Neredeyse sağlık sloganı haline gelen “spor hayattır” diye salonları, spor sahalarını dolduranlar bazı hekimlerin “spor sağlığa zararlı” açıklamasıyla şoke oldu. Aydın Hedef gazetesi olarak hem kardiyoloji hem de spor uzmanlarına danıştık. Her iki alanın uzmanı da, sporun sağlığı korumak için en güçlü kalkan görevi üstlendiği görüşünü dile getirdi.

Son dönemlerde kalp ve damar rahatsızlıkları yüzünden dikkat çekici şekilde hayatını kaybedenlerin artmasında sporun da etkisi olduğu iddiaları sosyal medyada abartılı olarak gündeme gelmeye başladı. Kimi uzmanlar, sporun insan organlarını hızla yaşlandırıp erken ölümlere neden olduğu iddialarını ortaya atarken, kimi uzmanlar da spor yapmadan sağlıklı kalamayacağı görüşünü savunması akılları karıştırdı. Aydın Hedef gazetesi, hem kardiyoloji hem de spor uzmanlarının görüşlerine başvurdu. Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Kardiyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ufuk Eryılmaz ve Aydın’da pilates eğitmenliği yapan Gamze Koca Eneç, son zamanlarda çokça konuşulan “Spor yapmak sağlığa zararlı mı?” konusu hakkındaki görüşlerini açıkladı.

SPORA SAĞLIKLI BAŞLANMALI

Sporun yalnızca kalp sağlığı değil, genel vücut sağlığı açısından da önemine dikkat çeken Prof. Dr. Eryılmaz, spora başlamak isteyen birinin öncelikle bir doktor kontrolünden geçmesi gerektiğini belirtti. Spor yapmanın sadece kalp sağlığı açısından değil vücut sağlığı açısından da önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Ufuk Eryılmaz, görüşlerini şöyle ifade etti: “Spor yaptığınız zaman zinde olursunuz. Rahat nefes alır verirsiniz. Merdivenleri kolayca çıkıp inersiniz. Gündelik ihtiyaçlarınızı daha rahat sağlarsınız. Gece uykunuz daha rahat geçer. Vücudunuz dinç olur, fit olur. Sporla ilgili birtakım yanlışlar var. Geçmişinizde hiç spor yoktur. Hiçbir kontrolünüz, sağlığınıza dair bir kaygınız yoktur. Gittikçe bozulan sağlığınızla sporun bunu tersine çevireceğini düşünürsünüz. Bu kısmen geçerli olabilir ama her zaman doğru olmayabilir. Burada ideal olan aslında o sağlıklıyken sağlığınızı kaybetmemek için o sporu yaşamınızın bir parçası haline getirmeniz, zinde olmanız, belli bir antrenman pratiğine sahip olmanız, işin özü o. Kötü bir diyabet hastasısınız, kötü bir tansiyon hastasısınız, Hiçbir zaman şekerinizin yüksekliği sizi ilgilendirmemiş. Tansiyonunuzun düzensiz olması, yüksek tansiyona dolaşmak sizi hiçbir zaman rahatsız etmemiş. Bu konudaki uyarılara hiçbir zaman kulak kabartmamışsınız. Sonra belli bir yaşa geldiniz. Sağlığınızın bozulduğuna karar verdiniz. Spor yapmaya başladınız. Bu doğru bir şey değil tabii. Çünkü burada bedeniniz eğer o sizin yeni yapmaya çalıştığınız egzersize daha önceden bir alışıklığı yoksa haliyle bu olumsuz olabilir. Yahut da daha önceki kötü alışkanlıklarınızın kalp veya beyin damarları üzerinde herhangi olumsuz bir etkisi olmuşsa ve siz bunun farkında değilseniz ve bununla ilgili hiçbir doktor kontrolünüz yoksa haliyle sporla ortaya çıkabilecek bir şey sizi darmadağın edebilir. Buradaki yanlış olan o. Yoksa sizin geçmişten itibaren, geçmişten bugüne sürekli bir egzersiz kaygısı, spor kaygısı, yürüyüş, yüzme, bisiklet binme, hafif yürüyüş, hafif koşu gibi birtakım egzersizlerden gelerek bugüne gelmiş olmanızın hiçbir yanlışı yok. Kalp sağlığı için biliyoruz ki ekstrem sporlar aşırı uç örnekler bir takım ritim bozukluklarını tetikleyebiliyor. Ekstrem spor yapan bir hastam vardı. Bursa’dan ritim bozukluğuyla gelir giderdi bir türlü teşhis edemedik. Sonra öğrendik ki İsviçre'de 90 kilometre 100 kilometre bisiklet sürüyor kayak yapıyor yani böyle fiziksel anlamda vücudu çok uç miktarda yoracak düzeyde bir takım sportif egzersizler yapıyor. Bunlar doğru olmayabilir. Yani bu tür sporlar bu içinde taşıdıkları ritim bozukluğu potansiyeli açısından doğru olmayabilir. Yoksa sporun kalbe faydalı olmadığını iddia etmek doğru değil”

