Şehir hayatından sıkılıp köye yerleştiler

İstanbul’da 39 yıl önce hayatlarını birleştiren Baki-Elmas Uyanık çifti, şehir yaşamının stresinden kurtulmak için Aydın’a yerleşti.

GÖKHAN DÜZYOL - Burada bahçelerine ektikleri sebze ve meyveleri tüketen çift, “köy” yaşantısından oldukça mutlu olduğunu söylüyor.

Megakent İstanbul’da uzun yıllardır mali müşavirlik yapan Baki Uyanık (69), şehrin keşmekeşliğinden bıkıp, hayatını 1982’de evlendiği Elmas Uyanık (65) ile doğup büyüdüğü Aydın’ın Efeler ilçesi Kızılcaköy Mahallesi’nde yaşama hayali kurdu. Çift, İstanbul’da 17 Ağustos 1999 depreminin yaşanması ve şehirdeki trafik yoğunluğu ile hava kirliliğinin artmasıyla kente dönmeye karar verdi. Tarlalarına ceviz eken çift, işçi istihdamına da katkı sunarak hasat edilen ürünlerle de ev ekonomisine destek oluyor. Evlerinin bahçesine ve tarlalarının bir bölümüne de tüketecekleri kadar meyve ve sebze eken çift, huzuru burada bulduklarını söyledi. 

“BURASI KIYASLANMAZ BİLE”
Yerleştikleri Kızılcaköy Mahallesi’ndeki yaşamlarından oldukça memnun olduklarını belirten Baki Uyanık, “Burada küçük kuşların yuvası var. Kuşlar yuva yapıp, yavruluyor. 150 ceviz ağacı ile meyve ağaçları var. Burada her türlü sebze ve meyveyi yetiştiriyoruz. Organik ve kimyasal yok. Doğa, kendi kendini yeniler, ama insan tabiatı bozuyor, hiçbir hayvan tabiatı bozmuyor. Bir kuş bozar mı tabiatı? Kuş çoksa böcek de çok. Öğleyin olunca da burada meyve yiyorum, meyveyle karnımı doyuruyorum. Portakal, mandalina, üzüm var. Her dalda da 3-5 salkım kuşlara üzüm bırakıyorum.” dedi.

“AYAKLARIM GERİ GİDİYOR”
İşlerinden dolayı zaman zaman İstanbul’a gitmesi gerektiğini söyleyen Uyanık, şöyle devam etti:
“İstanbul'da sabah kalkınca dayak yemiş gibi oluyorsun. Sabah uyanınca beni kim dövdü diyorum. Hava pis, koku iyi değil. İstanbul’a gideceğim zaman ayaklarım geri gidiyor. İstanbul'da bazen trafikte 1 küsur saat de vitesi bire ve boşa alıyordum.  Sol ayağım bazen tutmuyordu.  Eve topallaya topallaya geliyordum. Aydın’ın şehir trafiğinden dolayı oraya gitmek istemiyorum. Aydın’da da yoğunluk yaşanmaya başladı, şehir merkezinde işim olmayınca gitmiyorum.” 

“PANDEMİDEN SONRA BURADA KALDIK”
Elmas Uyanık ise, kendisinin dışarda olmadığına rağmen eve gelen eşini gördüğünde yaşadığı stresi anlayabildiğini kaydetti. Salgınla birlikte tamamen yerleştiklerini kaydeden Uyanık, “Burayı seviyoruz. Hoşumuza giden en güzel yanı da her şeyden zevk ve tat alıyorum. Buradan sonra İstanbul'a gittiğimiz zaman orada yediklerimiz için ‘Allah'ım biz ne yiyoruz burada’ diyordum. Allah çok güzel bir nimetler verdi. Biz bunlara ne kadar şükretsek az. Bazen diyorum ki daha genç olsaydık, bu ağaçlarla meyvelerle daha önceden yetişebilseydik.” dedi. 

“BURADA YORULMUYORUZ”
Günlerinin çoğunu 7 buçuk dönüm tarlada geçirdiklerini anlatan Uyanık, “Tarlada defalarca gel git yapıyoruz ve hiç yorulmuyoruz. Bu demek ki doğanın verdiği enerjiden kaynaklanıyor başka bir şey olamaz. Biz şimdi şu anda burada mutlu güzel bir hayat yaşıyoruz. Mutluyuz, huzurluyuz, sağlıklıyız. Allah herkese de nasip etsin. Belki geceleri de burada kalacağız. Daha güzel olacak, o zaman daha da insanlardan biraz daha uzakta olacağız. Tamamen doğa, biz ve gökyüzü olacağız.” diye konuştu. 

SEVGİLERİ HALA TAZE
Geride bıraktıkları 39 yıla rağmen birbirlerine olan aşkları ve sevgilerinin hala dipdiri olduğunu belirten Uyanık çifti, “Saygı ve sevgi karşılıklıdır. Tek yönlü olan hiçbir şey güzel değildir.” derken, Elmas Uyanık da şöyle devam etti:
“İnsanlar derler ya kısmet bir şekilde bulunur diye. Ben çocuktum, Rize'nin İkizdere Gölyayla köyünde doğdum. Eşim, Aydın'ın Kızılcaköy Mahallesi’nde doğdu. Fakat şöyle bir tesadüf de var. Burada da İkizdere var, benim köyümde de İkizdere var. Yani yıllar sonra Allah bizi bir şekilde dereleriyle bile karşılaştırmış bu hayatta.”

İzlenme: 365

VİDEOYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Benzer Videolar