Söke Organize Sanayi Bölgesi’nde (OSB) faaliyet gösteren Batı Kipaş Kağıt Fabrikası’nın enerji santralinden çıkan küller için planladığı ‘Kül Düzenli Depolama Tesisi’ projesine ilişkin ÇED başvuru dosyası tekrar halkın görüşüne açılmış, ertelenen Halkın Katılımı Toplantısı’nın 5 Ağustos’ta yapılacağı duyurulmuştu. Günde yaklaşık 400 ton külün 20 yıl boyunca depolanmasının planlandığı tesis, Sofular Mahallesi yakınlarındaki 222 dönümlük fıstık çamlığı arazisine kurulmak isteniyor. Yatırım bedeli 300 milyon lirayı aşan proje için gözler 5 Ağustos’taki toplantıya çevrilmişken endişeli vatandaş ise diken üstünde. Sofular Mahallesi sınırları içine yapılması planlanan kül depolama tesisinin aslında en büyük zarar vereceği mahallelerden birisi olarak değerlendirilen Kaygılı Mahalle’sinin Muhtarı Ali Rıza Kaya, kül deposunun hayata geçirilmesinin mahallenin yok olması anlamına geldiğini dile getirerek tepki gösterdi.

“Suyumuz Kirlenecek Nefes Alamayacağız”

Kül Depolama Tesisini kesinlikle istemediklerinin altını çizen muhtar Kaya, "En büyük zararı Kaygıllı Mahallesi görecek. Çünkü kül depolama tesisi mahallemizin hemen karşısında, kuş uçuşu yaklaşık 5-6 kilometre uzaklıkta olacak. Esen rüzgarlarla birlikte kül tamamen vadiye yayılacak ve mahallemizin üzerinde adeta bir kül bulutu oluşacak. Kül evlerimizin üzerine çökecek, içme suyumuz kirlenecek, nefes alamayacağız. Üstelik söz konusu olan çok küçük bir miktar değil; günlük yaklaşık 400 ton kül depolanacağından bahsediliyor” dedi.

Söke'deki kül depolama tesisine tepkiler dinmiyor

Yeni Parti “sancısı” arttı! Özel, CHP'den “istifa” ediyor
Yeni Parti “sancısı” arttı! Özel, CHP'den “istifa” ediyor
İçeriği Görüntüle

“Biz Burada Nasıl Yaşayacağız?”

Kül depolama tesisinin Kaygıllı Mahallesi'nin yok olması anlamına geldiğini belirten Kaya, “Burada yaşam biter. Eğer devletimiz bu tesisin buraya yapılmasına izin verecekse, Kaygıllı Mahallesi'ni tamamen kaldırsın, zeytin ağaçlarımızı kamulaştırsın ve mahallemizi başka bir yere taşısın. Burada bir yaşam var ve biz bu yaşamın yok olma tehlikesiyle karşı karşıyayız. Zeytin ağaçlarımızın verimi tamamen düşecek, çam ağaçlarımız da aynı şekilde zarar görecek. Biz burada nasıl yaşayacağız?” ifadelerine yer verdi.

Muhabir: ONUR ERKİN