Spor kalpten mi vuruyor? Uzmanlarına sorduk yüreğimiz serinledi

“DOKTOR MUAYENESİ ÖNEMLİ”

Spora başlamadan önce bir kalp doktorunun kontrolünden geçilmesi gerektiğine değinen Eryılmaz, “Doktor kontrolünden geçmiş ve doktorunun onayı ile her kimse sporunu yapabilir. Ama bir testten geçmiş olmanız lazım. Yani sizin mesela kalbinizin kuvveti nasıl? Kalp damarlarınızın anatomisi nasıl? Damarlarınız açık mı tıkalı mı? Kapak yapınız nasıl? Kapağınızda ciddi bir darlık varken sizin spor yapmanız ani kalp ölümüyle bitebilir. Mesela geçenlerde yakın aile dostumla yemek yiyorduk bana dedi ki ‘Ya benim kapağımda bir rahatsızlık var’ dedi ya dedim böyle bir şey varsa ben sizi göreyim dedim. Doğrusu bana geldiğinde hiç de öyle ciddi bir problemi olacağını düşünmemiştim. Oysa muayene edip ekokardiyografi ile kalp kapağına baktığımda neredeyse terminal dediğimiz son evre ciddi kapak darlığı olduğunu fark ettim. Ve bu hasta o güne kadar ya benim kapağımda bir şey varmış modunda yaşayan biri. Şu an ameliyat konuşuyoruz hastayla. Şimdi bu hastaya siz gözü kapalı sen git bir spor yap derseniz bunu ilk yapacağı sporda bu hasta hayatını kaybedecekti. O yüzden doktor muayenesi önemli. Özellikle bir kalp doktorunun muayenesinden geçmiş olmak önemli” diye konuştu.

Spor kalpten mi vuruyor? Uzmanlarına sorduk yüreğimiz serinledi

“SPOR SAĞLIĞA FAYDALIDIR”

Kalp hastalarının yüzde 80 ile 85’inin spor yapabileceğini dile getiren Eryılmaz, açıklamalarını şöyle sürdürdü: “Kalp hastalıkları bir yelpaze bunu sıfır hiç hasta olmamak, 100 vefat gibi algılarsanız 0-100 arasında bir yelpaze. Hangi hasta grubunu konuşuyoruz? Örneğin otuz, kırk, elli, altmış endeksi, yetmiş endeksi hasta sporunu yapabilir. Ama mümkünse doksan, doksan beşlik hasta yapmasın. Yani bizim ileri kalp yetersizliği olan hastamız yapmasın. Kalp kapakçığında ciddi kritik düzeyde darlığı olan hastamız yapmasın. Kalp damar hastalığı ciddi şekilde tıkanmış hasta spor yapmasın. Kalbi ciddi şekilde zayıf düşmüş kalbin kasılma kuvveti ciddi şekilde zarar görmüş hasta spor yapmasın. Ancak bunu ‘kalp hastası spor yapabilir mi ?’ diye sorarsanız bu soru cevaplanması zor bir soru olur. Kalp hastalarımızın tahmini olarak %80-85'i çok rahat spor yapabilir. Ama doktor kontrolünden geçmiş ve onay almış olmak koşuluyla. Ben sporun kesinlikle sağlıklı olduğunu düşünüyorum. Şüphesiz ki son dönemlerdeki ani kardiyak ölümlerle beraber bu konu tekrar tekrar bize soru olarak geliyor ama buradan kesinlikle bir spor karşıtlığını benim kişisel olarak desteklemem mümkün değil. Spor her şekilde sağlığa faydalıdır. Sadece ve sadece belli bir profesyonel destek altında bu aktiviteyi sürdürmek gerekir.”

