Atilla Dağıstanlı

Atilla Dağıstanlı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

SİYASET=KARAKTER TERAZİSİ

A+A-

Bir zamanlar bir başbakan vardı,bu başbakanın iki oğlu bir kızı vardı.

Çok şakacı,mizahtan anlamaz;ama mizaha sermaye olan bir başbakandı.

Hatta derler ki  gençliğinde  ABD 6.filosu İstanbul’a  geldiğinde ,bar,pavyon gezen Amerikan bahriyelilerine  kız ayarlarmış.

Solcular,ABD askerlerini denize atarken  çakma milliyetçi  sağcılar  ABD askerlerinden yana olurlarmış.

Gel zaman git zaman bu başbakanın kızı büyümüş,genç bir kız olmuş .

Başbakan kızı ya  hemencecik kısmeti çıkmış, Allahın emri ,peygamberin  kavli derken,düğün dernek kurulmuş.

Başbakanın kızı oldukça kalabalık bir davetlinin katıldığı düğününde müstakbel erkeği ile dans ediyormuş…

Bir eli  müstakbel erkeğinin elinde,öteki eli müstakbel erkeğinin omzundayken, AŞK TANRISI  KAFİR EROS çıka gelmiş ve okunu atmış…

Mışşş,mışşş,mışşş

Bizim tombul başbakanın tombul kızı bir elini müstakbel erkeğinin eline,öteki elini de müstakbel erkeğinin omzuna koymuşken,gözü davulcuya kaymış…

Davulcu da davulcuymuş ha..elindeki tokmağı  gösterip gösterip davula vuruyormuş…

Çok iyi vurmuş olacak ki,

O tombul başbakanın,tombul kızı  kızı bir süre  önce evlendiği erkeğinden ayrılmış düğününde  davula çok iyi tokmak vuran davulcuyla evlenmişşşşşşşşşşş.

Napcaksınız kader (!)

İşte o günden beri  Türkiye de siyaset,davulcu,davul ve tokmak üçgeni arasında  yeni bir boyut kazanmış…

O tombul başbakanın ABD’den getirdikleri diziler arasında  en çok,kimin eli kimin cebinde olduğu belli olmayan  DALLAS dizisi Türkiye’de siyasetin mayası olmuş.

Anımsayanlar olacaktır,50 li yıllarda  Başbakan Adnan Menderes’in rüyası ‘’Türkiye’yi küçük  Amerika yapmak’’ tı.Kısmen de olsa Menderes bu amacına ulaştı;ama esas o tombul başbakan gerçekleştirdi.

Şimdi  siyaset dünyasında olana bitene bakıyorum.

Sağcısı,solcusu,liberali,dincisi,radikali,imamı,üfürükçü hocası trencilik oynar gibi  aynı potanın içinde  sarmaş dolaş birbirlerine kaynamışlar.

Siyasetin  bu olmadığını bilenler ise şaşkınlık ve ürperti içinde  sirke gelmiş gibi uzaktan olanı biteni seyrediyorlar.

 

Her türlü teknoloji gelişirken beraberinde  psikolojik gelişmeyi de  getiriyor ;ancak akıllı telefon kullanmayı,modayı  yakından izlemeyi bilmelerine karşın insanlar birbirleriyle nasıl uyumlu iletişim kuracaklarını bilmiyorlar.

 

Bir ciş yarışıdır  almış başını gidiyor,bu yarışta en çok mağdur olanlar rüzgara karşı işemeye çalışan deneyimsiz taklitçiler,onlar da zaman içinde ustalaşarak çırak yetiştirerek gelecek kuşaklara hazırlık yapıyorlar.

 Peki bu döngü sürdüğü sürece,siyasetin ne olduğunu bilenler;ancak  ellerinden bir şey gelmediği için şaşkınlık ve ürperti içinde olanı biteni izleyenler ne yapacaklar ?

Kendi kendine mi düzelecek ?

Hayır.

O zaman ?

 

Bu curcuna  içinde gününü gün ederek yaşayanların devri sürerken,bu süreci seyredenler yılmadan,‘’ eğitimin bilinç tohumlarını’’ ekmeği sürdürecekler ki  zamanı geldiğinde  tohumlar filiz versin ve  gelecek  kuşaklar yaratılmış olsun.

 

Köy Enstitüleri,genç Türkiye Cumhuriyeti’nin  geleceğini yeniden yaratacak ‘’ eğitimin bilinç tohumlarıydı’’;ancak  o yıllarda tepedeki yöneticiler,bu tohumları korumayı beceremedikleri için bugünleri yaşıyoruz.

Osmanlı toplumunun sıradan bir parçası olmaktan kurtarıldık,millet olduk ne Atatürk’ün ne de millet olmanın  değerin bildik.

Cumhuriyetle yaşamaktan mutlu olduk;ama Cumhuriyetin değerini bilemedik.

Parlamenter sistemde yaşamanın  cumhuriyetin bir nimeti olduğunu gördük;ama parlamenter sistemin  değerini bilemedik.

Şimdi eski günlerin özlemini çekiyoruz;ama kıçımızı kaldırmaktan aciz ve korkak olduğumuz için Atatürk’ün gelmesini  bekliyoruz.

Atatürk,bize gerektiğinde  nasıl Atatürk olacağımızı  öğretti;ama  anlama özürlü olduğumuz için öğrenemedik,öğrenemediğimiz için de değerini bilemedik.

O zaman

 

O zaman ört ki ölem…

Önceki ve Sonraki Yazılar