Efeler’de yaşayan Emine Yıldız Bilara, uzun yıllar finans alanında çalıştıktan sonra çini ve seramik sanatında eğitimler alarak bunu mesleği haline getirdi. Efeler’de kendisine bir atölye açan Bilara, bu alanda Aydınlı vatandaşlara eğitim veriyor.

“HUZURU BULDUM”
Çini ve seramik sanatına hobi olarak başladığını belirten Bilara, “Uzun yıllar finans alanında çalıştım. Muhasebe bitirdim, işletme bitirdim. İktisat, yüksek lisans yaptım. Sonra artık yeter deyip zaten hayatımda olan sanata kaldığım yerden devam ettim. Önce hobi olarak başlamıştım sonra işim haline getirdim. Kara kalem yağlı boya çalışmalarım var. Sonra çiniye başladım ve çiniye gönlümü kaptırdım. Bir başladım tekrar bırakamadım. Çinide huzuru buldum. Hobiden işim olarak devam ediyor. İlk tanışmam dediğim gibi ben yağlı boya ve kara kalem çalışıyordum. Ona ara verdiğim bir dönemde Çin'in görselleri çok hoşuma gitti. Dedim ki bu daha küçük, yapabilirim. Sonra İstanbul'da ben ders aldım, ailem orada. Oradayken dersler aldım. Sonra buraya geldim. Kendi kendime devam ettim. İnternetten izleyerek, videoları izleyerek, buradaki hocalardan destek alarak devam ettim” dedi.

“7’DEN 70’E ÖĞRENCİM VAR”
Kişisel veya grup dersleri verdiğini söyleyen Bilara, “Şimdi ustalık belgem var. Artık öğretmenliğini yapabiliyorum. Hem özel akademilerde hem de kendi açtığım tasarım atölyemde. 7'den 70'e derler ya, öyle bir grubum var benim. Hangi gün falan nasıl gelecekleri belli olmuyor ama çat kapı gelip hocam boyama yapmak istiyorum diye giren de oluyor bu kapıdan. Ya da aylık devam edenler de oluyor. İki yıllık öğrencim var mesela. Şu an küpler, abajurlar yapıyor. Ama ilk derste güzel bir tabak çıkaran da oluyor. Güzel bir ev çıkaran da ortaya oluyor. Çini için böyle. Seramikte zaten grupları alıyorum. Çamurlarla şekillendirme yapıyoruz. Anne çocuk etkinliklerimiz bu sıralar çok fazla oldu anneler günü dolayısıyla” diye konuştu.

“ÇOK RAHATLATIYOR”
Bir sanatla uğraşmanın strese iyi geldiğine değinen Bilara, “Tekrar sanata dönmek istediğimde çok yoğun bir tempoda çalışıyorken birazcık rahatlamak için başlamıştım. Zaten bir dokununca tekrar vazgeçemedim. İlk zamanlarda böyle her sıkıldığında bunaldığında hadi bir nefes alayım diye başladığım şey şu an vazgeçilmez bir şey oldu. Şu an vazgeçemiyorum. Gecenin bir vakti bile kalkıp, hadi atölyeye gideyim de bir çini yapayım, bir boyama yapayım, şurada yarım kalmıştı ya da şöyle bir proje var, bunu tamamlayayım diye geldiğim oluyor. Stres getirmek yasak değil, stresinizle gelebilirsiniz. Ben zaten onu alıp rahatlatıp öyle çıkartıyorum sizi buradan. Çünkü toprağa dokunmak, suya dokunmak çok rahatlatıyor. Mesela bunalıp öğle arasında atıyorum yakın çevrede çalışanlar. Hadi iki tabak boyayayım bir rahatlatayım diye geliyorlar. Ben onlara rahatlatıcı bir müzik ellerine bir fırça verip güzel şeyler yaptırabiliyorum. Daha rahat çıkıyorlar buradan. Deşarj olmuş çıkıyorlar” ifadelerini kullandı.





