Uzm. Psk. Sibel Bilir

Uzm. Psk. Sibel Bilir

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

RUH SAĞLIĞI İLE İLGİLİ YANLIŞ BİLİNEN GERÇEKLER

A+A-

Geçen yazımda 10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü’nün öneminden bahsetmiş, ruh sağlığının temel açıklaması ve dikkat edilmesi gereken uyarıcı belirtilere değinmiştim. Kapsanması gereken konunun genişliğinden mütevellit yazının iki bölüm olarak yazılacağını da söylemiştim. Bu bölüm ruh sağlığına dair toplum tarafından yanlış bilinen gerçekler üzerine olacak. Halk arasında ruh sağlığı ile ilgili birçok yanlış inanış ve düşünce bulunmakta. Bu düşünceler yayıldıkça ve düzeltilmedikçe ruh sağlığı konusundaki önyargılar da ne yazık ki güçlenerek devam etmekte. Bu düşünceleri düzeltmek adına gelin birkaç yanlış inanışa değinelim, onları düzeltelim.

“BEN RUH SAĞLIĞI PROBLEMİ YAŞAMAM”
Yanlış. Ruh sağlığı problemi çok sık görülen bir durumdur.  Sağlık Bakanlığı’nın 2 Şubat 2015 tarihinde Türkiye’deki antidepresan ilaç kullanımıyla ilgili açıkladığı verilere göre Türkiye’de her 10 kişiden 1’i antidepresan kullanıyor.  Türkiye’de ruh sağlığı hastanelerinde doluluk oranı yüzde 100’e ulaşmış durumda. Bugünkü yatak kapasitelerinin 8 ile 10 katı daha fazla yatak sayısına ihtiyaç var. Türkiye'de antipsikotik ilaçların tüketimi de son 5 yılda 7 milyon 201 bin kutudan 12 milyon 158 bin kutuya çıktı.

“ÇOCUKLARDA RUHSAL BOZUKLUKLAR GÖRÜLMEZ”
Yanlış. Bebeklik döneminde bile ruhsal bozuklukların erken belirtilerine rastlamak mümkündür. Bu problemler genellikle klinik yöntemlerle tespit edilmekle birlikte biyolojik, psikolojik ya da sosyolojik sebeplerden kaynaklanabilmektedir. Ruhsal bozuklukların birçoğu kişi 14 yaşına gelmeden kendini belli eder ve yine birçok bozukluk kişi 24 yaşına gelmeden ortaya çıkar. Ne yazık ki çocukların yüzde 20’si gibi çok küçük bir yüzdeliği ihtiyaçları olan tedaviyi görür. Erken tespit ve tedavi edilen rahatsızlıklar ileride daha büyük gelişimsel sıkıntılara sebebiyet vermeden ortadan kaldırılabilir. 

“RUHSAL PROBLEMLERİ OLAN KİŞİLER TEHLİKELİDİR VE ONLARA GÜVEN OLMAZ”
Yanlış. Ruhsal problemleri olan kişiler popülasyondaki diğer sağlıklı bireylerden daha tehlikeli değildirler. Sadece yüzde 3-5 oranında bir yüzdelik tehlikeli ya da saldırgan davranışlar sergilemektedir. Bu kişiler de ciddi bir ruh sağlığı problemi yaşayan, kronik bir rahatsızlığı olan tedavi görmeyen kişiler için geçerlidir. Aslına bakılırsa ruhsal sıkıntıları olan kişiler tehlikeli olmaktan ziyade daha çok tehlikeye açık olurlar. Bu kişiler muhakeme ve yargı mekanizmalarının sağlıklı çalışmamasından dolayı karşılarındaki tehlikeli ve art niyetli insanlara karşı daha kolay hedef olurlar. Sanılanın aksine ruhsal bozukluğu olan çoğu insan normal hayata devam edebilmekte ve güvenilir dostluklar ve ilişkiler kurabilmektedir. 

“RUHSAL PROBLEMLERİ OLAN İNSANLAR İYİ BİR ÇALIŞAN OLAMAZLAR”
Yanlış. Ruhsal bir problemle mücadele eden bir birey sağlıklı olarak nitelendirdiğimiz diğer bireyler kadar üretici ve çalışkan olabilmektedirler. Ruhsal problemleri olup gerekli tedaviyi gören kişilere işveren yöneticiler bu kişilerin giriş çıkış saatlerine diğer çalışanlara göre daha sadık olduklarını, verilen sorumlulukları büyük bir ciddiyetle yerine getirdiklerini, işe gelmeme oranlarının çok düşük olduğunu ve çok üretken olduklarını belirtmişlerdir. 

“RUHSAL RAHATSIZLIKLAR UMUTSUZ VAKALARDIR”
Yanlış. Ruh sağlığı problemi yaşayan kişiler doğru tedavi ve yönlendirme ile daha iyi olurlar ya da tamamen iyileşirler. İyileşmeyen ruhsal bir bozukluk yoktur. Bazı ruhsal engeller biyolojik temelli olabilir. Bu durumlarda kişinin zeka seviyesindeki düşüklüğü ya da işlevsel engellerini bütünüyle ortadan kaldırmak mümkün olmayabilir. Fakat tam olarak geçmese de uzman bir hekim ve psikolog tarafından rahatsızlık büyük ölçüde kontrol altına alınarak kişinin normal hayatını etkilememesi sağlanabilir. Rehabilitasyon merkezleri ve kişinin zeka ve beceri seviyesine uygun eğitim programları ile ruhsal sıkıntılar büyük ölçüde kontrol edilebilir ve iyileştirilebilir. 


 

Önceki ve Sonraki Yazılar