Spor kalpten mi vuruyor? Uzmanlarına sorduk yüreğimiz serinledi

“KONTROL ÖNEMLİ”

Ağır egzersizlerin bazı hasta gruplarında ani riski artırabileceğini ifade eden Eryılmaz, “Bir kontrolden geçmiş olmak gerekiyor. Bir uzmanıyla bunu masaya yatırmış olması gerekiyor. Mesela şöyle düşünün şimdi güncel olduğu için söyleyeyim mesela aort damar hastalıkları var. En son çok değerli bir milletvekilini kaybettik. Şimdi bu aort damar hastalığında aortun belli bir çapı var. Bu normalde 37 milimin üstünde olmaması gerekir. 37 milimden sonra 50 kimi hastalarda kimi hastalarda 55 milimin üzerinde bu kapağın değişmesi gerekiyor. Ama bu hastanın aortu, örneğin 40 milimken bu hastanın spor yapmasında hiçbir engel yok. Mümkünse şınav mekik barfix halter gibi sporlardan uzak duruyoruz bunları istemiyoruz ama bunun dışında daha kardiyolojiyle uyumlu, insan fizyolojisiyle daha uyumlu bir sporu bizim desteklemememiz ya da buna yönelik olumsuz bir ifade kullanmamız mümkün değil” şeklinde konuştu.

Spor kalpten mi vuruyor? Uzmanlarına sorduk yüreğimiz serinledi

“VÜCUDUMUZA YAPTIĞIMIZ YATIRIMDIR”

Sporun yalnızca görünüşe etki etmediğini, iç organ sağlığı açısından da büyük fayda sağladığını belirten Gamze Koca Eneç, “Son zamanlarda bazı diyetisyenlerin ve doktorların spor sağlığa zararlıdır açıklamalarıyla bu sorunun yöneltildiğini düşünüyorum. Bir araştırma okumuştum kiloları yaşları ve boyları aynı vücut yapısı ve tipi olarak birbirine çok benzeyen iki birey üzerinde yapılan bir araştırma bir tanesi hayatı boyunca hep spor ve egzersiz yapmış diğer birey ise hayatında hiç spor yapmamış. Spor yapan bireyin görüntüsü çok fit olmasa da yapmayan kişiye göre solunum ve kalp sağlığının daha iyi olduğu kanıtlanmış. Tüm dünyada olan hastanelerdeki can kayıplarına bakıldığında en fazla ölüm sebebi %85 olarak solunum yetmezliği. Bunun sebebi vücudumuzun yeterince güçlü olmaması. Vücudumuz spor ve egzersiz yapmadıysa doğru nefes alabileceği antrenmanlar yapmadıysa çok basit bir ameliyatta bile bilincimiz kapalıyken vücudumuz nefes almayı bırakıyor. Şu anda yaptığımız her egzersiz ve spor gelecekteki vücudumuza yaptığımız yatırımdır. Yatırımınızı kendinize vücudunuza geleceğinize yapın” dedi.

Spor kalpten mi vuruyor? Uzmanlarına sorduk yüreğimiz serinledi

“NASIL ZARARLI OLABİLİR?”

Egzersiz programlarının kişiye özel planlanması gerektiğini söyleyen Eneç, şu ifadeleri kullandı: “İleriki yaşlarda özellikle kadınların kemik erimesi yaşamamaları için zıplamalı ve ağırlık içeren egzersizler yapılmalı. Bu tür egzersizlerle iskelet sistemimiz baskı yedikçe daha fazla güçlenir. Doğru egzersizle ya da sporla osteoporoz (kemik erimesi) Osteopeni (kemik erimesi başlangıcı) ye dönebiliyor. Spor kemik sağlığımızı bile olduğundan daha iyi duruma getirebiliyorken nasıl zararlı olabilir. Zarar görmemeniz için üye kayıt formlarında ya da egzersize başlamadan önce disk, sakatlık, kalp rahatsızlıkları olup olmadığını öğrenerek kişiye uygun egzersiz seçeneğini belirleyip bu doğrultuda ilerliyoruz. Sporu ve egzersizi sadece zayıf ve fit görünmek için değil sağlıklı olabilmek için de yapıyoruz.”

Muhabir: SEVAL ÖNCÜ