ekleyen Öztürk; “Her zaman pastörize veya UHT süt taraftarıyız. Açıkta alınıyorsa da çok net bilinen bir yerden alınması gerekiyor. Çünkü iki ineğin bile sütleri bir birine karışıyorsa orda problem vardır. İki inekte herhangi bir hastalığa sahipse, göstermiyor ve bu süt ile taşınıyor olabilir ki bu konuda çok güçlü bakteriler var. Bazen ısıya bile dayanıklı bakterilerle karşılaşabiliyoruz. O yüzden sütü kaynatmak evet bir çözüm bizim için ama en azından bildiğimiz daha önce bir problem yaşamadığımız bir yerden alırsak iyi olur. Bilmediğimiz mandıra tarzı yerlerden almaktan kaçınmalıyız” şeklinde konuştu. 


“AÇIKTA SATILAN GIDALARDAN UZAK DURMALIYIZ”

Özellikle pazarlarda açıkta satılan gıdalara karşı dikkatli olunması gerektiğine ilişkin uyarılarda bulunan Öztürk; “Yazın en büyük problemimiz sıcaklık. Bundan dolayı açıkta satılan hiçbir şeyin tüketilmemesi gerekiyor. Pazarlarda görüyoruz, kuru baklagiller  ve açıkta bisküviler v.b satılıyor. Gerçekten çok büyük bir sağlık riski barındırıyorlar. İki adım ötede biri hapşırsa tüm partiküller havada dolaşıyor sonuçta ve çok büyük bir risk yaratıyorlar. O yüzden de olabildiği kadar kapalı ve güvenilir markalar tercih edilmesinden yanayız” dedi.


Yine balık gibi deniz ürünlerinin taze olmasına dikkat etmenin önemli olduğunu aktaran Öztürk; “Evde sadece yemeği yapan değil herkesin hijyene dikkat etmesi lazım. Çünkü ev ortamında elden ele birçok şeyi dolaştırıyoruz” diye konuştu. 

 “ŞİMDİ DAHA DİKKATLİ OLMAMIZ GEREKİYOR”

Pandemi döneminde vatandaşların hijyene daha fazla dikkat ettiğinden dolayı zehirlenme vakalarında düşüş olduğunu söyleyen Öztürk; “Geçmiş yazlarda besin zehirlenmelerine rastlama oranımız daha fazlaydı. Pandemi döneminde hem hijyene biraz daha dikkat ettik hem de dışarıdan yemek yemeyi azalttığımız için bir düşüş oldu. Ancak baktığımız zaman artık yavaş yavaş normale dönüyoruz. Eski hayatımızı döneceğiz ve daha fazla dikkat etmemiz gerekiyor” diye konuştu.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.